Yapay zeka son iki yılda yalnızca teknolojiyi değil, ekonominin mantığını da değiştirmeye başladı. Anthropic’in yayımladığı son araştırma, bu dönüşümün ölçeğini net biçimde ortaya koyuyor. Analiz, ABD’de insanların işlerini tamamlama süresinin yüzde 80 kısaldığını gösteriyor. Üstelik bu hızlanma yalnızca belli sektörlere özgü değil. Sağlık hizmetlerinden hukuk işlerine, pazarlamadan akademik araştırmalara kadar geniş bir alanda aynı sonuç ortaya çıkıyor.
Araştırmaya göre, mevcut yaygınlaşma hızıyla yapay zeka, ABD’de yıllık işgücü verimliliğini yüzde 1.8 artırabilir. Bu oran, son yılların iki katı büyümeye karşılık geliyor. Kısacası, ekonominin ‘tıkandığı’ düşünülen yerde bir anda yepyeni bir verimlilik penceresi açılıyor.
Microsoft CEO’su dahil giderek daha fazla lider, yapay zekanın yalnızca operasyonel işleri değil, üst düzey yönetim görevlerini bile devralabileceğini söylüyor. Hatta bazı CEO’lar, kendi pozisyonlarının bile otomasyonla ikame edilebileceğini açıkça ifade ediyor. Buradaki kritik nokta şu: Yapay zeka artık yalnızca ‘iş hızlandıran bir araç’ değil, ‘işin kendisini üstlenen bir aktör’ haline geliyor.
MUSK’IN ÖNGÖRÜSÜ: ÇALIŞMAK YAKINDA ZORUNLULUK OLMAKTAN ÇIKACAK
Elon Musk’ın geçtiğimiz hafta Suudi Arabistan’da gerçekleşen yapay zeka zirvesinde yaptığı açıklama, tartışmayı başka bir seviyeye taşıdı. Musk, “Uzun vadede çalışmak opsiyonel olacak” dediğinde, bunu bir abartı olarak söylemiyordu. Konuşmasının önemli bir kısmı basit bir mantığa dayanıyordu:
İnsansı robotlar + üretken yapay zeka = İşgücünün neredeyse sınırsız biçimde genişleyebilmesi.
Bugün insansı robotlar çoğu kişiye hâlâ deneysel bir teknoloji gibi geliyor. Ancak Musk, bunların kısa sürede ‘her eve girecek’ kadar yaygınlaşacağını ve tarihte cep telefonunun yaptığı dönüşüme benzer bir kırılma yaratacağını düşünüyor.
Daha önemlisi, bu birleşik teknoloji işgücü maliyetini aşağı çektikçe ‘çalışmanın ekonomik zorunluluk’ olarak anlamı da zayıflıyor. İnsanların işe gitmesi artık geçimini sağlamak için değil, istemesi nedeniyle olacak. Tıpkı bugün kimsenin yiyeceğini kendi bahçesinde yetiştirmek zorunda olmamasına rağmen bahçecilik yapanların olması gibi.
PEKİ, İNSANLAR İŞSİZ Mİ KALACAK?
Bu sorunun etrafında büyük bir panik dalgası dolaşıyor, ancak tablo sanıldığı kadar tek yönlü değil. Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın verdiği örnek çarpıcı: Yıllardır, “Radyologlar ilk yok olacak meslek” deniyordu. Sonuç tam tersi çıktı. Yapay zeka görüntü yorumlamayı hızlandırınca, radyologlar daha fazla hastaya hizmet verebilir hale geldi. Bu da mesleğin genişlemesine yol açtı. Bu örnek bize kritik bir ders sunuyor: Yapay zeka bazı işleri ortadan kaldırabilir ama çoğu zaman işin kapsamını büyütür. Asıl soru, işsizliğin artıp artmayacağı değil. Asıl soru, bu geçişin hızı toplumların uyum kapasitesini zorlayacak mı?
Anthropic’in çalışması, burada önemli bir nüans ekliyor: Yapay zeka zamandan büyük tasarruf sağlıyor ama bu boş zamanın nasıl kullanılacağı belli değil. Herkesin bu zamanı daha çok çalışarak değerlendireceğini varsaymak gerçekçi değil. Bir kısmı kendini geliştirecek, bir kısmı iş değiştirip yeniden eğitim alacak, bir kısmı ise gerçekten daha az çalışmayı tercih edecek.
YENİ EKONOMİK DÖNEMİN EŞİĞİNDEYİZ
Bu tablo artık ‘dijital dönüşüm’ diye adlandırdığımız şeyin ötesinde. Yeni dönemin temel sorusu şuna dönüşüyor: İnsan ne için çalışır?
Eğer iş, ekonomik bir zorunluluk olmaktan çıkarsa, çalışma kültürünün kendisi yeniden tanımlanacak. İnsanların işe gidip gelmesi, yaratıcı bir üretim pratiği haline gelebilir. Toplumlar bunu yönetemezse, eşitsizlik artabilir. Yönetebilirse, tarihin en büyük refah genişlemesi yaşanabilir. Şirketler açısından ise dönemin ruhu net: Klasik yetkinlikler önemini kaybederken, yapay zeka destekli beceriler öne çıkacak. Strateji geliştirme, problem çözme, insan ilişkileri, etik muhakeme gibi beceriler değer kazanmaya devam edecek.
Sonuç olarak, önümüzdeki 10 yıl içinde, insan emeğinin bir kısmı zorunluluktan ziyade tercihe dayalı hale gelecek. Bu artık bir ihtimal değil, güçlü bir öngörü. Musk’ın ‘çalışmanın opsiyonel hale geleceği’ iddiası kulağa radikal geliyor olabilir. Fakat veriler, yöneticilerin beyanları ve yapay zekanın hızla artan kapasitesi bir araya geldiğinde, bu senaryo her geçen gün daha gerçekçi hale geliyor. Bu dönüşümü şekillendirecek olan yapay zeka değil. Bizim onu nasıl kullanacağımız. Adaptasyonu geciktiren toplumlar zorlanacak, uyumu erken yönetenler ise tarihin en büyük üretkenlik sıçramasından en çok payı alanlar olacak.