Türkiye'nin yeni rekabet avantajı, güçlü olduğu ürünlerde derinleşmek olabilir mi? Türkiye, dünyanın önemli domates üreticilerinden biri. Fındıkta güçlü. Zeytinde güçlü. Balda güçlü. Çayda güçlü. Peki, neden bu ürünlere sadece ‘ürettiğimiz ürünler’ olarak bakıyoruz? Belki de onlara farklı bir gözle bakmanın zamanı geldi.
Mesela, neden domates mühendisliği olmasın? İlk bakışta sıradışı gelebilir. Ama kastettiğim yeni bir üniversite bölümü değil. Bir düşünme biçimi… Bir rekabet modeli… Bir kalkınma yaklaşımı…
Yani domatesi sadece yetiştiren değil; onunla ilgili en iyi teknolojileri geliştiren, en verimli üretim sistemlerini tasarlayan, sensörlerini üreten, yapay zeka uygulamalarını geliştiren, kalite standartlarını belirleyen, eğitimini veren ve bu bilgi birikimini dünyaya ihraç eden bir ülke olabilmek...
Çünkü domates mühendisliği dediğimizde aslında çok geniş bir inovasyon alanından söz ediyoruz. Tohum geliştirmede; kuraklığa dayanıklı, hastalıklara dirençli ve daha yüksek besin değerine sahip çeşitler…Üretim teknolojilerinde; topraksız tarım, dikey tarım, yapay zeka destekli sulama ve gübreleme sistemleri…
Dijital tarımda; sensör tabanlı üretim optimizasyonu, yapay zeka ile hastalık tespiti ve veriye dayalı üretim yönetimi…
Hasat sonrası teknolojilerde; akıllı ambalajlar, soğuk zincir çözümleri ve raf ömrünü uzatan yeni uygulamalar… Gıda teknolojilerinde ise fonksiyonel domates ürünleri, sağlık amaçlı bileşenler ve yeni nesil işlenmiş ürünler…
Kısacası, tek bir ürünün etrafında onlarca farklı teknoloji geliştirmek, yeni girişimler oluşturmak ve küresel ölçekte katma değer üreten bir ekosistem kurmak mümkün.
ÜRÜNDEN ÇOK TEKNOLOJİSİNİ SATALIM
Aslında mesele sadece domates de değil. Bal mühendisliği… Zeytin mühendisliği… Fındık mühendisliği… Çay mühendisliği… Her biri için aynı soruyu sorabiliriz. Çünkü geleceğin rekabeti yalnızca daha fazla üretmekte olmayacak. Asıl rekabet, o ürünün etrafında oluşan bilgi, teknoloji ve yetkinlik ekosistemini kurabilmekte olacak.
Bugün bazı ülkeler bunu başarıyor. Ürünü satmaktan çok; o ürünün teknolojisini, üretim sistemini, yazılımını, ekipmanını, standartlarını ve bilgisini satıyor. En yüksek katma değeri de tam burada elde ediyor.
Belki de her alanda rekabet etmeye çalışmak yerine, zaten güçlü olduğumuz alanlarda dünyanın referans ülkesi olmayı hedeflemeliyiz.
Belki de artık sadece ürün üretmeyi değil, ürünün mühendisliğini konuşmalıyız. Çünkü bazen kalkınma, bambaşka bir ürün keşfetmekle değil; bildiğin ürüne bambaşka bir gözle bakabilmekle başlar.
Belki de gelecekte ‘Made in Türkiye’ ifadesinin yanında şunu da göreceğiz: Engineered in Türkiye. İşte o gün, yalnızca ürün ihraç eden değil; bilgi, teknoloji ve yetkinlik ihraç eden bir ülke olma yolunda önemli bir adım atmış olacağız. Çünkü o zaman sadece domates satmayacağız.
Domates için geliştirdiğimiz sera sistemlerini, sensörleri, yazılımları, üretim standartlarını, eğitim programlarını, sertifikasyon modellerini ve danışmanlık hizmetlerini de dünyaya sunacağız. Yani ihraç ettiğimiz şey sadece ürün değil; o ürünü daha verimli, daha kaliteli ve daha sürdürülebilir üretebilmeyi sağlayan bilgi birikimi olacak.
TÜRKİYE ÜRÜN MÜHENDİSLİĞİ MODELİ
Acaba Türkiye gerçekten güçlü olduğu her üründe dünyanın mühendislik merkezi olabilir mi? Bence olabilir. Hatta bunun için her şeye sıfırdan başlamamıza da gerek yok. Çünkü elimizde zaten güçlü olduğumuz ürünler, yetişmiş insan kaynağı, üretim deneyimi ve sanayi altyapısı var.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, bu güçlü yönleri ortak bir vizyon etrafında birleştirecek yeni bir bakış açısı. Ben buna ‘Türkiye ürün mühendisliği modeli’ diyorum. Bu modelin temel amacı; her sektörde ortalama olmaya çalışmak yerine, güçlü olduğumuz ürünlerde dünyanın en derin bilgi, teknoloji ve yetkinlik ekosistemini kurmaktır.
Böyle bir model; tarımı sanayiyle, üniversiteleri teknoloji şirketleriyle, girişimcileri ihracatçılarla aynı hedef etrafında buluşturabilir. Belki de Türkiye'nin yeni rekabet avantajı, tam da burada saklıdır…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları İstanbul Ticaret Gazetesi'ne aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.