İstanbul Fatih, Bursa İznik, Diyarbakır Sur, Mersin Tarsus. Tarihte İstanbul dediğimiz yer bugünün Fatih’i idi ve eskiden Tarsus varken de Mersin küçük bir sahil kasabası, Sur ise Diyarbakır’ın merkezi idi. İznik zaten başlı başına bir merkezdi ve Halil İnalcık’a göre Osmanlı orada kurulmuştu.
Bu dört şehrimizin ortak yönü müthiş bir kültürel miras zenginliğine sahip olması ve günümüzde ise idari olarak sıradan birer ilçe hükmünde olmalarıdır. Her ne kadar Tarihi Yarımada’ya ilişkin koruma bağlamında özel bir yönetim varsa da yetersizdir. Mevcut tedbirler burasının itibarına ilişkin bir varlık ortaya koyamıyor. Bugün, Tarsus’un ayrıcalıklı bir şehir olduğunu, Fatih’in dışında Sur’un ve İznik’in itibari özelliğini kaçımız biliyor?
Birçok şehrimizin kültürel miras zenginliğini biliyoruz. Fakat bunu gereği gibi koruma-faydalanma dengesi konusunda ne kadar başarılıyız konusu tartışmalı. Özellikle neticeden baktığımızda her açıdan zaaflarımız ve eksiklerimiz bulunuyor. Alan Başkanlığı uygulaması kendi içerisinde başarılı ve ciddi bir tecrübe biriktirdi fakat kapsamı ve sonucu itibariyle yetersizdir.
Dünyada kamu yönetimi açısından özel statülü şehirler mevcuttur. Bu şehirler, genellikle ülke genelindeki farklılıklardan hareketle özel şekilde idari ve hukuki statüye sahip. Washington D.C., St. Petersburg, Hong Kong, San Marino, Floransa, Varanasi, Lviv, Cusco, Kudüs, Vatikan, Mekke-Medine gibi yerler farklı boyutlardan özel statüsü olan şehirlerdir.
Dünyada kültürel miras zenginliği bakımından daha çok özel koruma statüsü olan şehirler vardır. Bu statüler, genellikle UNESCO gibi kurumlar tarafından tanınır ve şehirlerin tarihi, kültürel değerlerini korumayı hedefler. Bu tür şehirler bazen ulusal yasalarla, bazen de uluslararası anlaşmalarla özel yönetim düzenlemelerine tabi tutulur ve UNESCO Dünya Mirası Şehirleri olarak bilinir.
Kutsal ve dini statülü şehirler; Mekke, Medine, Kudüs ve Vatikan olarak ifade edilebilir. Bu şehirler, dini açıdan kutsal kabul edilir ve genellikle hem yerel halk hem de uluslararası anlamda özel saygı ve koruma görür. Bunlarla birlikte Avrupa Birliği tarafından Kültür Başkenti unvanı ile geçici bir statü verilen veya milli-yerel mevzuatla korunan tarihi şehirler vardır. Bu şehirlerin yönetimleri bazı konularda kısmi bir özel statüye sahip bulunur.
ÖZEL STATÜLÜ ŞEHİRLER ODAĞINDA ÇALIŞILABİLECEK DÖRT ŞEHİR
Türkiye'de kültürel miras zenginliği açısından özel statü ile yönetilecek şehirler statüsüne hangi şehirler girebilir sorusunun cevabı elbette çok şehirdir. Çünkü ülkemiz bu alanda hakikaten çok zengin konumdadır. Fakat kimsenin itiraz etmeyeceği ve önceliği olan dört şehir öne çıkar; Fatih, İznik, Sur ve Tarsus. Bu dört şehir bu çerçevede model olarak çalışılabilir. Bu şehirden hareketle; tarihi, dini, arkeolojik ve çok kültürlü mirasları nedeniyle yerel yönetimlerin ötesinde özel kamu yönetimi modelleriyle birlikte mevcut koruma politikalarının ötesine geçerek ve tümünü kapsayan yeni bir idari yapılanma gündeme getirilebilir.
Özel bütçeli koruma ajansı olan ve elbette ki merkez-yerel işbirliğinin çok iyi kurgulandığı örnek olacak bir yönetişim modeli düşünülebilir. Söz konusu bu dört şehir üzerinden nitelikli bir pilotlama yapılabilir. Bu dönemin sonunda yeni bir değerlendirme yapılarak ülkemizdeki bu kapsama girecek ilçeler ciddi bir kurul değerlendirmesi ile seçilebilir.
Öncelikli olarak Türkiye’nin özel statülü şehirleri için bir yönetim modeli çalışmak gerekir. Bu saydığımız dört şehir üzerinden yapılacak pilotlamada da bu çalışılan model test edilir ve ardından yeni bir sonuç odaklı çalıştay yapılarak model nihayete erdirilir. Bu çalışmalara kamu, yerel yönetimler, üniversiteler ve mesleki ve sivil toplum kuruluşları davet edilir. Bu modelin yetkileri, yerel yönetimin yeni konumu, kültürel miras odaklı şehir planlaması, somut olmayan kültürel mirasın belgelenmesi, aktarılması, uluslararası boyutu gibi konular ilk çalıştayın ana temasıdır ve bunun üzerinden bir taslak model oluşturulur.
Dolayısıyla hem yerel kalkınma hem de kültürel miras diplomasisi açısından Türkiye'nin pilot uygulama yapabileceği özel statülü şehirler modeli bu dört şehrin çalışılmasından hareketle asıl model çalışılır ve nihai model de bu usulle ortaya çıkarılmış olunur. Bu şehirlerin üst yöneticileri olacak kaymakamlar da özel hususiyetler aranarak seçilirler ve buradaki başarıları onları bir üst göreve hazırlamış olur.
Bu çerçevede dört şehrin ardından ilk aklımıza gelen şehir isimleri; Batman Hasankeyf, Siirt Tillo, Şırnak Cizre, Adana Kozan, İzmir Selçuk, Şanlıurfa Halfeti ve Tunceli Pertek düşünülebilir.