Vergi kayıp kaçağına ‘yapay zeka’ neşteri
Türkiye, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede vergi denetimlerini yeni bir aşamaya taşımaya hazırlanıyor. 2027-2029 Orta Vadeli Program’da yapay zeka ve büyük veri destekli risk analizlerinin daha etkin kullanılması öngörülüyor. Uzmanlar ise yeni dönemin vergi tabanının genişlemesine, haksız rekabetin azalmasına ve özel sektöre yönelik destek alanının büyümesine katkı sağlayabileceğine işaret ediyor.

Türkiye’de vergi denetiminde dijitalleşme ve veri analizi bir süredir kullanılıyor. Elektronik faturalar, beyannameler, banka ve POS hareketleri, tapu kayıtları ile farklı kamu kurumlarından gelen bilgiler karşılaştırılarak riskli işlem ve mükelleflerin belirlenmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor. Gayrimenkul alanında kullanılan Mekansal Veri Analiz Sistemi (MEVA) bunun örneklerinden biri olurken, Vergi Denetim Kurulu Risk Analiz Merkezi tarafından geliştirilen Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN) de ticari işlemleri büyük veri ve yapay zeka desteğiyle analiz ediyor. Mükellefin tamamından çok işlemleri risk açısından değerlendiren sistem, olağan dışı hareketlerin ve olası uyumsuzlukların daha erken aşamada belirlenmesini amaçlıyor.
Yeni dönemde yapay zekanın vergi denetimindeki kullanım alanının genişlemesi öngörülüyor. 2027-2029 Orta Vadeli Program ile mevcut risk analizlerinin daha etkin hale getirilmesi, farklı kaynaklardan gelen verilerin birlikte değerlendirilmesi ve olası vergi uyumsuzluklarının klasik inceleme sürecinden önce belirlenmesi hedefleniyor. Vergi ihbarlarının da yapay zeka desteğiyle analiz edilmesini sağlayacak yeni sistemlerin devreye alınması planlanırken, teknolojinin kayıt dışılıkla mücadelenin daha geniş bir bölümünde karar destek aracı olarak kullanılması amaçlanıyor.
DENETİMLER GÜÇLENECEK
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da 6 Eylül’de OVP’yi açıklarken kayıt dışılıkla etkin mücadelenin devam edeceğini belirtti. Yılmaz, bu süreçte yapay zeka ve diğer dijital imkânlardan en üst düzeyde yararlanılacağını ifade ederken, vergi sisteminin yatırım, istihdam ve büyümeyi destekleyen, aynı zamanda gelir dağılımında adaleti gözeten bir yapıda güçlendirileceğini vurguladı. Yeni yaklaşımın temelinde daha fazla işletmenin incelemeye alınmasından çok, mevcut denetim kapasitesinin daha doğru alanlara yönlendirilmesi bulunuyor. Yapay zeka ve veri analizinin, milyonlarca işlem arasındaki uyumsuzlukları daha erken fark ederek risk taşıyan alanları öne çıkarması bekleniyor. Nihai değerlendirme yine vergi idaresi ve müfettişler tarafından yapılırken, işletmeler açısından da hataların daha erken görülmesi ve vergiye uyumun güçlenmesi hedefleniyor.
RİSK ERKEN GÖRÜLECEK
Yeminli Mali Müşavir Ahmet Kurtuluş, vergide bu yeni dönemi ‘daha çok inceleme’ döneminden ziyade ‘daha hızlı ve daha isabetli risk tespiti’ dönemi olarak tanımladı. Vergi idaresinin e-Fatura, e-Arşiv, beyannameler, banka ve POS hareketleri ile farklı kamu kurumlarından gelen geniş bir veri havuzuna sahip olduğuna dikkat çeken Kurtuluş, bu bilgilerin artık çok daha hızlı karşılaştırılabildiğini anlattı. Geçmişte ancak bir vergi incelemesi sırasında ortaya çıkabilecek bir uyumsuzluğun artık daha erken aşamada risk göstergesi olarak tespit edilebileceğini belirten Kurtuluş, vergiye uyumun yalnızca beyannamelerin doğru ve zamanında verilmesiyle sınırlı olmadığını söyledi. Muhasebe kayıtlarının banka hareketleri, faturalar, stoklar, sözleşmeler ve işletmenin gerçek ticari faaliyetiyle uyumlu olması gerektiğini vurgulayan Kurtuluş, değişimi şöyle özetledi: “işletmeler artık sadece ‘incelemeye hazır’ değil, verilerini her an açıklayabilir ve doğrulayabilir durumda olmak zorunda.”

