Cuma18 Eylül 202610:45İSTPİYASAAÇIK

Elektriklide asıl rekabet 2027’de başlayacak

Elektrikli otomobillerde menzilin 500 kilometre sınırını aşması, uzun yol kullanımına ilişkin çekinceleri azaltırken pazardaki büyümeyi de hızlandırdı. Fiyat, menzil, şarj süresi ve teknoloji başlıklarının aynı anda önem kazandığı sektörde, asıl rekabetin yeni modellerin devreye girmesiyle 2027 yılında artması bekleniyor.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
Elektriklide asıl rekabet 2027’de başlayacak

Elektrikli araçlar son 10 yılda otomotiv sektörünün en hızlı dönüşen alanlarından biri haline geldi. Pandemi sonrası yeniden şekillenen tedarik zincirleri, hızlanan batarya yatırımları ve daha düşük kullanım maliyeti arayışı, elektrikli araçların küresel pazardaki payını artırdı. Jeopolitik gerilimlerin enerji ve ticaret koridorları üzerinde yarattığı baskı da alternatif ulaşım teknolojilerine ilgiyi güçlendirdi.

İlk nesil elektrikli araçlar yaklaşık 80 kilometrelik menzil sunarken, günümüzde birçok model 500 kilometrenin üzerine çıktı. Uzmanlar, elektrikli araçların daha geniş kitlelere yayılmasında 2027 yılını kritik eşik olarak görüyor.

SATIŞ PAYI YÜZDE 29'A ÇIKABİLİR
Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) 2026 tarihli Global EV Outlook raporuna göre, dünya genelinde elektrikli otomobil satışları 2025 yılında yüzde 20 artarak 20 milyon adedi aştı. Böylece satılan her dört yeni otomobilden biri elektrikli oldu.
IEA verileri, 2026'nın ilk yarısında elektrikli otomobillerin küresel yeni araç satışlarındaki payının yüzde 24 seviyesinde gerçekleştiğini, yılsonunda ise bu oranın yüzde 29’a ulaşabileceğini gösteriyor.

İTİCİ GÜÇ BATARYA 
Bu büyümenin itici gücü ise batarya teknolojilerindeki gelişmeler oldu. 2010'lu yılların başında elektrikli araçların ortalama menzili yaklaşık 127 kilometre seviyesindeyken, bu rakam 2020'de 350 kilometreye yükseldi. IEA'nın 2026 verilerine göre bataryalı elektrikli araç menzili yaklaşık 380 kilometreye ulaştı. Özellikle orta, üst ve SUV segmentlerinde 500 kilometrenin üzerinde menzil sunan modellerin yaygınlaşması, uzun yol kullanımına ilişkin endişeleri büyük ölçüde azaltıyor.

BATARYA MALİYETİNDE DÜŞÜŞ
Bunun yanı sıra elektrikli araçların yüksek fiyatlı olmasının temel nedenlerinden biri olarak gösterilen batarya maliyetlerinde son yıllarda önemli bir gerileme yaşanıyor.

Otomotiv Uzmanı Murat Boyacıoğlu, IEA verilerine göre lityum-iyon batarya paketlerinin ortalama fiyatının 2025 yılında yüzde 8 düşerek kilovatsaat başına 108 dolara gerilediğini hatırlattı. Üretim kapasitesindeki artış, daha düşük maliyetli LFP bataryaların yaygınlaşması ve yoğun rekabet bu düşüşte belirleyici oldu.

Batarya maliyetlerindeki gerilemenin üreticilere iki farklı avantaj sunduğunu belirten Boyacıoğlu, aynı batarya kapasitesiyle daha uzun menzil elde edilebildiğini veya daha küçük bataryalarla araç maliyetlerinin düşürülebildiğini vurguladı.
Teknolojideki gelişimin sadece menzil artışı değil, daha uygun fiyat ve daha kısa şarj süresi anlamına da geldiğini ifade eden Boyacıoğlu, elektrikli araç pazarında 2027'nin güçlü bir büyüme yılı olacağını belirtti. 

ENERJİ KRİZLERİ ETKİLEDİ 
Elektrikli araçlara yönelik ilgiyi artıran unsurlar arasında petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar da yer alıyor. Özellikle 2026 yılında Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gerilim ve petrol arzına yönelik riskler, enerji piyasalarında yeni bir belirsizlik dönemi yarattı. Brent petrolün varil fiyatının 100 doların üzerine çıkması, elektrikli araçların kullanım maliyeti açısından avantajını daha görünür hale getirdi.

Otomotiv Uzmanı Murat Boyacıoğlu, enerji piyasalarında yaşanan gelişmelerin elektrikli araçlara yönelimi hızlandıracağını belirterek, üreticilerin 2027 ürün planlamalarında çok sayıda yeni elektrikli model bulunduğunu söyledi.
Boyacıoğlu'na göre menzil teknolojilerindeki hızlı ilerleme, yeni model yatırımları ve üretim kapasitesindeki artış sektörü yeni bir döneme taşıyacak. Volkswagen Grubu'nun yeni modelleri, Hyundai'nin Türkiye'deki elektrikli araç üretimi ve Togg'un yeni modeli T10F'in pazara girmesi rekabeti önemli ölçüde artıracak.

