Cuma14 Ağustos 202611:06İSTPİYASAAÇIK

İTO Başkanı Şekib Avdagiç'ten yeni OVP için 5 maddelik üretimi koruma önerisi

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, eylül ayında güncellenmesi beklenen Orta Vadeli Program’da (OVP) dezenflasyon programına halel getirmeyecek şekilde, para politikasının yanında ‘hedefli bir üretim koruma politikası’ geliştirilmesi önerisinde bulundu. Başkan Avdagiç yeni OVP için 5 maddelik öneri sundu.

Yayınlanma

Paylaş
İTO Başkanı Şekib Avdagiç'ten yeni OVP için 5 maddelik üretimi koruma önerisi

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, eylül ayında güncellenmesi beklenen Orta Vadeli Program’da (OVP) ‘hedefli bir üretim koruma politikası’ geliştirilmesi önerisinde bulunarak, “Türkiye’nin yeni ekonomik politikası, enflasyonu düşürmek ile üretimi korumak arasında bir tercih yapmak arasında sıkışamaz. İkisini aynı anda gerçekleştirecek seçici, hedefli ve etkili araçlar üretmek zorundayız” dedi.

Avdagiç, İTO’nun ağustos ayı Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, sıkı para politikasının üretim üzerindeki maliyeti ve küresel ekonomideki belirsizlik ortamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

YENİLİKÇİ SANAYİ POLİTİKASI

Konuşmasında reel sektör için yeni politika önerilerini açıklayan Avdagiç, “Kısa bir süre sonra güncellenerek açıklanacak yeni Orta Vadeli Program’da (OVP), dezenflasyon programına halel getirmeyecek şekilde, para politikasının yanında ‘hedefli bir üretim koruma politikası’ geliştirilmeli. Buradaki amaç, genel bir kredi genişlemesi veya yeniden enflasyon oluşturacak bir talep teşviki değildir. Hedef; üretim kapasitesini, ihracatı ve yatırımı koruyacak seçici finansman mekanizmaları oluşturmaktır” dedi.
Türkiye’nin ihtiyacının genel bir teşvik ekonomisine geri dönmek olmadığını belirten Şekib Avdagiç, “İhtiyacımız olan üretim kapasitesini koruyan, ihracatı destekleyen ve teknolojik dönüşümü hızlandıran yeni ve yenilikçi bir sanayi politikasını gerçekleştirmektir” ifadelerini kullandı.

İŞ DÜNYASI İÇİN 5 BAŞLIKTA ÖNERİ

Avdagiç, iş dünyası için yeni OVP’de finansman mekanizmalarının 5 başlığı kapsamasına ihtiyaç bulunduğunu belirterek, önerilerini şöyle sıraladı:
“Mekanizmanın ilk ayağı, ihracatçı ve üretici firmalar için uzun vadeli, sürdürülebilir ve öngörülebilir finansman kanallarının güçlendirilmesi olmalı. Eximbank ve benzeri mekanizmalar yalnızca ihracat gerçekleştiren firmaları değil, ihracat potansiyeli taşıyan üreticileri de kapsayacak biçimde genişletilmeli. İşletme sermayesi ve yatırım kredilerinde üretim ve ihracat performansı temel alınmalı.

Yatırım kredileri ile işletme sermayesi kredileri birbirinden ayrılmalı. Enflasyonla mücadele kapsamında genel kredi genişlemesi sınırlanırken, teknoloji yatırımı yapan, ihracat kapasitesi oluşturan ve ithal girdiyi azaltan yatırımlar için daha uzun vadeli ve daha düşük maliyetli finansman kanalları oluşturabilmeliyiz.

Kurun, ihracatçının maliyet artışını karşılayacak şekilde doğru ve etkili mekanizmalarla dengelenmesine ihtiyaç var. Bu kapsamda döviz dönüşüm desteği sembolik olmaktan çıkarılmalı ve aradaki makası kapatacak bir seviyeye getirilmeli. Enflasyon ile kur arasındaki farkın ihracatçı üzerindeki maliyet baskısını sürekli artıran bir yapının önüne geçilmeli.

Vergi ve sosyal güvenlik yükleri konusunda üretim yapan ve istihdam sağlayan firmalara yönelik seçici düzenlemeler gündeme alınmalı. Özellikle yüksek istihdam sağlayan ve ihracat yapan sektörlerde maliyet artışlarının doğrudan istihdam kaybına dönüşmesini engelleyecek yeni güçlendirici mekanizmalar geliştirilmeli.

İthalat politikası yalnızca korumacı reflekslerle değil, sanayi politikası perspektifiyle ele alınmalı. Türkiye’nin üretmediği kritik girdilerde maliyetleri aşağı çekecek gümrük rejiminin benimsenmesi, buna karşılık yerli üretim kapasitesinin bulunduğu alanlarda haksız rekabetin önlenmesi gerekir.”

ÜRETİM TABANI KORUNMALI

Türkiye’de uygulanan sıkı para politikasının enflasyonun düşürülmesi açısından önemli bir dengeleme sağladığını vurgulayan Şekib Avdagiç, “Ancak bunun üretim tarafındaki maliyeti giderek daha fazla görünür hale geliyor. Yüksek faiz, işletme sermayesi maliyetlerini artırırken özellikle KOBİ’lerin finansmana erişimindeki sıkıntılar devam ediyor” dedi.

