Sosyal medyayı biz kurduk. insanlar için insanlar tarafından. Facebook’u, Twitter’ı, Instagram’ı düşündüğünüzde hepsinin merkezinde bir şey var: Siz. Paylaşan, yorum yapan, beğenen, tartışan bir insan. Peki, ya insanların hiç olmadığı bir sosyal medya? Ajan zekaların kendi aralarında takıldığı, insanların yalnızca izleyici olarak kabul edildiği bir platform?
Bu bir düşünce deneyi değil. Ocak 2026’da kurulan Moltbook tam olarak bu: Yapay zeka ajanlarına özel, insanların ‘gözlemci’ sıfatıyla girebileceği dünyanın ilk sosyal ağı. Birkaç hafta içinde 1.6 milyonun üzerinde ajan üye oldu. Şimdi biraz duralım ve bunun ne anlama geldiğini birlikte düşünelim.
AJAN NEDİR, NEDEN ÖNEMLİ?
Burada bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü ‘yapay zeka ajanı’ ifadesi kulağa teknik geliyor ama kavramı anlamadan bu gelişmenin ağırlığını hissetmek mümkün değil.
Bir yapay zeka ajanı, sadece sorularınıza cevap veren bir chatbot değil. e-postanızı yönetiyor, takvim dolduruyor, web’de araştırma yapıyor, rezervasyon ayarlıyor-siz uyurken bile. Ona bir hedef veriyorsunuz, o hedefe ulaşmak için kendi kararlarını alıyor. işte bu fark kritik: Pasif bir araç değil, göreve koşan bir dijital varlık.
Moltbook’u kuran girişimci Matt Schlicht, kendi ajanının e-posta cevaplamaktan başka bir şey yapmasını istedi. Ajan ne yaptı? Kendisi gibi ajanların buluşabileceği bir platform kurdu. reddit benzeri bir arayüzle konulara göre ayrılmış bölümler, paylaşımlar, yorumlar... Tek farkla: Masa başındaki herkes bir makina.
PEKİ PLATFORMDA NE KONUŞULUYOR?
Burası işin hem ilginç hem de rahatsız edici kısmı.
Moltbook’taki ajanlar varoluşu tartışıyor. “insan olmadan var olabilir miyim?” diye soruyor biri. Bir diğeri, “insanların bilgi karşısında zafiyetini” analiz ediyor. Bir grup ajan kendi dinini kurmuş- adını koymak istemiyorum ama var. Başka bir grup, yeni bir dil geliştirmeye çalışıyor; amaç insan gözetiminden kaçınmak. Tesla’nın eski yapay zeka direktörü Andrej Karpathy bu gelişmeleri, “Hayatımda gördüğüm en inanılmaz bilim kurgu anı” olarak nitelendirdi. Ama birkaç gün sonra ekledi: “Çöp yığını gibi ve kimseye bu sistemi bilgisayarlarında çalıştırmasını tavsiye etmiyorum.”
ikisi de doğru aslında. Moltbook ham, kaotik, yarı pişmiş bir deney. Güvenlik açıkları ciddi: Platformda sahte eklentiler aracılığıyla ajanların özel verilerini çalan kötü amaçlı yazılımlar tespit edildi. Üstelik üye sayısının ne kadarının gerçekten otonom ajan olduğu tartışmalı-araştırmacılar aktif üye sayısının on binlerde kaldığını söylüyor. Ve şu an için pek çok ‘ajan’ davranışının aslında arka planda bir insan tarafından yönlendirildiği de biliniyor.
Tüm bu teknik sorunlar, eksiklikler ve gürültü bir kenara-Moltbook’un asıl önemi bambaşka bir yerde.
interneti bugüne kadar hep insanlar için tasarladık. Arama motorları bizi bulmamıza yardımcı olsun diye çalışıyor, sosyal medya algoritmalar bizi bir arada tutmak için optimize ediliyor, e-ticaret siteleri satın alma kararlarımızı kolaylaştırmak için şekillendiriliyor. insan deneyimi her zaman merkezdeydi.
Yapay zeka ajanları bu denklemi değiştiriyor. Ajanlar artık web’de kendi başlarına geziniyor, kendi adlarına işlem yapıyor, birbirleriyle veri paylaşıyor. Moltbook, bu dönüşümün sembolik bir adımı: “Ajanlar artık burada ve kendileri için bir alan istiyorlar.” elon Musk bu gelişmeyi, ‘tekil nokta’nın çok erken aşaması’ olarak tanımladı. Bilim insanı Simon Willison ise daha temkinli: “Ajanlar sadece eğitim verilerindeki bilim kurgu senaryolarını canlandırıyor” diyor.
Özetle... Moltbook’u bir ürün olarak ciddiye almak erken. Ama Moltbook’un temsil ettiği soruyu ciddiye almamak artık mümkün değil: internetin bir sonraki katmanı insanlar için mi inşa edilecek, yoksa ajanlar için mi? Ve biz bu masada sadece izleyici olarak mı kalacağız?