TÜKETİCİNİN GÜNDEMİNDE ÜÇ SORU VAR
Elektrikli araç satın almayı düşünen tüketicilerin en çok menzil, şarj altyapısı ve fiyat konularına odaklandığını belirten Boyacıoğlu, yeni dönemde daha verimli elektrik motorları, yazılım optimizasyonları, gelişmiş batarya kimyaları ve hızlı şarj teknolojilerinin öne çıkacağını söyledi.
Üreticilerin aynı batarya kapasitesiyle daha fazla menzil elde etmeye ya da daha küçük bataryalarla benzer performans sunmaya çalıştığını aktaran Boyacıoğlu, bu dönüşümün özellikle Çin ve diğer Asya ülkelerinde çok daha hızlı ilerlediğine dikkat çekti.

MENZİL ARTARKEN FİYAT YÜKSELMEMELİ
500 kilometrenin üzerindeki menzilin tüketiciler açısından cazip olduğunu vurgulayan Boyacıoğlu, batarya kapasitesinin sürekli artırılmasının tek başına doğru bir strateji olmayabileceğini söyledi.

Bataryanın büyümesiyle birlikte araç ağırlığı ve maliyetinin de yükseldiğine işaret eden Boyacıoğlu, üreticilerin fiyat, menzil, verimlilik ve şarj süresi arasında doğru dengeyi kurmak zorunda olduğunu belirtti.

2027'de rekabetin yalnızca menzil üzerinden yürümeyeceğini ifade eden Boyacıoğlu, tüketicinin beklentisinin uygun fiyatı, yeterli menzili, hızlı şarjı ve gelişmiş teknolojiyi aynı araçta bulabilmek olduğunu kaydetti.

KÜRESEL SATIŞLAR 20 MİLYONA ULAŞTI
Türkiye Elektrikli ve Hibrid Araçlar Derneği (TEHAD) Başkanı Berkan Bayram da elektrikli araç pazarındaki büyümenin devam ettiğine dikkat çekti.

Dünya genelinde elektrikli araç satışlarının 2025 sonunda 20 milyon seviyesine ulaştığını belirten Bayram, Türkiye'de ise aynı dönemde yaklaşık 189 bin elektrikli otomobil satıldığını söyledi.

Türkiye'nin artık yalnızca elektrikli araçların satıldığı bir pazar konumunda olmadığını vurgulayan Bayram, üretim ekosisteminin de hızla geliştiğini ifade etti. Batarya teknolojileri, şarj altyapısı ve yapay zeka uygulamalarının sektörün geleceğinde belirleyici rol oynayacağını kaydeden Bayram, Türkiye'nin küresel elektrikli araç pazarından daha fazla pay alabilmesi için teknoloji ve üretim alanındaki yetkinliklerini artırması gerektiğini söyledi.

İSTATİSTİKLER TAM TERSİNİ GÖSTERİYOR
Son dönemde gündeme gelen elektrikli araç yangınlarının tüketici algısını olumsuz etkilediğini belirten TEHAD Başkanı Berkan Bayram, istatistiklerin elektrikli araçların yangın riskinin içten yanmalı araçlara kıyasla daha düşük olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

Elektrikli araç teknolojisinin yeni olmasına rağmen üreticilerin güvenlik konusunda önemli adımlar attığını belirten Bayram, içten yanmalı araçların yapısında bulunan yanıcı yakıt nedeniyle daha fazla risk taşıdığını kaydetti.

Araç başına düşen yangın vakalarına ilişkin verileri paylaşan Bayram, her 100 bin araçta hibrit modellerde 3 bin 475, içten yanmalı araçlarda bin 530 ve elektrikli araçlarda 25 yangın vakası görüldüğünü söyledi.

Elektrikli araç yangınlarının daha fazla gündeme gelmesinin temel nedeninin haber değeri olduğunu ifade eden Bayram, kamuoyundaki algının her zaman istatistiklerle örtüşmediğini belirtti. Elektrikli araçlarda güvenliğin temel unsurlarından birinin batarya koruma sistemi olduğuna dikkat çeken Bayram, özellikle aracın alt bölümüne alınan darbelerin dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguladı.

İKİNCİ ELDE EKSPERTİZ ŞART
İkinci el elektrikli otomobil satın alacak tüketicilere de uyarılarda bulunan Berkan Bayram, aracın yalnızca dış görünümüne veya elektronik sistemlerine bakmanın yeterli olmadığını söyledi. İlk kontrolün mutlaka ekspertiz merkezinde yapılması gerektiğini belirten Bayram, özellikle aracın liftle kaldırılarak alt bölümünün incelenmesinin büyük önem taşıdığını kaydetti.

Aracın daha önce darbe alıp almadığının ve batarya muhafazasının durumunun mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Bayram, servis geçmişinin de ikinci el elektrikli araçlarda önemli kriterlerden biri olduğunu dile getirdi.

 

BARIŞ CABACI

BARIŞ CABACI

İstanbul Ticaret Gazetesi – Ekonomi Editörü