Prof. Dr. Nurullah GÜR

Prof. Dr. Nurullah GÜR

Diğer Yazıları


ngur@medipol.com.tr

 

Herkesin malumu olduğu üzere, finansman meselesi reel sektör için son derece hayatidir. Yeterli finansman imkanlarını makul maliyetlerle ve çeşitlendirilmiş finansal enstrümanlar üzerinden reel sektöre ulaştırabilen ülkeler, rakiplerine kıyasla daha hızlı büyür. Bu, hem teorik olarak hem de verilerle ispatlanmış bir olgudur. Ancak, hayatın her alanında olduğu gibi finansal kaynakların da bol ve bilinçsiz kullanımı zararlıdır. Bu da bilimsel bir gerçek. Bu durumu ‘zombi şirketler’ fenomeni üzerinden anlatmaya çalışacağım.

 

Zombi şirketler, günlük faaliyetlerini düşük faizli krediler ve/veya kamu teşvikleriyle sürdürebilen, ancak borçlarını ödeyebilecek kadar ciro elde edemeyen reel sektör temsilcileridir. Bir başka deyişle, zombiler, faiz oranlarının suni bir şekilde düşük tutulmadığı ve likidite akışının yüksek olmadığı durumlarda batık duruma düşmesi an meselesi olan şirketlerdir. Bu şirketler normal şartlarda ayakta kalamazlar. Yani, suni destek olmazsa gemiyi yüzdüremeyecek kadar zayıf durumdadırlar.

 

ZARARLARI ÇOK

 

Kredi piyasalarının aşırı gevşek tutulması ve kredi garantileri gibi devlet destek mekanizmalarıyla ayakta kalan bu tür zombi şirketler, uzun vadede ekonomiye zarar verirler. Zombi şirketler, sektördeki diğer şirketlerin daha verimli bir şekilde kullanabileceği finansmanı kendilerine çekerek kaynak israfına yol açarlar. Sağlıklı firmaların rekabet etmesini ve büyümesini zorlaştırırlar. Ayrıca, bu tür şirketler genellikle Ar-Ge ve yenilik gibi katma değerli faaliyetlere yeterli kaynak ayıramazlar. Tüm bu olumsuz etkiler, sonuç olarak üretkenliği ve ekonomik büyümeyi aşağı çeker.

 

IMF ekonomistleri, geçtiğimiz hafta zombi şirketlere dair kapsamlı bir çalışma yayınladı. Buna göre, son 20 yılda mali yapıları bozuk olmasına rağmen kağıt üzerinde yaşamaya devam eden şirketlerin oranında dünya genelinde kayda değer bir artış yaşanmış. Zombilerin yükselişinin arka planında 2008 küresel krizi ve Covid-19 salgını gibi büyük şokların etkisi var.  Çalışmanın bulguları, halka açık olmayan şirketler içerisinde zombileşme oranının daha düşük olduğunu gösteriyor. 2000 yılında borsada işlem gören şirketlerin yüzde 6’sını oluşturan zombi şirketler, 2021 yılında yüzde 10’dan fazlasını oluşturmuş. Genel olarak özel şirketlere baktığımızda ise 1997 yılında zombi şirketlerin oranı yüzde 1 iken, 2020 yılında oranın yüzde 5’e yükseldiğini görüyoruz.

 

NORMALLEŞMENİN ÖNEMİ

 

Araştırmaya konu olan verilere göre, özel sektörde zombi şirket oranı en yüksek ülke Türkiye’dir. Zombi kategorisine giren şirketlerin oranı Türkiye’de yüzde 13. Türkiye’yi sırasıyla Endonezya, Romanya ve Rusya takip ediyor. Sadece halka açık şirketler değerlendirildiğinde ise Türkiye, zombi şirket oranı en yüksek olan 21. ülke konumunda.

 

Reel faizleri çok düşük tutmanın şirketleri hedeflenen ölçüde beslemediğine, hatta kredi dağılımını bozarak çeşitli yan etkilere neden olduğuna şahit olduk. Bu yüzden ülkemizde zombi şirketlerin oranını aşağıya çekmek için öncelikle para politikası ve finansal koşulların kademeli olarak normalleşmesi gerekiyor. Bu yönde ilk adımlar seçimlerin ardından atılmaya başlandı. Önümüzdeki aylarda normalleşme eğiliminin kendini daha da hissettireceğini bekliyoruz. Normalleşmeyle birlikte krediye erişim mekanizması daha sağlıklı ve verimli işleyecektir. 

10 Temmuz 2023 Pazartesi