Eğitime ilişkin net tespitimizi söyleyip öyle konuya girelim. Sektör olarak eğitim, diğer sektörler gibi ticari öncelik açısından hiçbir zaman ilk sıraya oturmadı ve oturmayacak. Eğitimin hem temel/ortaöğretim tarafında hem de yüksek öğretimde bu sözümüz geçerli. Eğitim sektöründe tabiri caizse ‘sinekten yağ çıkarma’ anlayışı olmaz, olursa da bu eğitim olmaz. Bu sebepten dolayı özel sektörde eğitime girenler; eğitimi ya itibar sağlayıcı bir unsur olarak görürler, ticari kısmını önemsemezler veya bütçe olarak kendi ayakları üzerinde durabilecek bir strateji izlerler. İkisi de makul yaklaşımdır ve iki usulle de eğitim başarılı olarak ortaya çıkar. Fakat bunun dışında nitelikli bir eğitim ortaya çıkmaz.
Şimdi konuya girelim. Yüksek öğretim düzeyinde özellikle İstanbul’da ve diğer şehirlerimizde misafir öğrenci veya uluslararası öğrenci hareketliliği, son yıllarda yükseköğretimin stratejik alanlarından biri hâline gelmiş durumdadır. Globalleşmenin hızlanmasıyla birlikte ülkeler, sadece ekonomik ve siyasi değil, aynı zamanda akademik alanda da rekabet ederken, uluslararası öğrenciler bu rekabetin önemli unsurlarından biri haline geldi. Bu minvalde Türkiye, son yıllarda yükseköğretimde uluslararasılaşma konusunda dikkat çekici bir ivme yakaladı.
***
Türkiye’nin bu yükselişinde YÖK, üniversiteler ve sivil yapılar önemli roller üstlenirken, Maarif Vakfı ve onun bünyesinde faaliyet gösteren ve işinin önemli kısmı bu olan Maarif Ajansı, bu sürecin sahadaki en aktif aktörleri arasındadır. 2020’den beri bu alanda faaliyetlerini sürdüren Maarif Ajansı, Türkiye’nin yükseköğretim imkânlarını dünyaya tanıtma misyonuyla hareket ediyor. Ajans, bu doğrultuda düzenlediği uluslararası eğitim fuarlarıyla hem Türkiye’deki üniversiteleri hem de uluslararası öğrencileri farklı ülkelerde bir araya getiriyor. Geçtiğimiz ayda Bişkek’te düzenlenen eğitim fuarı, Ajans’ın 50. fuarı oldu. Yaklaşık 3 bin öğrencinin katıldığı bu etkinlik, Ajans’ın kısa sürede ulaştığı geniş etki alanını göstermesi açısından dikkat çekicidir.
Ajanstan aldığımız bilgilere göre bugüne kadar düzenlenen fuarlara 150 farklı üniversite katıldı ve toplamda 80 bin öğrenci bu etkinliklerde bulundu. Bu rakamlar, Türkiye’nin uluslararası öğrenci pazarındaki görünürlüğünün ciddi şekilde arttığını gösteriyor. Bu fuarlara Maarif Vakfı okullarından mezun olacaklarla birlikte farklı eğitim kurumlarından gelen öğrenciler de yoğun ilgi gösteriyor. Öğrencilerin Türkiye’yi tercih etmesinde; kaliteli eğitim, görece uygun maliyetler, kültürel yakınlık ve uluslararası öğrencilere sunulan burs imkânları belirleyicidir.
***
Son yıllarda Türkiye, uluslararası öğrenci sayısında ciddi bir artış yakaladı. ‘Uluslararası öğrenci merkezi’ olma hedefi doğrultusunda atılan adımlar, üniversitelerin İngilizce program sayısını artırması, uluslararası işbirlikleri ve tanıtım faaliyetleri, bu artışın temel nedenleri arasındadır. Ajansın düzenlediği fuarlar ise bu sürecin en doğrudan ve etkili araçlarından biridir. Çünkü bu etkinlikler sayesinde öğrenciler, Türkiye’deki üniversitelerle birebir temas kurabiliyor, eğitim imkanlarını doğrudan öğrenip karar süreçlerini daha sağlıklı bir şekilde yönetebiliyorlar.
Maarif Vakfı, dünya genelinde yürüttüğü eğitim faaliyetleriyle Türkiye’nin ‘esnek gücünü’ artıran önemli kurumlardan biridir. Maarif Ajansı ise bu yapının yükseköğretim alanındaki çalışmalarında stratejik bir rol üstleniyor. Ajansın yürüttüğü faaliyetler yalnızca öğrenci teminiyle sınırlı olmayıp Türkiye’nin akademik marka değerini yükseltmeye, kültürel etkileşimi artırmaya ve uzun vadede nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine katkı sağlıyor.
Uluslararası öğrenciler, günümüz dünyasında sadece eğitim sistemlerinin değil, aynı zamanda ülkelerin küresel etkisinin de önemli bir göstergesi hâline gelmiş durumdadır. Türkiye, bu alanda attığı adımlarla dikkat çekerken düzenlenen fuarlar, kurulan akademik köprüler ve artan öğrenci sayıları, Türkiye’nin yükseköğretimde küresel bir merkez olma yolunda ilerlediğini ortaya koyuyor. İstanbul gibi bir şehirde 4-5 yılını geçiren bir misafir öğrenci, hem iktisadi harcamalarıyla ekonomiye katkı veriyor hem de şehir/ülke aidiyeti ve sevgisi oluştuğu için çok değerli bir duruma evriliyor. Aslında, uluslararası öğrenci meselesini tüm boyutlarıyla ve mezuniyet sonrası memnuniyet içinde ülkesine dönmesini müteakip ülkemize müzahir, iyi yetişmiş bir kişi olarak bize yapacağı katkılar üzerinden değerlendirdiğimizde hakikaten ne kadar önemli bir işin başarıldığı anlaşılacaktır. İşte ülke kazanımı da tam olarak budur. Bunlar gönül coğrafyamızı güçlendirecek ve daha etkin hale getirecek potansiyel aktörlerdir.