Çarşamba16 Eylül 202618:13İSTPİYASAKAPALI
FinansÖne çıkan

Avrupa'da enflasyonist baskı tahvil faizlerini yükseltti: Getiriler 2008 seviyelerine yaklaştı

Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin tetiklediği enerji fiyatları ve artan enflasyonist baskılar, Avrupa tahvil piyasalarında satış dalgasını derinleştirerek Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerde uzun vadeli faiz oranlarını 2008 krizinden bu yana görülen en yüksek seviyelere taşıdı.

Yayınlanma

Paylaş
Avrupa'da enflasyonist baskı tahvil faizlerini yükseltti: Getiriler 2008 seviyelerine yaklaştı

Dünya genelinde tahvil faizleri enflasyon ve faizlerin uzun süre yüksek kalacağı endişeleriyle tarihi zirvelere çıkarken Avrupa'da da tahvil piyasalarında satış baskısı derinleşiyor.

Orta Doğu'da artan jeopolitik gerilimlerin etkisiyle petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, enflasyonun kalıcı olabileceğine yönelik endişeleri tetikledi. Orta Doğu'daki gerilim Hürmüz Boğazı kaynaklı arz endişelerine neden olurken enerji fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi tahvil getirilerinin artmasında etkili oldu.

Bunun yanında Suudi Arabistan'ın Hürmüz Boğazı'na alternatif olarak devreye aldığı günlük 7 milyon varil kapasiteli "Petroline" isimli Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nı Irak'tan düzenlenen saldırılar sebebiyle kapatması da petrol arzına ilişkin endişeleri tetikledi.

Bu gelişmelerle ABD Merkez Bankasının (Fed) enflasyonla mücadele kapsamında para politikasını sıkılaştıracağına ilişkin beklentiler güçlendi. Güçlenen beklentiler ise tahvillerde satış baskısına neden oluyor.

Avrupa'da da Orta Doğu'daki jeopolitik risklerden dolayı artan enerji maliyetleri enflasyonist endişeleri yükseltti. Bu durum bölgede faiz oranlarının uzun süre yüksek kalacağına yönelik endişeleri artırdı.

Avrupa Merkez Bankası (ECB), Orta Doğu'da devam eden gerilimin tetiklediği enerji krizi ve yeniden tırmanışa geçen fiyat baskılarına karşı üç temel politika faizini beklentiler doğrultusunda 25'er baz puan artırdı.

ECB Başkanı Christine Lagarde, Orta Doğu'daki çatışmalar ve Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki son gelişmelerin manşet enflasyonu uzun bir süre bankanın yüzde 2'lik hedefinin "oldukça üzerinde" tutacağı uyarısında bulunmuştu.

BÖLGEDE TAHVİL FAİZLERİ ZİRVELERİ GÖRDÜ
Almanya'nın 2 yıllık tahvil faizi yüzde 3,32 ile 2011'den, 5 yıllık tahvil faizi yüzde 3,38 ile 2008'den, 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,57 ile 2009'dan, 20 yıllık tahvil faizi yüzde 3,89 ile 2011'den, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 3,91 ile 2011'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü.

Benzer bir durum Fransa piyasalarında da yaşandı. Fransa'nın 2 yıllık tahvil faizi yüzde 3,54 ile 2023'ten, 5 yıllık tahvil faizi yüzde 4,003 ile 2008'den, 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,55 ile 2008'den, 20 yıllık tahvil faizi yüzde 4,99 ile 2008'den, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,1766 ile 2002'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Avrupa Birliği üyesi olmayan İngiltere'nin tahvil piyasalarında da satış baskısı var. İngiltere'nin 2 yıllık tahvil faizi yüzde 4,96 ile 2023'ten, 5 yıllık tahvil faizi yüzde 5,03 ile 2008'den, 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,43 ile 2007'den, 20 yıllık tahvil faizi yüzde 5,90 ile 1998'den, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,95 ile 1998'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.

İngiltere Merkez Bankasının (BoE) eylül ayı toplantısında politika faizini sabit bırakması beklenmesine karşın bankanın kasım ayı toplantısında faiz artırımına gitmesi öngörülüyor.

Önceki faiz artırımı döngülerinin aksine, geçmişte vade primini düşük tutan faktörler artık mevcut değil
ABN AMRO Kıdemli Faiz Stratejisti Larissa Fritz, yaptığı değerlendirmede, "İran savaşı yeni bir enflasyon dalgasını tetikledi. Bu da piyasa katılımcılarının merkez bankalarının faiz oranlarını artırmasını ve faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutmasını beklemesine yol açtı." dedi.

Bozulan mali durumlar ve artan devlet tahvili arzının da vade priminin yükselmesine neden olduğunu bildiren Fritz, şunları kaydetti:

"Kısa vadeli faiz beklentilerinin yükselmesi ile vade priminin artması, tahvil faizlerinin tarihsel olarak yüksek seviyelere yükselmesine yol açtı. 2022-2023 dönemindeki gibi önceki faiz artırımı döngülerinde, kısa vadeli faiz beklentilerindeki yükseliş de tahvil faizlerini yukarı itmişti ancak bu etki, negatif vade primi tarafından kısmen dengelenmişti. Şu anda böyle bir dengeleyici etki söz konusu değil çünkü vade primi, kısa vadeli faiz beklentileriyle birlikte yükseliyor ve bu da tahvil faizlerinin çok daha yüksek seviyelere çıkmasına olanak sağlıyor."