Yazının başlığından anlaşıldığı gibi bu ‘bakkallara ağıt’ yazısı değil.
Aksine, bakkallığın; felsefesine, ruhuna, anlayışına, istikametine, iletişimine, mahallenin ve sokağın parçası oluşuna, ayak üstü sohbetine, küçük dertlere derman oluşuna, emanete sahip çıkışına, kendi çevresi ile bir ekosistem oluşuna yeniden bakabilmektir. Eskiden bakkallar sokağın, mahallenin vazgeçilmezleri idi. Yöreye dair her şey ondan sorulurdu, bir yabancı önce ona sorardı. İşletmenin kendisine bakkaliye, işletene de bakkal denirdi.
Zemin uygun görünmüyor ama ifade ettiğimiz gibi bakkala ağıt yakmamızın da bir getirisi yok. Fakat sosyolojik bir gerçek var; zeminin uygun olduğu yerlerde bakkallar yaşıyor. Demek ki işin mümkünatı var.
Var ama yapmamız gerekenler de var. Mesela sokağımızda, mahallemizde, semtimizde bu türden bir bakkalımız var ise ona sahip çıkma konusunda tavır geliştirebiliriz.
Sanki yaşadığımız yerin bir cüzü gibi görebiliriz. Onu kaybettiğimizde neleri kaybedeceğimizi öngörebiliriz. Varlığı ile nelerin mümkün olduğunu yaşayabilir, dillendirebiliriz. Bütün ihtiyaçlarımızı zincir marketlerden almayabiliriz. Bakkallara yönelik bir pozitif ayrımcılık geliştirebiliriz.
Gerçekten de mahallede, sokakta hakiki bir bakkal nasıl bir rol ifa eder? Yeni durumda, karışık zeminde nasıl var olur, kendi devamlılığını nasıl sağlar soruları üzerinde kafa yorulması gerekir. Bir bakkalın var olmasını, varlığını devam ettirmesini Kürşat&Gültekin Bakkal örneğinden yola çıkarak anlayabiliriz.
Bakkalın resmi adı Hatunoğlu Gıda/Market’tir. Bakmayın ismine siz, aslında kendisi kelimenin tam anlamı ile bakkaldır. Üsküdar Aziz Mahmut Efendi Sokak’tadır. İki erkek kardeş olarak işletirler.
Bakkalın toplam kapalı mekânı 50 metre civarındadır. Tahminen 25 yıllık geçmişleri vardır, açtıklarında bir göz küçük bir dükkân idi ve sadece bakkal malzemeleri satardı. Sonradan yanındaki dükkânı da kiraladı ve sebze meyve reyonu açtı. Sabah 07.00 gibi açılır, akşam 22.00 gibi de kapanır. Sadece bulunduğu sokak değil, yakınındaki herkes ihtiyaç halinde oraya akar. Yakınlarında birçok markalı zincir market olduğu halde buranın müşterisi azalmaz.
İnsanları oraya çeken asıl faktör rekabet değildir, onun dışındaki değerlerdir. Kardeşlerin en büyük sermayesi güvendir, herkes onlara güvenir. Gerektiğinde evinin anahtarını onlara emanet ederler. Size gelen emaneti evde yoksanız kargocuya, bakkala bırakın denir. Fiyatları asla fahiş değildir, aldığının üzerine makul bir kârla satar. Aynı zamanda rekabetçidir, asla kazıklandım duygusuna kapılmazsınız.
Meyveyi sebzeyi seçersiniz, seçerken de vicdanlı davranırsınız, bakkalın kendisini de düşünürsünüz. Ürünlerle ilgili sorduğunuz sorulara dolambaçlı cevaplar almazsınız, ne ise onu söyler. Yani güveni zedeleyici bir şey olmaz.
İki kardeş Sultanbeyli’de ikamet ederler.
Her sabah biri metro ile gelir, diğeri araçla Anadolu yakasının Hal’ine uğrar, sebze meyveleri alıp öyle gelir. Yani ürünler de her daim olabildiğince tazedir. Kardeşler müsait olduklarında evlere servis de yaparlar. Güvenle telefonla veya pencereden seslenerek sipariş verebilirsiniz.
Müşterilerle abi, abla, hocam, efendim kelimeleri ile başlayan samimi bir iletişimleri vardır. Her gelen sadece malını alıp gitmez, ayak üstü mini bir sohbet de yapar, o günün gündemi ne ise dertleşebilirler. Kardeşlerin durdukları yer bellidir ama onları iktidar yanlısı da muhalefet kesimi de sever, asla da hadlerini aşmazlar.
Yazının başında ifade ettik. Bakkallara ağıt yakma gibi niyet içinde değiliz. Çünkü bunun kimseye bir faydası olmaz. Fakat elbette yazıdan da bir maksadımız var. Her türlü olumsuz koşullara ve zemine rağmen bakkalın da var olabileceğini, sürdürülebileceğini bu örnekten yola çıkarak göstermektir.
Yani bir bakkal, uygun zemin inşa edip komşuları/müşterileri ile samimi ve güvene dayalı bir iletişim kurabilir, fiyat ve ürün düzeyini de makul bir ölçüde tutabilir, meyve sebze reyonunu da satışa dahil edebilirse yaşamaması için hiçbir sebep yoktur. Kürşat Bakkal’ın da yaptığı ve başardığı bundan başka bir şey değildir. Üstte saydığımız sebeplerle bakkalın varlığı sokak/mahalle için son derece yararlıdır.
Netice-i kelam; bakkalın varlığının devamı bugünkü şartlarda zordur ama mümkündür, yeter ki zemini ve insanı birlikte güvenle buluşturalım.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları İstanbul Ticaret Gazetesi'ne aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.