Giriş: 01.05.2026 - 08:01
Güncelleme: 01.05.2026 - 08:01
HÜSEYİN ÖZTÜRK

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Bizim ekonomimizin temel değerlerinden biri de elbette tarım ve hayvancılıktır. Biz tarım toplumu bir milletiz. Toprak bizde vatan, bayrak, devlet ve bağımsızlık demektir. Toprak bizde anadır, babadır, ailedir.


Bu vesileyle toprağımıza bağlılığımız, tüm bu değerleri bağrında saklar. Devlet kurduğumuz, birlik ve beraberliğimizin mayasının karıldığı topraklarımızın kaybedilmesine asla göz yumulmaz; istiklal ve istikbalimizin sonsuza dek korunması gereken tapumuzdur.


Vatanımızın her metrekaresi bizim için kutludur. Bu kutlu yerlerden biri de 13. yüzyılda Selçuklular ile Bizans arasında bir uç bölgesi olan Bilecik ve civarıdır.


Osmanlı fetihlerinin ardından, kuruluşun merkezi Bilecik ve civarının ismi, ‘Ertuğrul Sancağı’ olur. Bilecik ve Söğüt üzerine tarihi vesikalardan bir araştırma yayınlayan Prof. Dr. Taner Bilgin ve Prof. Dr. Halim Demiryürek, bölge hakkında şu bilgileri verirler: 


“Eskişehir’e tabi küçük bir Anadolu kasabası hüviyetinde olan Bilecik, II. Abdülhamid döneminde adeta iade-i itibar muamelesine muhatap olmuştur.


30 Ağustos 1885 tarihli irade ile Osmanlı Devleti’nin kurulduğu ve Ertuğrul Gazi’nin medfun bulunduğu yer olması nedeniyle Bilecik’in sancağa dönüştürülmesi ve sancağa da Ertuğrul Gazi’nin adının verilmesi uygun görülmüştür.


Böylece Hüdavendigar vilayetine bağlı olmak üzere merkezi Bilecik olan Söğüt, İnegöl ve Yenişehir kazalarından oluşan Ertuğrul Sancağı teşkil olunmuştur.”


Sanırım Hüdâvendigâr vilayetinin, günümüzdeki Bursa olduğu biliniyor. Bilecik ve Söğüt civarında şehrin ekonomi tarihine yolculuk edip sohbet ederken, ipekçilik adına hammaddenin uzun yıllar temin edildiği yerin Bilecik ve Söğüt olduğunu işitince, o senelere dair yolculuk etmek icap etti.


Bu anlamda yapılan araştırmalarda tarım adına önümüze ilginç bilgiler geldi. 1800’lerin sonlarından 1920’lerin sonuna kadar Ertuğrul Sancağı’nın hemen bütün ilçe ve köylerinde, ipekçilik başta olmak üzere, diğer tarım ürünleri yetişmekte ve hatta ihracat edilmekteymiş. Kaynaklara dayalı olarak bazılarından söz edelim. 


Ertuğrul Sancağı’nı oluşturan kazalarda iklime ve toprak yapısına uygun zirai üretim yapılırdı. Kaza ve nahiyelerinde; koza, arpa, buğday, mısır, afyon, nohut, pamuk, yaş ve kuru üzüm başta olmak üzere çeşitli meyve ve sebzeler yetiştirilirdi.


Bilecik, önemli bir koza üretim merkeziydi. Üretilen senelik 1 milyon 200 kilo ipek; Lyon, Marsilya ve Napoli’ye sevk olunurdu.


Bilecik’te yetiştirilen arpa, mısır, buğday, burçak, nohut ve fasulye gibi hububatın yüzde 60’ı ülke içinde değerlendirilir, yüzde 40’ı ise ihraç edilirdi. Aynı zamanda burada üretilen senelik 12 bin 820 kg. afyon başka ülkelere gönderilirdi. Öte yandan, senelik 25 bin 640 kg. civarında pamuk yetiştirilir ve 3 bin 500 dönümlük sahaya tütün ekimi yapılırdı.


Ertuğrul Sancağı arazisi son derece mümbitti. Burada arpa, mısır, burçak, fasulye, mercimek, nohut, patates yetiştirilir ve böcek beslenerek ipek kozası üretilirdi.


Lefke’de ise (Osmaneli) afyon, pamuk ve buğdayın yanında koza yetiştirilirdi ve ürünler ancak buranın ihtiyacını karşılayabildiğinden dışarıya satılmazdı.


Ertuğrul Sancağı, adeta tahıl ve meyve ambarı niteliğindeydi. Bilecik, önemli bir ipek üretim merkeziydi. İpekçiliği ile şöhret kazanan Bilecik ve havalisi, Birinci Dünya Harbi’ne kadarki süreçte ortaya çıkardığı mamul bakımından hatırı sayılır bir mevki elde etmişti.


İpekçiliğin Bilecik ve çevresinde gelişmiş olmasında en temel etken, bölgedeki geniş dutluk alanlardı. Söğüt’ün merkezinde 190 dükkân ve 4 ipek fabrikası vardı.


Bu tespitler gösteriyor ki, sanayide, teknolojide geliştiğimiz kadar tarım ve hayvancılıkta da topraklara dönmek ve modern tarıma önem vermek durumundayız vesselam.