‘İNCELEME GELİRSE BAKARIZ’ DÖNEMİ BİTİYOR
Yeni dönemin işletmeler açısından en önemli kavramının ‘veri tutarlılığı’ olacağını belirten Yeminli Mali Müşavir Ahmet Kurtuluş, bir işlemin yalnızca faturaya bağlanmasının veya muhasebe kaydının yapılmasının yeterli olmayabileceğine dikkat çekti. İşlemin ticari mahiyeti, ödeme şekli, banka hareketi, sözleşmesi, stok hareketi ve diğer belgelerinin de birbirini desteklemesi gerektiğini ifade etti. Özellikle kasa ve banka hesapları, ortaklardan alacak ve borçlar, stoklar, yüksek tutarlı ya da olağan dışı işlemler ile farklı beyan ve bildirimler arasındaki uyumsuzlukların daha yakından izlenmesi gerektiğini kaydeden Kurtuluş, “İnceleme gelirse bakarız dönemi giderek kapanıyor. İşletmeler kendi mali verilerini düzenli olarak analiz etmeli ve olası vergi risklerini idare tespit etme- den önce kendileri görebil- meli” dedi. Kurtuluş, önleyici vergi denetimi, iç kontrol ve vergi risk yönetiminin şirketler açısından daha fazla önem kazanacağını belirtti.
GÖNÜLLÜ UYUMA KATKI SAĞLAYABİLİR
Teknolojinin daha yoğun kullanılmasının gönüllü vergi uyumuna da katkı sağlayabileceğini dile getiren Kurtuluş, vergisini doğru beyan eden işletmelerin, kayıt dışı çalışan rakiplerin etkin biçimde tespit edildiğini görmesinin sisteme güveni artıracağını vurguladı. Kayıt dışılıkla mücadelenin yalnızca kamu gelirlerini artıran bir politika olarak görülmemesi gerektiğini belirten Kurtuluş, bunun haksız rekabeti azaltacağını ve vergi tabanının genişleme- sine katkı sağlayacağını kaydetti. Teknolojinin yalnızca daha fazla denetim ve ceza üretmek amacıyla kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Kurtuluş, “İdeal sistem, hatayı mümkün olduğunca erken tespit eden, mükellefi uyuma yönlendiren; buna karşılık kayıt dışılığı bilinçli şekilde sürdürenlere karşı da etkin çalışan bir sistemdir” dedi.
FİNANSMAN MALİYETLERİNİ AZALTABİLİR
Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Karakaş, kayıt dışı ekonominin vergi gelirlerini azaltan en önemli unsurlardan biri olduğunu belirterek, bu alanın küçülmesinin kamu gelirlerini artırırken devletin borçlanma gereğini de azaltabileceğini söyledi. Borçlanma ihtiyacındaki azalmanın finansal piyasalarda özel sektör için daha fazla kaynak kalmasına katkı sağlayacağını ifade eden Karakaş, bunun finansman maliyetleri üzerinde de aşağı yönlü etki oluşturabileceğini kaydetti. Kayıt dışı gelirlerin vergilendirilmesinin harcanabilir geliri azaltarak talep yönlü enflasyonla mücadeleye destek vereceğini belirten Karakaş, para ve maliye politikalarının birlikte kullanılmasının önemine dikkat çekti. Kayıt dışılıkla mücadeleyi de güçlü bir sıkılaştırıcı maliye politikası aracı olarak değerlendirdi.

VERGİ TABANA YAYILMALI
Vergi sisteminde temel hedefin reel sektör üzerindeki yükü artırmaktan ziyade verginin daha geniş bir tabana yayılması olması gerektiğini belirten Karakaş, kayıt dışılığın yüksek olduğu ekonomilerde vergi yükünün belirli kesimlerde yoğunlaştığını ifade etti. Buna karşılık vergi gelirleriyle sağlanan kamu hizmetlerinden toplumun tamamının yararlandığına dikkat çekti. Kayıt dışılık azaldıkça vergi ödeyenlerin sayısının ve toplanan verginin artacağını kaydeden Karakaş, bunun mevcut yükün daha dengeli paylaşılmasını sağlayacağını söyledi. Karakaş, orta ve uzun vadede oluşabilecek sonucu şöyle özetledi: “Verginin oluşturduğu yük daha homojen olarak bölüştürülmüş olur. Bu durum ise vergi oranlarının orta ve uzun vadede azalmasına neden olur.”
Yüksek vergi oranlarının vergi tabanını aşındırabileceğini belirten Karakaş, kayıt dışılığın azalmasıyla oluşacak alanın oranlarda düşüşe imkân vermesinin vergi ödeme isteğini de artırabileceğini ifade etti.
ÖZEL SEKTÖRE TEŞVİK VE DESTEKLERİ ARTIRIR
Kayıt dışılığın azalmasının şirketler bakımından ilk kazanımlarından birinin daha dengeli rekabet ortamı olacağını belirten Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Karakaş, vergisini düzenli ödeyen işletmeler ile yükümlülüklerini yerine getirmeyen firmalar arasındaki haksız rekabetin azalacağını söyledi. Böyle bir ortamda şirketler arasındaki rekabette üretim verimliliğinin daha belirleyici hale geleceğini söyledi. Artan vergi gelirlerinin kamunun yatırım kapasitesini de genişletebile- ceğini belirten Karakaş, özellikle altyapı yatırımlarına daha fazla kaynak ayrılabile- ceğini, bütçe koşullarındaki iyileşmenin öncelikli sektörle- re yönlendirilen fonları artırabileceğini dile getirdi. Karakaş, şöyle devam etti: “Bütçe koşullarındaki iyileşme desteklenmesi gereken öncelikli sektörlere ayrılan fon payını artıracak. Bu durum özel sektöre verilen destek ve teşvikleri de büyük ölçüde genişletecek.”

Yorum yazmak için giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.