Küresel enflasyonda ‘iki boğaz’ riski: Hürmüz enerjiyi, Babülmendep ticareti tehdit ediyor
Hürmüz Boğazı’ndaki kriz küresel enerji arzını tehdit ederken, Babülmendep’te artan gerilim bu kez dünya ticareti ve lojistiği açısından yeni bir risk oluşturuyor. Hürmüz temelde enerji krizi, Babülmendep ise ticaret ve lojistik krizi riski taşırken, iki geçişin aynı anda kapanmasının enerji maliyetlerine navlun, sigorta ve teslimat sürelerindeki artışın da eklenmesine yol açabileceği ifade ediliyor.

Küresel enerji ve ticaretin en kritik deniz geçişlerinden Hürmüz ve Babülmendep, Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimle birlikte dünya ekonomisinde ilave bir tedarik krizini gündeme getirdi. ABD-İran savaşı devam ederken, Yemen’de İran’ın desteğini alan Husiler, Meşru Hükümet Kuvvetleri’nin Kızıldeniz sahilinde ele geçirdiği tüm noktaları geri alarak Muha kenti ve Mayyun Adası’nda kontrol sağladı. Bu gelişme, uluslararası enerji ticaretinin en önemli yollarından biri olan Babülmendep Boğazı’nı kapanma noktasına getirdi.
BABÜLMENDEP KRİZİ MALİYETLERİ ARTIRIR
Babülmendep, Hürmüz Boğazı gibi küresel enerji ticaretinin en kritik deniz geçişlerinden biri. Ancak iki boğazın enerji ticaretindeki rolü ve olası bir kapanmanın yaratacağı etkiler birbirinden farklı. Hürmüz’ün gemi trafiğine kapanması, petrol ve doğalgazın küresel piyasalara ulaşmasını doğrudan etkiliyor. Ancak Babülmendep’in kapanma ihtimali karşısında alternatif bir güzergahı kullanmak mümkün. Kızıldeniz-süveyş hattını kullanamayan gemiler, Afrika’nın güneyindeki ümit Burnu’nu dolaşarak seferlerine devam edebiliyor. Ancak bu rota, taşımacılık süresini uzatırken yakıt tüketimi ile navlun da dahil edildiğinde maliyetleri yükseltiyor. Ayrıca, bu rotadaki taşımacılık daha yüksek bedellerle sigortalanıyor.
ASIL RİSK AYNI ANDA KAPANMA
Ancak asıl risk, Hürmüz ve Babülmendep’in aynı dönemde gemi trafiğine kapanması ihtimali. Böyle bir durumda Hürmüz’de yaşanacak arz kaybına, Babülmendep kaynaklı lojistik sorunlar da eklenebilir. Böylece bir yandan küresel piyasalara ulaşan enerji miktarı azalırken, diğer yandan mevcut enerjinin dünya pazarlarına ulaştırılması daha uzun sürebilir ve daha maliyetli hale gelebilir.
LOJİSTİĞİN KİLİDİ
Enerji Verimliliği Derneği Yönetim Kurulu üyesi Altuğ Karataş, Babülmendep Boğazı’nı küresel enerji lojistiğinin kilidi olarak tanımladı. Karataş, olası riskleri şöyle anlattı: “Babülmendep kriziyle enerji ortadan kaybolmaz ama rota değiştirir. Dünya aynı enerjiye ulaşmak için daha fazla yol, daha fazla yakıt tüketir, daha fazla gemi kapasitesi kullanır, daha fazla navlun öder. Bu nedenle Babülmendep Boğazı, Hürmüz Boğazı gibi doğrudan enerji arz kilinden çok küresel enerji lojistiğinin kilidi olarak görülür.”
Husi saldırıları öncesinde, 2023 yılında ümit Burnu çevresinden günlük yaklaşık 6 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçtiğini belirten Karataş, saldırıların ardından bu trafiğin hızla arttığına dikkat çekti. Karataş, günlük geçiş miktarının 2024’ün ilk aylarında 8.7 milyon varile, 2025’te 9 milyon varilin üzerine, 2026’nın ilk çeyreğinde ise 9.4 milyon varil seviyesine yükseldiğini belirtti.

