Cuma18 Eylül 202611:15İSTPİYASAAÇIK

3 yıllık lisans ‘iş hayatına geçişi’ hızlandırabilir

Üniversitelerde, Avrupa Kredi Transfer ve Birikim Sistemi’ne uygun 240 kredilik yapı uygulanırken, YÖK’ün başarılı öğrencilerin lisans eğitimini 3 yılda tamamlamasına yönelik çalışmaları yükseköğretimde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. İngiltere, Hollanda ve İtalya gibi ülkelerde uygulanan 3 yıllık lisans modeline dikkat çeken uzmanlar, sistemin doğru parametrelerle kurgulanması halinde gençlerin iş gücüne daha erken katılımını destekleyebileceğini belirtiyor.

Yayınlanma

Paylaş
3 yıllık lisans ‘iş hayatına geçişi’ hızlandırabilir

Türkiye'de 100 yılı aşkın süredir üniversitelerde lisans eğitimlerinde dört yıllık bir model uygulanıyor. 2001 yılında Türkiye’nin de dahil olduğu Bologna Süreci ile birlikte 240 kredilik Avrupa Kredi Transfer ve Birikim Sistemi’ne (AKTS) geçilerek sistem küresel programa tam uyumlu hale getirilirken, son dönemlerde üniversitelerin eğitim süreleri ile ilgili tartışmalar yeniden gündeme geldi. 

Özellikle Yükseköğretim Kurumu (YÖK) tarafından geçtiğimiz yıl üniversitelerin bazı bölümlerinin üç yıla indirilmesi ile ilgili çalışmalar yapıldığının ve bu yeni sistemle ilgili pilot iller belirlendiğinin duyurulmasının ardından gözler Türkiye’de bu sistemin uygulanması halinde genç işsizlik oranının ne yönde etkileneceği ve kısalan eğitim hayatının Türkiye ekonomisine nasıl etki edeceği konusuna çevrildi. Konunun uzmanlarına göre üç yıllık eğitim programı doğru bir altyapıyla kurgulandığında, erken iş hayatına atılmanın etkilerinin ekonomiye olumlu yansımalarını zamanla görmeyi mümkün kılabilir.

 

AVRUPA ÜLKELERİNDE UYGULANIYOR
Üç yıllık lisans + iki yıllık lisansüstü eğitim programı bazı Avrupa ülkelerinde halihazırda uygulanıyor. Özellikle İngiltere bu sistemi uygulayan ülkelerin başında gelirken sistem dünya genelinde de yaygınlaşıyor. ABD’de geçtiğimiz yıllarda yapılan bir düzenlemeyle birlikte bazı üniversitelerde işletme, bilgisayar bilimleri ve psikoloji gibi bölümlerde üç yıllık eğitim sistemine geçilmişti. 

Almanya’da sistem diğer Avrupa ülkelerine nazaran daha kısıtlı olarak uygulansa da 2021 yılında Almanya Leipzig Üniversitesince yapılan bir çalışmaya göre üç yıllık lisans sistemine geçiş, eğitim maliyetlerini düşürdüğü için İtalya ve Portekiz gibi ülkelerde üniversitelilik oranlarında bir artış sağladı. Aynı çalışmaya göre eğitim süresinin kısalması öğrencinin eğitimde kalma motivasyonunda önemli oranda artışa zemin hazırladı.

 

YÖK’ÜN AÇIKLAMASI DÖNÜM NOKTASI
Türkiye’de uygulanan ve Bologna Süreci ile küresel eğitim sistemine tam adaptasyon sağlayan 240 AKTS’lik eğitim sistemi; özellikle gençlerin iş dünyasına geç girmesi, iş hayatına geç giren gençlerin evlilik hayatlarını da ertelemesi gibi parametrelerle uzun yıllardan bu yana tartışılıyor. Ancak YÖK tarafından geçtiğimiz yılın ekim ayında yapılan açıklamaya göre konu daha da somutlaştı. 

YÖK, isteyen ve başarılı olan öğrencilerin üniversiteyi üç yılda tamamlayabilmesine imkân sağlayan bir uygulama yapılacağını duyurarak, şu açıklamayı yaptı: “Avrupa Kredi Transferi ve Birikim Sistemi olmak üzere ulusal krediler üzerinde de bütün üniversitelerimizi, paydaşlarımızı, sendikaları, meslek örgütlerini, bütün barolar ve odalarla bir araya gelmek suretiyle bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

 

DOĞRU AYAKLARLA DESTEKLENMELİ
Konunun ayrıntıları henüz netleşmese de uzman görüşlerine göre daha kısa eğitim, hızla daha erken istihdam anlamına gelmeyebiliyor. Ekonomist Doç. Dr. Şevket Sayılgan, bu yaklaşımın Türkiye’nin en önemli yapısal sorunlarından olan beceri uyuşmazlığı, genç işsizliği ve üniversite-sanayi kopukluğu sorunlarına aynı anda müdahale edebileceğini, ancak nihai başarının eğitim süresiyle değil, mezunların verimliliği ile ölçümlenebileceğini ifade etti. Sayılgan, “Bana göre 
Türkiye için en rasyonel model, herkese zorunlu üç yıl veya herkese zorunlu dört yıl değil; disiplin bazlı, 180–240 AKTS arasında farklılaşabilen, işyeri öğrenmesini akademik eğitimin parçası haline getiren esnek bir yükseköğretim sistemidir. Avrupa yükseköğretim alanının yeterlilik yaklaşımı da esasen böyle bir esnekliğe imkân veriyor” dedi.

