Cuma28 Ağustos 202610:48İSTPİYASAAÇIK
HÜSEYİN ÖZTÜRK
HÜSEYİN ÖZTÜRK

İrade sermayesi

00:00 / 00:00

“İnsandaki irade sermayesi, insanı madden ve manen makul ölçülerde imkânlara ulaştırmaya kâfidir. Milletlerin bu yöndeki iradesi, o milletin istikbaldeki hayatını belirler.” Şekib Avdagiç İTO Başkanı.

Yazının başlığı da Şekib Bey’in konuşmalarından. İnsan iradesi kadar büyük bir sermaye yoktur. Üstelik hiçbir ön veya son ödemesi olmayan, insanın son nefesine kadar sınırsız kullanabileceği bir sermayedir.

Güçlü idareler, güçlü irade sahiplerinin temelini attığı, “emek ve güven” yüklü inşa ettiği yönetimlerdir ki; ekonomideki başarının merkezi kumanda odasıdır. İrade sermayesini, yönetime dâhil etmek; ekonomik, sosyal ve kültürel istikrara her halükârda başarı getirir.

İrade sermayesi denilince başa mutlaka paylaşmayı, dayanışmayı, birlik ve beraberliği koymak gerekir. Çünkü irade hasletinin, melekesinin en yakın dostu olan hak ve hukuk terazisi, mutlaka bütün yönetim kademelerinde olmalıdır.

İrade sermayesi denilince yine akla sadece elbet fabrikalar, büyük zenginlikler, ithalat, ihracat gibi ticari alandaki çeşitli iş yatırım ve kolları gelmemelidir.

Mevsim itibariyle yazın bir kısmını, Anadolu’nun çeşitli il ve ilçelerinde yaşamak nasip oldu. Buralarda da mümkün mertebe orta ve küçük sermayeli üreticilerle sohbet etmek imkânı bulduk.

Büyük şehirlerdeki haz ve hız anaforuna kapılmamış Anadolu insanı irfan ehlidir. Kasalarını, keselerini, işlerini, atalarından miras aldıkları söz, nasihat ve tembihlerle yönetirler. İşte “irade sermayesinin temeli” burada ortaya çıkmaktadır.

Yazının girişimdeki İTO Başkanı Şekib Bey’in; “İnsandaki irade sermayesi, insanı madden ve manen makul ölçülerde imkânlara ulaştırmaya kâfidir” ifadesi, bu manada bütün iş âleminde neşvünema bulmalıdır.

Seyahatlerimde tecrübelilerle esnafla yaptığım sohbetlerden bazılarını paylaşmak isterim. 

“Sözün varsa sözümüze değsin, yoksa dili de zihni de yormamalı” diye başlayan hasbihallerden örnekler:
-İnsan paranın esiri olmamalı. Para seni mezara kadar götür, yanına koymak isteseler, bırakmazlar. Esas kavga ondan sonra başlar. Bırakıp gittiklerinin paylaşılmasındaki kavgaları bir görsen, yapıp ettiklerinden pişman olursun. Ama kazancına haram karıştırmadıysan, korkma, hak yerini bulur.

-Başkalarının emeğine ve hakkına göz dikmemeli! Hak etmediğin o haklar, yıllarca konuşulur. Arkanızda; ‘iyi insandı’ diye iyilik sermayesi bırakabiliyor musunuz? İşte esas zenginlik budur.

-İnsan kaygılı varlıktır, şüphecidir, endişelidir, bu yüzden yapmak istediğinin hep fazlasını ve hep en çoğunu kazanmak ister. Kendi işini bitirmeden başkalarının işine göz diker, haset eder, hatta onun işini savsaklamak için uğraşır.

Neden? Anlamsız kaygı ve endişesi yüzünden, hırs ve tamah seline kapıldığı için. Bu selin sermayesi de fitnedir, fesattır, öfkedir, kindir. İnsan ne kendi ne başkasının rızkını kıskanmamalıdır.

-İrade sermayesinin ana kaynaklarından birisi de vefadır. Vefa duygusu insanın vicdan duygusuyla bütünleşerek hareket eder. Vefa ve vicdan terazisinin kulpu adalettir. Vefasızlarla iş tutmayın, ticaret yapmayın; komşuluklarınıza, ortaklıklarınıza dikkat edin, ‘derlenip toparlanalım’ derken dağılırsınız. Eninde sonunda sizi yolda bırakır.

Misal, şurada asfalt bir yol var ve gayet emniyetli. Bir de ottan, taştan, çamurdan bir yol var. Hangisinden gitmek isterseniz? Elbet sağlam yoldan! Velev ki, kendinize çok güveniyorsunuz, “Bana bir şey olmaz, ne badirelerden geçtim, burası ne ki” diyebilirsiniz.

Böyle diyenler genelde iradesi yerine nankörlüğü seçen kimselerdir ve nankörlüğe uğradıklarında da kendilerine değil, karşısındakileri suçlarlar.

-Ne dermişler: “Suç kaftan olmuş, giyen olmamış”. Bu dünyaya “taht” kurabiliriz ama “baht” kurabilmek için vicdan, merhamet ve bunları yönetecek olan irade lazımdır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

Tüm Yazıları >