İSAR Araştırma Merkezi bünyesinde yürütülen Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırması'nın (TGSS) 2024 bulguları, ülkemizde aile kurumunun fotoğrafını çarpıcı bir netlikle ortaya koyuyor.
2 bin 615 kişilik ulusal temsili örneklemle gerçekleştirilen araştırma, hem klasik anlatının doğrulandığı hem de kırılmaların başladığı noktaları gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde bu araştırmaya ilişkin ‘Aile Yapısı ve Algısı Raporu’ yayınlandı.
RAKAMLAR ÖNCE GÜVEN VERİYOR
Araştırmaya göre Türkiye’de insanların genel sosyal hayatlarından memnuniyet oranı yalnızca yüzde 43 iken, aile ilişkilerinden memnuniyet yüzde 84’e çıkıyor. Aradaki fark küçümsenmeyecek boyutta. İnsanımız dışarıdaki hayattan ne kadar yorulursa yorulsun, içeride hâlâ aileye tutunuyor.
Modern toplumun bireyi özgürleştirdiği kadar yalnızlaştırdığı da artık yeni bir tespit değil. Ekonomik belirsizlik, iş hayatındaki rekabet, büyük şehirlerde giderek anonimleşen yaşam, dijitalleşme ve sosyal ilişkilerin dönüşümü insanın geleneksel dayanışma çevrelerini daraltıyor.
Türkiye’de ise bütün bunların karşısında hâlâ çok güçlü bir ‘son sığınak’ var: Aile. İnsanların önemli bir bölümü ihtiyaç duyduğunda desteği öncelikle en yakınlarından bekliyor. Bu nedenle Türkiye’de aileyi yalnızca anne, baba ve çocuklardan meydana gelen demografik bir birim olarak görmek eksik kalıyor. Aile, aynı zamanda bizim sosyal güvenlik sistemimizin görünmeyen katmanı.
İşsiz kaldığımızda, hastalandığımızda, çocuğumuza bakacak birine ihtiyaç duyduğumuzda, yaşlandığımızda, maddi veya manevi bir kriz yaşadığımızda devletin, piyasanın veya sosyal çevrenin bıraktığı boşluğu çoğu zaman aile dolduruyor.
Gençler aileden vaz mı geçiyor, yoksa geleneksel roller mi değişiyor?
Türkiye’deki aile tartışmalarında en kolay kurulan cümlelerden biri şu: “Gençler artık evlenmek istemiyor.” Böyle kesin hükümler vermeden önce gençlerin içinde yaşadığı şartlara bakmak gerekiyor.
Bugünün 25 yaşındaki genci ile 30-40 yıl önceki 25 yaşındaki insan aynı ekonomik ve sosyal dünyada yaşamıyor. Eğitim süresi uzadı. İş hayatına giriş gecikti. Konut edinmek zorlaştı. Büyükşehirlerde bağımsız bir hane kurmanın maliyeti arttı. Kadınların eğitim ve çalışma hayatındaki konumu değişti. Evlilikten ve eşler arasındaki ilişkiden beklentiler yükseldi.
Dolayısıyla evliliğin gecikmesini doğrudan ‘ailenin değer kaybetmesi’ şeklinde okumak yanıltıcı olabilir.
AİLE REİSİ, ÇOCUK, NAFAKA KONULARINA BAKIŞ
Araştırmada, toplumsal cinsiyet rolleri sorulduğunda dikkat çekici bir ayrışma görülüyor. "Evin reisi erkektir" ifadesine erkeklerin yüzde 51'i katılırken, bu oran kadınlarda yüzde 26'da kalıyor. Üstelik eğitim seviyesi yükseldikçe bu geleneksel role yönelik eleştirel tutum belirgin biçimde artıyor.
Katılımcıların yüzde 85'i ideal çocuk sayısını iki veya üç olarak işaretliyor, yüzde 42.8'i doğrudan ‘iki çocuk’ diyor. Doğu bölgelerine gidildikçe sayı artıyor, batı ve büyükşehirlerde ise azalıyor.
Nafaka gibi hukuki-ailevi meselelerde ise toplum ikiye bölünmüş durumda: Yüzde 47 destekliyor, yüzde 34 karşı çıkıyor.
AİLEYİ KORUMAK NE DEMEK?
Burada kamu politikası açısından da önemli bir ayrım yapmamız gerekiyor.
‘Aileyi korumak’ ile ‘geçmişteki aile biçimini korumak’ aynı şey değil. Türkiye’nin ihtiyacı aileyi geçmişin fotoğrafında dondurmak değil.
Bugünün insanının aile kurabilmesini kolaylaştırmak.
Genç bir çift evlenmek istiyorsa barınma maliyetini düşünmek zorundayız.
* Çocuk sahibi olmak istiyorsa kreşi konuşmalıyız.
* Yaşlı nüfus artıyorsa yalnızca çocukların anne babalarına bakmasını beklemek yerine uzun dönemli bakım sistemlerini geliştirmeliyiz.
* Aileyi gerçekten güçlendirmek istiyorsak sloganlardan kurumlara geçmeliyiz.
POLİTİKA YAPICILAR İÇİN KIYMETLİ VERİLER
TGSS’nin düzenli tekrarlanacak saha araştırmaları konuyu tek tip bir ‘aile politikası’ şablonuyla değil, bu farklılaşmayı yıllar içinde izleyebilecek nadir araçlardan biri olarak politika yapıcılar için kıymetli veriler içeriyor.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları İstanbul Ticaret Gazetesi'ne aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.