Kahramanmaraş merkezli depremlerde 52 bin vatandaş hayatını kaybetti, 11 ilde toplam 500 bini aşkın konut yıkıldı. Uzmanlara göre gayrimenkul pazarında görünmeyen ama hayati bir öneme sahip olan zemin etüdü doğru konumlansaydı, can kayıplarının yüzde 80 oranında önüne geçilebilecekti. Zemin etüdünün toprağa gömülen para değil, bilhassa insanları hayatta tutan bir yatırım olduğunu belirten zemin sektörü temsilcileri, firma kategorilendirme sistemi ile konunun daha nitelikli ele alınabileceğine dikkat çekti.
İSTANBUL İÇİN ÖNEMLİ
Türkiye topraklarının yüzde 98’i aktif ve farklı deprem kuşakları üzerinde yer alıyor. İstanbul’un da olası bir depremden en büyük hasarı görecek illerden biri olduğu dile getirilirken, Zeminciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, İnşaat Yüksek Mühendisi Habip Koçak Köse, yapı maliyetinin toplam yüzde 0.5’ine bile tekabül etmeyen zemin etüdü konusunun acil olarak yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Köse, “İstanbul, kentsel dönüşüm projeleri ile de yenilenen bir kent. Bizler zeminin gayrimenkul piyasasında ilk kriter olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyoruz. Piyasa; bir yapının zemin analizi nasıl yapılmış, zemin uygulamaları nasıl projelendirilmiş başlıklarıyla yeniden şekillenmeli. İnsanlar büyük evlerden çok zemin etüdü doğru yapılmış ve buna uygun projelendirilmiş yapılara odaklanmalı” diye konuştu.
YÜZDE 78’İ 2001 ÖNCESİ
Türkiye’de yapılar 2001 yılında hayata geçirilen Yapı Denetim Yönetmeliği ve 2018 yılında daha da detaylandırılan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne göre inşa ediliyor. Ancak istatistiklere göre Türkiye yapı stokunun yüzde 78’i, 2001 yılı öncesinde yapılmış binalar. Türkiye yapı stoku hali hazırda yapım yılı nedeniyle riskli durumda değerlendirilirken, yeni dönemde gayrimenkul alımlarında zemin sorgulamasının daha da önem kazanacağı öngörülüyor. Köse, “Bu konuda farkındalık çalışmaları artıyor. Bizler de binanın oda sayısı, metrekaresinden önce zeminle ilgili teknik detaylarının sorgulanması gerektiğini her fırsatta dile getiriyoruz” dedi.

KATEGORİ ÖNERİSİ
Türkiye’de 2007 yılında uygulanmaya başlanan ve 2018 yılında daha da detaylandırılan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne göre, zemin etüdü uygulaması yapılması zorunluluğu var. Ancak sektör mensupları, zemin etüdü konusunda piyasada uygulamaların istenen nitelikte olmadığına dikkat çekiyor. Fiyatlandırma kaygısı nedeniyle zemin etütleri konusunda farklı yaklaşımlar olduğunu, müteahhitlerin de çoğunlukla uygun fiyatı tercih ettiğini ifade eden Köse, “Bu konuda bir kategorilendirme yapılabilmesi için çalışmalarımız ve araştırmalarımız mevcut” bilgisini paylaştı.
İMZA YETKİSİ KOLAY OLMAMAMALI
İnşaat mühendislerinin de mezun olduktan sonra hemen imza yetkisine sahip olmasının sektördeki güvenlik endişesini artırdığını belirten Köse, şu öneride bulundu: “Avrupa ülkelerinde yetkin mühendislik uygulaması yapılıyor. Mezun olanlar bir müddet sektörün çeşitli kademelerinde çalıştıktan sonra imza yetkisine sahip oluyor. Yetkinlik her beş yılda bir yenileniyor. Böyle bir uygulama ülkemizde de geçerli olabilir.”

DENİZE BİLE YAPILABİLİR
Zeminciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Habip Koçak Köse: “Türkiye mühendislik hizmetleri açısından oldukça gelişmiş bir ülke. Uygun çalışmalar yapıldığı takdirde denizin üzerine dahi bina yapabilirsiniz. Sorun zeminden ziyade bu zeminlere uygun çalışmaların yapılmaması. Her zeminin niteliği farklıdır. Binanın depremle nasıl etkileşeceğini, zeminin doğru tespit edilmesi ve buna uygun projeler geliştirilmesi ile belirlemek mümkün. Depremde ayakta kalan binaların hepsi zemin etüdü sağlıklı yapılmış ve buna uygun projeler geliştirilmiş yapılardır. Ancak deyim yerindeyse kalıbına uygun elbise dikimi ile maliyet azaltılabilir. En ucuz teklif, her zaman en doğrusu demek değildir. Bir bina harika görünebilir, ancak zemin etüdü doğru yapılmamış ve ona uygun projeler de geliştirilmemişse o binaya yapılan yatırım çöpe atılan bir yatırımdır.”