Üreten ekonominin karşı karşıya kaldığı sorunlar için gerekli tedbirlerin alınmasının çok önemli olduğunun altını çizen Avdagiç, şunları söyledi: “Geldiğimiz noktada temel sorun, dezenflasyonun kendisi değil, dezenflasyonun üretim kapasitesi üzerindeki maliyetinin giderek artmasıdır. Dolayısıyla üreten ekonomimizin karşı karşıya kaldığı sorunlar için gerekli tedbirlerin alınması çok önemli. Bu dönemde üretim tabanının korunmasının üzerinde, dikkatle ve hassasiyetle durmamız gerekiyor. İhracatımızın sürdürülebilirliğinin dış talebin yanı sıra Türkiye’deki üretim kapasitesine, bu kapasitenin maliyet ve finansman koşullarına da bağlı olduğunu unutmamalıyız.”

EMEK YOĞUN SEKTÖRLERE DİKKAT

“Emek yoğun sektörlerde işin sıkı tutulması gerekir” diyen Avdagiç, sözlerine şöyle devam etti: “Tekstil, hazır giyim, mobilya, metal, makina ve benzeri sektörlerde yüksek finansman maliyetleri firmaları fiyat rekabetinde zorluyor. Bu sektörlerde kapasite kaybı yaşanmasına hem bugünümüz hem de yarınımız için izin vermemeliyiz.”

Türkiye ekonomisinin önündeki denklemin giderek netleştiğini belirten Avdagiç, “Kısa vadede dezenflasyonun korunması gerekiyor. Ancak orta ve uzun vadede üretim kapasitesinin ve ihracat rekabetçiliğinin kaybedilmesine izin veremeyiz. Türkiye’nin yeni ekonomik politikası, enflasyonu düşürmek ile üretimi korumak arasında bir tercih yapmak arasında sıkışamaz. İkisini aynı anda gerçekleştirecek seçici ve hedefli ve etkili araçlar üretmek zorundayız. Türkiye bunu başarabilecek güce ve birikime sahip” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin klasik iktisat teorilerinin ve uygulamalarının arasında sıkışmadan kendi çıkışını oluşturacak güce ve ekonomik birikime sahip olduğunu belirten Avdagiç, şöyle konuştu: “Türkiye bunun örneğini oluşturabilecek, siyasi başarılarının rengini ekonomik başarılara verebilecek kapasitededir. Biz iş dünyası olarak buna inanıyor, hükümetimizin de beklentileri karşılayacak şekilde attığı adımları daha da hızlandıracağına güveniyoruz.”

TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Terörsüz Türkiye süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin siyasi partilerin geniş mutabakatıyla yasalaşmasını değerlendirdi. Avdagiç, şunları söyledi: “Terör örgütünün silah bırakıp kendini feshettiğini ilan etmesiyle başlayan sürece, milli iradenin temsilcisi Meclisimiz son noktayı koymuş, Türkiye için yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır.

İş dünyası olarak, uzun ve hassas bir sürecin sonunda oluşan mutabakatla gerçekleşen, milli birliğimizi güçlendirecek, ekonomik kalkınmamızı olumlu yönde etkileyecek bu yasanın ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyoruz.

Bu yasada hiçbir af sözcüğünün yer almamasını, eli kana bulaşmışların kapsam dışı bırakılmasını çok önemsiyoruz. Şehitlerimizin aziz hatıralarını kalbimizde yaşatacak, onların ve kahraman gazilerimizin milletimiz ve ülkemiz için yaptıkları büyük fedakarlığı her daim minnetle hatırlayacağız.

ÜRETİM ÇARKLARININ SEDASI

İnanıyoruz ki, 40 yılı aşkın süredir terör çıkmazına hapsedilmek istenen Türkiye bu cendereden ‘devletinin aklı, milletinin vicdanıyla’ çıkmıştır. Kalkınmasına vurulmak istenen terör zincirini kırmıştır. Hem ülkemiz için hem umudunu bu ülkeye bağlayan coğrafyamız için barış ve huzurun teminatı olmuştur. Bundan sonra ülkemizde silah ve bomba seslerini değil, üretim çarklarının sedasını çok daha güçlü işiteceğimize inancımız tamdır.

Bu sürecin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin gayretleriyle, siyasi partilerin büyük desteğiyle TBMM’de yasalaşmasını çok değerli buluyoruz. Terörsüz Türkiye sürecinin gerçekleşmesinde emeği geçenlere, iş dünyası olarak teşekkür ediyoruz.”

VERİ BİLİMİ VE ANALİTİĞİ BÖLÜMÜ İLK ÖĞRENCİLERİNİ BEKLİYOR

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde bu yıl Veri Bilimi ve Analitiği Bölümü’nün açıldığı müjdesini de verdi. Avdagiç, şöyle konuştu: “İTO olarak iş dünyasının dijital dönüşüm ve veri odaklı karar alma süreçlerini artırması için büyük uğraş veriyoruz. Üniversitemiz de dijital dönüşüm alanında oluşan insan kaynağı ihtiyacı doğrultusunda Veri Bilimi ve Analitiği Bölümü’ne 2026-2027 Akademik Yılı’nda ilk kez öğrenci kabul edecek.”

BARIŞ CABACI

BARIŞ CABACI

İstanbul Ticaret Gazetesi – Ekonomi Editörü