Son zamanlarda etkisini iyice hissettiğimiz bu olayı sizlerle paylaşmak istedik. Çünkü bizleri oldukça etkiliyor.
Carry trade nedir? Yatırımcıların, düşük faizli para birimlerinden borç alarak daha yüksek faizli para birimlerine yatırım yapmasına ‘carry trade’ denir. Carry trade işlemleri, döviz kuru değişmediği sürece iki ülke arasındaki faiz farkı kadar getiri potansiyeli taşır.
Amerikan 10 yıllık tahvil faizi yıllık yüzde 4 civarında. Bu oranlarla borç para bulanın parasını TL’ye dönerek TL aldığını ve bu Türk Lirasını da TCMB’ye para piyasasında borç verdiğini düşünelim. TCMB politika faizi yıllık yüzde 37. Dolar için yıl sonu beklenti 51 TL civarı ve bu piyasa katılımcıları anketini dolduranların büyük çoğunluğu finans kurumları. Zaten yabancılar da benzer düşüncede. Bugünlerde ABD dolarının 43 TL civarında olduğunu baz alırsak, 1 dolar karşılığı 43 TL alan yabancı, aynı doları yıl sonunda 51 TL’ye alacak. O zaman 43 TL’ye 51 TL’den ve hatta yüzde 4 dolar faizini de dikkate alarak bozduğu bakiyenin de üzerinde dolara dönmesi gerekiyor. Piyasa katılımcıları anketinde doların değer kaybı yüzde 18 civarı düşünülüyor ve bu veri piyasa hedef enflasyonuna çok yakın. O zaman dolarda yükseliş enflasyon hedefinin tutturulamaması anlamına geldiği için çok önemlidir. Doları yüzde 18 pahalı alacak yabancı yatırımcı, TL’sini TCMB’ye haftalık repoyla verse zaten en son indirimle beraber yüzde 37 alacak demektir. Arada kalan yüzde 19 faiz farkı hem dolar faiz farkını kazandırmaya yetiyor hem de daha fazlasını sağlıyor.
ENFLASYONA ENDEKSLİ
Yabancı için enflasyona endeksli olması önemli değildir. Ancak enflasyon yükselirse faizler yükseleceği için eldeki tahvillerin değer azalışı söz konusu olur ki, bu durum pozisyon kârlılığını kısa süre de olsa olumsuz etkiler.
Son zamanlarda bu mantıkla hareket eden yabancıların TL cinsi getiri sağlayan varlıklara yönelmesi nedeniyle TCMB rezervleri rekorlar kırıyor. TCMB verilerine baktığımızda, TCMB, haftalık para ve banka istatistiklerinde, 16 Ocak itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervlerinin 4 milyar 808 milyon dolar artışla 84 milyar 155 milyon dolara çıktığını görüyoruz. Brüt döviz rezervleri, 9 Ocak'ta 79 milyar 347 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Bu veriler net artışı gösterdiği için çıkan paranın da finanse edildiğini unutmamamız lazım.
Rezervlerin yükselmesi güvenin artması açısından son derece önemli. Ancak yüksek reel faizlerle bunun sağlanması, vade sonunda yabancı yatırımcının dolar almak üzere ciddi bir TL bakiyesine ulaşmasını da beraberinde getiriyor. Eğer içeride kalmayıp çıkış başlarsa o zaman kur artışı ve akabinde enflasyonu yaşayacağız. Yani tekrar başa saracağız. Bu ihtimali de son derece yüksek. Çünkü cari açık kronik bir sorun olarak hâlâ çözüm bekliyor.
CARİ FAZLA İÇİN MİLLİ ENERJİ
Şimdi şu soruları sormamız lazım. Bu ekonomi bu yüksek reel faizi nasıl ödeyecek? Yabancı kârını transfer ederken dolar nasıl yükselmeyecek? Yoksa yeniden bir balon mu oluşuyor?
2025 yılı mart ayında yabancı döviz alımları nedeniyle TCMB faizleri yükseltmemiş miydi? Bu durum kur yükselişini durdurmak amacıyla yapılmamış mıydı? O zaman 350 baz puan civarında olan reel faizler şimdi bile yaklaşık 700 baz puanlarda ve hâlâ o dönemin 2 katı reel faiz veriyoruz.
O zaman faizlerin seviyesini makro ekonomik dinamiklerden çok yabancı portföy hareketi belirliyorsa, ekonomik istikrarı nasıl sağlayacağız? Çözüm cari fazla için milli enerjidedir.