ÇARPAN ETKİSİ YARATIR
Bununla birlikte asıl tehlikenin Hürmüz ve Babülmendep’teki risklerin eş zamanlı büyümesi olduğuna dikkat çeken Altuğ Karataş, böyle bir senaryoda Orta Doğu’daki gerilimin bölgesel bir güvenlik meselesi olmaktan çıkarak küresel enerji ve ticaret güvenliği sorununa dönüşeceğini söyledi. Karataş, şöyle konuştu: “Hürmüz’de fiziksel enerji arzı riske girerken, Babülmendep’te bu enerjinin dünya pazarlarına ulaştırılması zorlaşıyor. Normal dönemlerde Hürmüz’den günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçiyor. Bu miktarı kısa sürede ikame edebilecek alternatif bir deniz güzergâhı bulunmuyor. Hürmüz’deki arz problemine Babülmendep’teki lojistik problem de eklenirse iki risk birbirini toplamaz, çarpan etkisi yaratır. Bir tarafta piyasaya çıkan enerji azalırken, diğer tarafta mevcut enerjinin taşınma süresi uzar; navlun, sigorta ve toplam maliyet yükselir.”
ÇİFT YÖNLÜ ENERJİ OTOBANI
Öte yandan, Babülmendep’in enerji piyasaları açısından önemi yalnızca Körfez’den Avrupa’ya gerçekleştirilen sevkiyattan kaynaklanmıyor. Kızıldeniz-süveyş hattı, Orta Doğu petrollerinin Avrupa’ya taşınmasının yanı sıra Atlantik havzasından Asya’ya yönelen enerji akışında da kritik rol oynuyor.
Babülmendep’i bu yönüyle ‘çift yönlü çalışan küresel bir enerji koridoru’ olarak tanımlayan Karataş, “Kriz öncesindeki 2023 verilerine göre Kızıldeniz güzergâhındaki yaklaşık 8.2 milyon varil/günlük petrol ve petrol ürünü hareketinin yaklaşık 2.9 milyon varili süveyş ve Avrupa yönüne, 3.9 milyon varili ise Asya yönüne gerçekleşiyordu. Bu nedenle Babülmendep’teki bir aksama yalnızca Orta Doğu’dan Avrupa’ya taşınan enerjiyi değil; Avrupa, rusya, Kuzey Afrika ve Amerika kıtasından Asya’ya giden enerji ticaretini de etkileyebilir” dedi.
ÜMİT BURNU’NDAN ANCAK 35 GÜNDE GEÇİLEBİLİYOR
Bununla birlikte Babülmendep’te yaşanabilecek uzun süreli bir krizin dünya ekonomisine en doğrudan yansımalarından biri navlun maliyetlerinde görülüyor. Bölgedeki jeopolitik risklerin ve güvenlik tehdidinin artması, denizcilik şirketlerini Kızıldeniz-süveyş hattı yerine Afrika’nın güneyindeki ümit Burnu rotasına yöneltiyor.
Karataş’ın hesaplamasına göre Basra Körfezi’nden Kuzeybatı Avrupa’ya yapılan tipik bir tanker yolculuğu süveyş üzerinden yaklaşık 19 gün sürerken, ümit Burnu üzerinden yaklaşık 35 güne kadar çıkabiliyor. Böylece seyahat süresine yaklaşık 15-16 gün ekleniyor.
Bu sürenin yalnızca ürünün geç ulaşması anlamına gelmediğini belirten Karataş, “Daha fazla yakıt tüketiliyor, personel ve işletme giderleri yükseliyor, taşınan yük daha uzun süre finanse ediliyor ve gemilerin bir yılda gerçekleştirebileceği sefer sayısı azalıyor” dedi.
İKİ KRİZ BİRBİRİNİN DEVAMI
Hürmüz ve Babülmendep’teki krizlerin birbirinden bağımsız okunmaması gerektiğine dikkat çeken İstanbul Ticaret üniversitesi siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Uğur Yasin Asal ise Babülmendep’te yaşanan gelişmeleri, İran’ın ABD’ye Yemen’deki vekil aktörleri üzerinden verdiği karşılığın bir parçası olarak değerlendirdi. Asal, şöyle konuştu: “Bu jeopolitik krizleri bir bütün olarak okumak gerekiyor. Babülmendep’te gelişen süreç, Hürmüz’de ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına İran’ın Yemen’deki vekil aktörleri üzerinden karşılık vermesinin bir yansıması. Dolayısıyla birbirinin devamı ve birbirini tamamlayıcı nitelikte bir krizden söz ediyoruz.”
