Giriş: 06.02.2026 - 09:44
Güncelleme: 06.02.2026 - 09:44
NURULLAH GÜR

NURULLAH GÜR

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), geçtiğimiz günlerde kredi kartlarının limitlerine yönelik yeni bir düzenlemeyi hayata geçirdi. 


Bu düzenleme kapsamında “kart hamillerinin, tüm bankalardaki toplam kart limitlerinin 400 bin TL’nin üzerinde olması hâlinde, son bir yıl içerisindeki en yüksek harcamanın yapıldığı hesap kesim tarihindeki kullanılmayan kart limitlerinin, bankalarca kısmi bir oranda azaltılmasına” karar verildi. Kısmi olarak adlandırılan oranlar yüzde 50 ila 80 arasında değişim gösteriyor. Bu tip makro ihtiyati tedbirler hem finansal istikrarı sağlamlaştırmak hem de enflasyonla mücadelede para politikasına destek olmak için alınır. Normal şartlarda bu tip bir düzenlemeye iktisadi açıdan çok fazla itiraz gelmez. Türkiye’de kredi kartı kullanımının kontrol altında tutulmasının, fiyat istikrarı ve finansal istikrar açısından kritik olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. 


Bununla birlikte, BDDK’nın son düzenlemesinin zamanlama, kapsam ve hakkaniyet açısından çok dikkatli değerlendirilmesi gerektiği de ortadadır. Bu tür makro ihtiyati tedbirlerin, ekonomide işler yolundayken alınması daha etkin sonuçlar üretir. Enflasyon nedeniyle toplumun birçok kesimi için satın alma gücünün eridiği bir dönemdeyiz. Ayrıca, reel sektör tarafında iktisadi faaliyetler potansiyelin altında bir hızda seyrediyor. Dolayısıyla, haneler ve reel ekonomi için şartların zorlu geçtiği bir dönemde bu tür tedbirlere başvurulması, politika değişikliğine olan güveni olumsuz etkileyebilir.


BDDK her ne kadar bu düzenlemenin ülkedeki bireysel kredi kartlarının yüzde 75’ini ilgilendirmediğini vurgulasa da düzenlemenin orta sınıfı etkilediği açıktır. Bugün ortalama bir koltuk takımı veya buzdolabının fiyatı 50 bin TL civarında. Yeni evlenecek gençler için mobilya ve beyaz eşyaların toplam maliyeti korkutucu seviyelere ulaşmış durumda. Dört kişilik bir aile için sağlık sigortası ile bir aracın kasko sigortasının toplam bedeli 100 bin TL’yi buluyor. Özel eğitim masraflarını zikretmeye ise zaten lüzum yok. Özetle, 400 bin TL yüksek bir tutar gibi görünse de bu meblağ günümüz koşullarında maalesef anlamını çoktan yitirmiş durumda. 


Koronavirüs salgını ve ardından gelen yüksek enflasyonla birlikte günlük alışverişlerde kredi kartı kullanma eğilimi hızla arttı. Bugün insanlar bir şişe suyu dahi kredi kartıyla alıyor. En büyük kağıt paramız 200 TL olduğu için nakit kullanmanın işlem maliyeti ciddi biçimde artmış durumda. En düşük emekli maaşı olan 20 bin TL’yi nakit olarak çektiklerinde bile insanlar parayı nereye koyacaklarını şaşırıyor. Kredi kartı limitlerindeki düşüş sonrası, özel bir hastanede ya da bir mobilyacıda yapılacak toplu bir ödeme çok meşakkatli hâle gelecek. Bu durum senet kullanma eğilimini artırabilir. Ancak bu alan, finansal ve hukuki boyutlarıyla daha fazla risk barındırıyor. 


Bir de düzenlemenin hakkaniyet boyutu var. Kredi kartlarında limit olmasına rağmen bu limitleri gereksiz tüketimle doldurmayan ve ödemelerini düzenli olarak gerçekleştiren kart sahipleri bu düzenlemeyle aleyhe bir muameleye maruz kalıyorlar. Kullanılmayan bu limitlerin çoğunlukla acil durumlara ayrıldığı gerçeğini göz ardı etmemek lazım. 


Kredi kartı limitlerine yönelik bir düzenleme yapılması ihtiyacını anlıyorum. Ancak bu düzenleme farklı biçimlerde hayata geçirilebilirdi. Enflasyon tek hanelere inip vatandaşların satın alma gücü toparlandığında böylesi bir adım atılabilirdi. Limit indirimlerine düşük oranlardan başlanarak bu süreç yıllara yayılabilir, böylece satın alma gücünün toparlanması beklenebilirdi. Limitlere yönelik ayarlamalarda bireylerin kredi notları daha fazla dikkate alınabilirdi. Kart üzerinden yapılan sağlık, eğitim ve sigorta ödemeleri normal limit kapsamı dışında değerlendirilebilir; yalnızca bu tür harcamalarda geçerli ayrı limitler tahsis edilebilirdi. Ayrıca kart limitlerinin yıl başlarındaki güncellemelerinin, azami olarak ilgili yılın beklenen enflasyonuna göre ayarlanması yönünde bir kural da belirlenebilirdi.


Bu yazıyı kaleme alıp gazetedeki editörümüze ilettikten bir gün sonra BDDK’dan yeni bir açıklama geldi. Bu kapsamda eğitim ve sağlık harcamalarının kredi kart limitleri ayarlamasından etkilenmeyeceği duyuruldu.