istanbul-ticaret-gazetesi
istanbul-ticaret-gazetesi
Giriş: 28.11.2025 - 08:59
Güncelleme: 28.11.2025 - 08:59
AHMET EMRE BİLGİLİ

AHMET EMRE BİLGİLİ

Aile yılının uzatılmasını, bizatihi Cumhurbaşkanımız tarafından ailenin sıkça gündem yapılmasını, bu konuda geldiğimiz noktanın çok net olarak dile getirilmesini, konunun önemini, ciddiyetini ortaya koyan ve çözüme yönelik bir liderlik etme olarak anlamak gerekir. 


Aile ve nüfus meselesini sadeleştirerek anlamaya çalışalım. Bugün, nüfusun ve çocuk sayısının azalması ile ilgili aile göstergeleri olarak yüzleştiğimiz rakamlar, birçok bileşenin ortak neticesidir. Yine yalın olarak ifade edecek olursak çözümü de bu çok bileşenin bir koordinasyon halinde sıkı çalışması ile mümkün olacaktır. Tabii ki bir başka boyut; bu çalışmaların uzun vadede netice vermesi gerçeğidir. Nasıl ki bu göstergeler birden ortaya çıkmadı ise kısa vadede de değişmeyecektir.   


Bir başka gerçeklik; sosyolojik olarak dayanıklı bir toplum olmaya ihtiyacımızın çok elzem olduğu günlerdeyiz. Bu coğrafya çetin imtihanlardan geçmiş bir bölgedir ve bu durumun devam edeceği görünüyor. Siyaset kurumu da doğal olarak bu dayanıklılık halinden besleniyor ve güç alıyor.

***

Sosyolojik dayanıklılık; bir toplumun krizlere, ani değişimlere, sıra dışı olaylara karşı kapasitesini ifade eder ki bu kapasite, toplumun; toparlanma, ayakta kalma, kendini onarabilme, yeniden örgütlenebilme ve çoğu kez daha güçlü bir şekilde devam edebilmesi anlamına gelir. Aile kurumu, toplumun devamlılığı açısından en önemli faktör olup sosyolojik dayanıklılık kavramı açısından stratejik önemi haizdir ve toplumsal dayanıklılığın en küçük fakat en kritik birimidir. 


Aile, ekonomik kayıp, işsizlik, hastalık, göç, ölüm, çatışma gibi durumlarda yeni bir denge kurabilme gücüne sahiptir. Bu kapasite, aile dayanıklılığının özünü oluşturur. Sağlam iletişim, aile dayanıklılığını artıran en belirleyici unsurdur. Aile içi güven arttıkça birlikte hareket etme kapasitesi yükselir. Aileler yalnızca kendi iç dinamikleriyle değil, dışarıdaki iletişim unsurları ile de sağlamlık kazanır. Burada akrabalık bağları, komşuluk ilişkileri, mahalle kültürü ve dayanışması da önemli rol oynar. 


Bu ağlar, kriz anlarında aileyi hem maddi hem manevi olarak destekler. Bir ailenin dayanıklılığı hem kendi değerlerinden hem de ait olduğu toplumun kültüründen etkilenir. Yardımlaşma kültürünün güçlü olduğu toplumlarda aileler daha hızlı toparlanır.


Bunun yanında ailenin dayanıklılığını zayıflatan unsurlar da bulunur. Akrabalarla olan ilişkilerdeki kopukluk, ekonomik belirsizlik, çalışma hayatının zorlukları türünden unsurlar ailenin toparlanma hızını yavaşlatır.


Dayanıklı aile, krizden sonra eski haline geri dönmekle yetinmez. Çoğu zaman yeni roller geliştirir, iletişim biçimleri güçlenir, iç bağlar sıkılaşır, yeni sosyal ağlar oluşturur. Aile türü ve akrabalık dayanışmasına göre farklılık gösterebilir. Geniş aile sosyal bağların en güçlü olduğu aile türüdür. Bu bileşenler güçlü ise her tür aile yüksek dayanıklılık gösterebilir. Zayıf ise en avantajlı görünen aile bile kırılgan hale gelebilir.


Netice itibariyle aile; evlilik, akrabalık, eğitim, şehir, mahalle, sokak, konut mimarisi ve nüfus türünden unsurlarla yakından ilgilidir. Sosyolojik dayanıklılık ise ailenin bütün bu unsurlarla bağının güçlü olmasına bağlıdır ve bunlardan beslenir. Gereğinden fazla üniversite mezununa sahip olma aileyi ve doğurganlığı tersinden etkiler. Eğitimde meslek lisesi mezunlarının hakiki anlamda meslek edinerek çalışma hayatına başlamaları da yine aileyi ve doğurganlığı pozitif etkiler. Gençlerin ise evliliği gündemlerine alması büyük ölçüde uygun zeminin varlığı ile yakından ilgilidir. Bu sebeple tüm bileşenler evlilik için uygun zemin oluşturmada etkin rol üstlenmelidir. Zemin güçlü ve uygun olunca göstergeler pozitif olarak gelişir, süreci başlatır. Yani aileye ağıt yakma şansımız yoktur ve Cumhurbaşkanımızın ifadesi ile taşın altına hepimizin elini koyma zarureti vardır.