GERİLİMİN YAYILMA RİSKİ ARTIYOR
İki boğazın aynı dönemde kriz alanına dönüşmesinin ABD-İran geriliminin bölgeye yayılma riskini artırdığına işaret eden Asal, “Bu tablo, mevcut ABD-İran geriliminin taşma etkisinin giderek arttığını gösteriyor. Hürmüz ve Babülmendep’in eş zamanlı olarak kriz alanına dönüşmesi, Orta Doğu’daki gerilimi yukarı yönlü revize ediyor. ABD’nin İran’a yönelik hamleleri, Körfez ülkeleriyle geliştirdiği ortaklıklar ve İran’ın verdiği karşılıklar, bölgedeki jeopolitik kırılganlığın kısa ve orta vadede devam edeceğini gösteriyor” dedi.
KÜRESEL ENFLASYON BASKISINI BÜYÜTÜR
Doç. Dr. Uğur Yasin Asal, küresel ticaret ve enerji fiyatlarında hâlihazırda enflasyonist bir baskı bulunduğunu belirterek, jeopolitik belirsizliğin bu baskıyı artırdığını söyledi. Babülmendep’te krizin derinleşmesinin enerji arz güvenliğini tehlikeye sokacağını ve enerji maliyetlerini artıracağını belirten Asal, “Küresel ticaret ve enerji fiyatlarında zaten enflasyonist bir etki var. Belirsizlik de bu enflasyonu tetikliyor. Buna Babülmendep krizi de eklendiğinde enflasyonist baskı daha da artar” dedi.

ORTA KORİDOR DAHA FAZLA ÖNEM KAZANIR
Babülmendep ve Süveyş hattında yaşanan güvenlik sorunları, Türkiye açısından enerji ve taşımacılık maliyetlerini artırırken, alternatif ticaret güzergahlarının önemini de öne çıkarıyor. Enerji Verimliliği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Altuğ Karataş, Kızıldeniz-Süveyş hattındaki krizlerin dünya ticaretinin tek bir deniz koridoruna aşırı bağımlılığının taşıdığı riskleri ortaya koyduğunu belirterek, Türkiye’nin merkezinde bulunduğu Orta Koridor’un bu süreçte daha fazla önem kazanabileceğini söyledi.
Asya ile Avrupa arasındaki alternatif kara ve demiryolu hatlarının stratejik değerinin arttığına dikkat çeken Karataş, “Türkiye tam bu noktada Orta Koridor’un merkezinde bulunuyor. Çin ve Orta Asya’dan Hazar üzerinden Türkiye’ye, buradan da Avrupa’ya ulaşan hattın önemi, Süveyş ve Kızıldeniz gibi deniz güzergahlarında yaşanan her krizle daha görünür hale geliyor” dedi.
Türkiye’nin aynı zamanda Karadeniz, Kafkasya, Orta Asya, Orta Doğu, Doğu Akdeniz ve Avrupa enerji sistemlerinin kesişim noktasında yer aldığını belirten Karataş, şunları söyledi: “TANAP, TürkAkım, Bakü-Tiflis-Ceyhan, Irak-Türkiye hattı, LNG terminalleri, doğalgaz depolama altyapısı ve gelişen elektrik bağlantıları, Türkiye’nin jeopolitik konumunu enerji açısından da güçlendiriyor. Bu nedenle Türkiye’yi yalnızca bir enerji koridoru değil, giderek daha fazla bir enerji merkezi olarak değerlendirmek gerekiyor.”
TÜRKİYE’Yİ NASIL ETKİLER?
Babülmendep krizinin Türkiye’ye etkisine dikkat çeken Doç. Dr. Uğur Yasin Asal, boğazda yaşanacak olası bir kapanmanın Türkiye açısından çok yönlü sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Asal, şöyle devam etti: “Türkiye, enerjisinin büyük bölümünü Rusya, İran ve Azerbaycan gibi bölge ülkelerinden tedarik ediyor. Babülmendep’in kapanması, Türkiye’yi yalnızca enerji açısından değil, küresel ticarete sunduğu hizmetler bakımından da etkiler. Bu nedenle Türkiye önleyici bir diplomasi yürütüyor. Bu şu demek: Krizleri ortaya çıkmadan önlemek; ortaya çıktığında ise diplomasi mekanizmalarını hızla devreye sokarak etkilerini azaltmak. Türkiye’nin bu yöndeki dış politikasını daha yoğun bir tempoda sürdüreceğini düşünüyorum.”

Yorum yazmak için giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.