Cuma14 Ağustos 202611:53İSTPİYASAAÇIK
KEREM ALKİN
KEREM ALKİN

Terörsüz Türkiye, 2 trilyon dolarlık bölgesel yatırım hamlesine dönüşecek

00:00 / 00:00

Gazi Meclisimiz tarihi bir karara daha şahitlik etti ve ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin en kritik adımlarından biri olan ‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’, 467 milletvekilimizin oylarıyla kabul edildi.

Bu tarihi adım, Türkiye’nin önümüzdeki 25 yılına damga vuracak stratejik bir devlet vizyonunun yeni halkasıdır. 

Daha önceki yazılarımızda da vurguladığımız üzere ‘Terörsüz Türkiye’ süreci, devletimizin stratejik aklıyla üretilmiş tarihi bir vizyondur.

Çünkü gardımızı indirdiğimiz anda, küresel ve bölgesel karanlık güçlerin bize bu topraklarda hayat hakkı tanımayacaklarını tarih bize defalarca göstermiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın her daim vurguladıkları üzere, bizim güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yoktur. 

Bu nedenle Gazi Meclisimizde atılan bu tarihi adımı salt güvenlik perspektifinden okumak hata olur. Terörsüz Türkiye; esasen kalıcı güvenin, sürdürülebilir toplumsal huzurun, öngörülebilirliğin ve Türkiye’nin çekim gücü yüksek yatırım ikliminin tahkim edilmesi anlamına gelir.

Şimdi, bu tarihi adımla bu sürecin ikinci büyük halkası geliyor; ‘topyekun bölgesel kalkınma’. Türkiye’nin güneyinde Irak, Suriye, Lübnan ve Ürdün’ü, devamında Körfez ülkelerini içine alan devasa bir coğrafya, onlarca yıllık çatışmanın ardından altyapısını, şehirlerini, ulaştırma sistemlerini, enerji ağlarını ve üretim kapasitesini kapsamlı bir şekilde yeniden inşa etmek zorunda.

BARIŞIN KALKINMA GETİRİSİ
Dünya Bankası (DB), yalnızca Suriye’nin yeniden imar ihtiyacını 216 milyar dolar olarak hesaplıyor. DB, aynı zamanda Irak’ta Türkiye sınırına uzanan kuzey-güney ulaştırma koridorunu ve Suriye ile Ürdün’e bağlanan doğu-batı eksenini bölgesel entegrasyonun temel altyapıları arasında değerlendiriyor. UNDP ise, Suriye’nin güçlü bir büyüme ve kalkınma hamlesi gerçekleştirmesi halinde, savaş öncesi üretim kapasitesine dönüş süresinin dramatik biçimde kısalabileceğine işaret ediyor. Bölgenin önünde, Türkiye’nin liderliğinde ve orkestrasyonunda, yeni bir ‘barışın kalkınma getirisi’ dönemi açılıyor.

Irak’la Kalkınma Yolu Projesi, Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak. Türkiye-Suriye-Ürdün-Suudi Arabistan hattında yeniden hayat bulacak yeni Hicaz Demiryolu Projesi, Körfez ile Akdeniz ve Avrupa arasında tarihi bir kara köprüsü oluşturacak. Katar-Suudi Arabistan-Ürdün-Suriye-Türkiye ekseninde şekillenecek yeni doğalgaz bağlantıları ile Irak-Türkiye enerji hatlarının güçlendirilmesi, bölgenin enerji jeopolitiğini tümüyle yeniden şekillendirecek.

Nitekim, saygın düşünce kuruluşları da Türkiye’nin Irak Kalkınma Yolu ve Orta Koridor üzerinden bölgesel bağlantısallığın merkez ülkelerinden biri haline geldiğine; Hicaz Demiryolu’nun Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan’ı birbirine bağlayabilecek yeni bir stratejik hat olarak öne çıktığına dikkat çekiyorlar.

21. YÜZYILIN YATIRIM HAVZALARI
Önümüzdeki 5 yılı doğru okumak adına, karşımızda yalnızca birkaç demiryolu, otoyol, liman veya enerji projesi bulunmuyor. Esas, Basra Körfezi’nden Anadolu’ya, Doğu Akdeniz’den Avrupa’ya uzanan yeni bir kalkınma havzasının Türkiye’nin liderliğinde kurulduğuna birlikte şahit oluyoruz. Ulaştırma, enerji, lojistik, konut, şehircilik, haberleşme, tarım, gıda, sağlık, eğitim, dijital altyapı ve sanayi yatırımları birlikte değerlendirildiğinde, önümüzdeki 5-10 yıllık dönemde bölgenin 2 trilyon dolara ulaşacak bir yatırım ve katma değer potansiyelini harekete geçirmesi hiç de abartılı bir hedef değil.

Dünya Bankası’nın yıllardır altını çizdiği gerçek de tam olarak bu. Orta Doğu’da sınır ötesi altyapının güçlenmesi, ticaret maliyetlerinin düşmesi ve bölgesel entegrasyonun derinleşmesi daha büyük pazarlar, daha güçlü üretim ağları ve daha yüksek refah anlamına geliyor. Türkiye bu tarihi ve büyük dönüşümün üretim, finansman, mühendislik, müteahhitlik, lojistik, enerji ve teknoloji merkezi olarak öne çıkıyor.

Bu nedenle ‘Terörsüz Türkiye’ Vizyonu, Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın güçlü, kararlı, vizyoner liderliğinde ve dirayetinde, 2026 ile 2035 arası, Türkiye’nin GSYH’sını 4 trilyon dolar ligine taşıyabilecek büyük sıçramanın da en güçlü kaldıraçlarından biri anlamına geliyor. Türkiye’nin kendi yatırım ikliminde başlayacak güven ve istikrar çarpanı, sınırlarımızın ötesindeki bölgesel topyekun kalkınma hamlesiyle birleştiğinde, ortaya 21. yüzyılın en önemli yatırım havzalarından biri çıkacaktır.
‘Terörsüz Türkiye’ hedefi, milletimizin hep birlikte oluşturduğu yeni kontratın tamamlayıcı halkasıdır. Şimdi bu kontratın bölgesel boyutunu inşa etme aşamasına geçiyoruz. Terörün tükettiği kaynakların tümüyle yatırıma, çatışmanın parçaladığı coğrafyanın kapsayıcı şekilde ticaret koridorlarına, sınırların ayırdığı şehirlerin hep birlikte üretim ağlarına dönüşeceği yeni bir dönem başlıyor. Ve Türkiye, bu yeni dönemin merkez ülkesidir.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

Tüm Yazıları >