 


İstihdam imkanları da güçlendirilirse faydalı olur
Doç. Dr. Fazıl Baş-Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkan Vekili: Lisans bölümlerinin üç yıla inmesiyle iş hayatına erken atılma arasında doğrudan ve basit bir ilişki kurmak doğru ve mümkün değil. İşin birçok yönünü aynı anda düşünmediğimiz taktirde, eğitime ve istihdama dair net bir politika da belirlemek aynı şekilde mümkün olmayacaktır.
Esasında üniversite ile sanayi ya da iş hayatı arasındaki ilişkilerin artırılması yoluyla veya staj imkanlarıyla öğrencilerin üniversite eğitimleri süresi içinde bile belli ölçüde iş hayatının içine girmeleri sağlanmaya çalışılıyor.
İstihdam imkanlarının güçlendirilmediği bir ortamda üniversite eğitimini erken bitirmek, bir anlamda gizli işsizlik rakamlarının aleni hale gelmesine de yol açabilir. Uzun vadede bakıldığında ise lisans müfredatlarının yeni bir eğitim stratejisi doğrultusunda ve en önemlisi lisansüstü eğitimle paralel olarak yeniden ayarlanmasının kritik önemde olduğu açıktır.
Teknik düzenlemelerin ötesinde eğitim ile iş dünyası ilişkisine dair büyük bir strateji oluşturulmadığı sürece bu tarz doğrusal ilişki kuran çözümlerin bazı geçici cevaplar sunacağını, ancak bazı sorunları da daha belirgin hale getireceğini bekleyebiliriz.
Üzerinde düşünülmesi gereken bir konu da öğrencilerin hızlı bir şekilde çalışma hayatına başlamak istemelerinin ardındaki motivasyonun ne olduğudur? Özellikle günümüzde tüketim kültürüne paralel olarak hızlı ve kolay bir şekilde maddi gelire ulaşma arzusu fazlasıyla görülebilir. Diploma bu anlamda sadece bir şekilde elde edilip aradan çıkarılacak bir nesneye de dönüştürülmemeli.

 


Temel mesele yetkinlik
Doç. Dr. Şevket Sayılgan-Ekonomist: Türkiye’de lisans eğitiminin bazı programlarda dört yıldan üç yıla indirilmesi tartışmasını yalnızca ‘bir yıl eksik eğitim’ çerçevesinde ele almak yanıltıcı olur. Asıl soru kaç yıl eğitim verildiği değil, bu süre içinde hangi bilgi, beceri ve yetkinliklerin kazandırıldığıdır. Türkiye açısından doğru tartışma, “Üniversiteyi dört yıldan üç yıla indirelim mi?” değil, “Aynı veya daha yüksek mezun yeterliliğini üç yılda üretebilecek bir yükseköğretim sistemi kurabilir miyiz?” olmalı. Benim değerlendirmem, bunun belirli bölümlerde ve doğru tasarımla mümkün olduğu, fakat bütün lisans programlarına mekanik biçimde uygulanmasının önemli kalite riskleri taşıdığı yönündedir.
İngiltere’de tam zamanlı lisans eğitimi çoğunlukla üç yıldır; İskoçya’da ise genellikle dört yıldır. İngiltere’de üç yıllık lisansın bulunması, tek başına eğitimin niteliğini düşüren bir unsur değildir. Asıl mesele zaman yoğunluğu ve müfredat verimliliğidir. Türkiye’de yapılması gereken, dört yıllık programdaki bütün dersleri üç yıla sıkıştırmak değildir. Bunun yerine programları sıfır tabanlı biçimde yeniden tasarlamaktır. Bunun için tekrar eden dersler kaldırılmalı, güncelliğini kaybetmiş içerikler ayıklanmalı, zorunlu ders sayısı azaltılmalı, proje ve vaka temelli eğitim artırılmalı, dijital/asenkron öğrenme kullanılmalı, yaz dönemleri akademik takvime entegre edilmeli, mikro-yeterlilikler sisteme eklenmeli, işyeri uygulaması kredi sisteminin parçası haline getirilmeli.
Üç yıllık model ‘daha az tekrar + daha fazla yoğunluk + daha fazla uygulama’ modeli olmalı. Bir öğrencinin üniversitede geçirdiği her ek yılın doğrudan ve fırsat olmak üzere iki ayrı maliyeti var. Dolayısıyla üniversite mezununun 23 yerine 22 yaşında çalışma hayatına başlaması farklı olumlu etkiler doğurur. Ancak burada önemli bir koşul var. Üniversite, beceri, istihdam, verimlilik zinciri yeterince güçlü kurulmalı.

 

Meslek odaklı eğitim modeli
Üç yıllık eğitim sistemi, Avrupa dışında Hindistan ve Çin’de de yaygın olarak uygulanıyor. Amerika Çağdaş Araştırmalar Merkezi tarafından 2024 yılında yapılan ve üç yıllık eğitimin tüm yönlerini bu modeli uygulayan ülkeler üzerinden inceleyen bir makaleye göre, sistemin ülkede uygulanmasını engelleyecek temel olumsuz çıktılar bulunmuyor. Makaleye göre üç yıllık lisans eğitimi veren ülkeler temel bilimlere ait dersleri lisede verdiği için üniversitede vermeyi tercih etmiyor. Bu da eğitim modelinin direkt meslek odaklı başlamasına ve otomatik olarak kısalmasına zemin hazırlıyor. İncelemenin çıktılarına göre üç yıllık mezunlarla dört yıllık mezunların not ortalaması ve mezuniyet oranları arasında anlamlı bir fark bulunmuyor.

ADEM ORHUN

ADEM ORHUN

İstanbul Ticaret Gazetesi – Kıdemli Editör