Bundan 10 yıl önce Türkiye Maarif Vakfı; kuruluşunu gerçekleştirip üst kurullarını oluşturup Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Cumhurbaşkanının huzuruna çıkıp ilk buluşmasını yaptığında ‘kızılelma’ olarak görülebilecek bir hedef ortaya konmuştu.
Bu; fiziki olarak BM’ye üye olan tüm ülkelerde var olma idi. Büyük bir iddia idi ve var olmaya dayanıyordu.
Bilindiği üzere BM’ye üye olan ülke sayısı 193’tür. Vatikan ve Filistin de gözlemci olarak bulunurlar.
Eğitimde global olarak var olmak ne demek? Okul işletmeciliğine soyunmak demek, müfredat çalışması ve akreditasyonu yapmak demek, müfredatta ev sahibi ülkenin kültürünü dikkate almak demek, eğitimin içeriğini zenginleştirecek çeşitli birimler kurup bunlarla iş üretmek demek, küresel kültürel ve ilmi etkinliklerde bulunmak demek, yurt ve Marifet türünden eğitimi/öğrenciyi destekleyici birimler kurmak demek, süreli ve bilimsel yayınlar çıkarmak demek, netice olarak hem ülkelerde hem de merkezde eğitim ekosistemini inşa etmek ve başarı ile yönetmek demek.
Türkiye Maarif Vakfı bugün itibariyle; 523 okul, 2 üniversite, 19 eğitim merkezi, 12 Türkiye Araştırmaları Merkezi, 55 yurt, 68 bin öğrenci, 13 bin yurt dışı personel, 66 ülke, 108 resmi temas sağlanan ülke sayısı kadar sayısal bir güce ulaşmıştır. Bu, hakikaten okul işletmeciliği çerçevesinde önemlidir ve onun ötesinde bir anlam taşır.
Maarif Vakfı’na da liderlik eden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği gibi artık eğitimde de küresel oyuncuyuz. Peki bu ne demek? İşte bu söylediklerimizi global düzeyde başarı ile devamlılığını sağlayarak yapabilmek demek. Mezun öğrencilerimize iyi bir kariyer fırsatı vermek demek, onları mezuniyetlerinden sonra da destekleyici organizasyonlar yapmak demek. İktisadi olarak kendi ayaklarınız üzerinde durabilmek demek.
Bilindiği üzere ülkemizin diğer ülkelere nazaran ayırt edici temel özelliği; yapılan hiçbir hizmetin sömürgecilikle ilişkilendirilemez oluşudur. Sömürgeci ülkeler özellikle Afrika kıtasında kendilerine bağladığı ülkelerin dilini, dinini ve kültürünü hiç dikkate almayarak değiştirme yoluna gitmişlerdir.
Bilindiği üzere gerçekte hiçbir Afrika ülkesinin dili İngilizce veya Fransızca değildir. Ama bugün koca Afrika’nın resmi dili bu ikisinden biridir. Maarif ise Türkçeyi bir sömürge dili olarak değil, öğrencinin önüne yeni ufuklar açacak bir vasıta olarak, yabancı dil olarak öğretmektedir.
Maarif, kendini dünyaya iyi insan yetiştiren küresel bir eğitim müessesesi olarak konumlandırmaktadır. Bunu yaparken de gizli bir ajandası olmaksızın, tüm kültürlere ve dinlere saygılı şekilde ve samimiyet içerisinde yapmaktadır. Bunun için de üst düzeyde hüsnü kabul görmektedir.
Elbette tüm bunların ortak neticesi olarak; gönül coğrafyası anlayışına dayalı, organik bir nüfuz alanı inşa etme de kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bu ise dünyaya örneklik teşkil edecek bir uygulama olarak ülkemiz adına gurur verici bir hasıladır. Küresel devlet siyaseti açısından da yadsınamayacak hakiki bir etki alanıdır.
Bu sebeple Maarif’in devlet politikası gereği oluşturduğu bu nüfuz alanı objektif ve rasyonel olarak her daim ve dönemde ufuk sahibi yönetimlerin işine gelecek bir neticedir, tabii ki sürdürülebilirlik ister. Ve dünya üzerinde erdemli insan yetiştirme çabası bu minvalde devam eder. Gelecek 10 yılın inşası da bu tecrübe ışığında gerçekleşir.
Maarifin, milletimizin, Maarif erenlerinin yolu açık olsun, ayaklarına taş değmesin ve erdemli insan yetiştirmeye devam etsinler. Maarif kavramını küresel alana armağan eden bu hareket Necmeddin Okyay’ın hattı ile ölümsüzleşen ‘Maarifsiz millet yaşamaz’ mottosunu da bütün milletler için geçerli bir söz olarak global alana armağan etmiştir.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları İstanbul Ticaret Gazetesi'ne aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.