Cuma16 Ekim 202610:30İSTPİYASAAÇIK
HÜSEYİN ÖZTÜRK
HÜSEYİN ÖZTÜRK

Mermer iyi taştan iyilik iki baştan

00:00 / 00:00

İş dünyasında başarıların da sıkıntıların da ana sebebi insan unsurudur. Doğru işe doğru insan, başarı ilkesinin temelidir. Sıkıntılarda ise doğru işe yanlış insan istihdamı olduğu aşikârdır ve fazla söze hacet yoktur.

İş âlemi başta olmak üzere, insanoğlunun yönettiği ve yönetildiği resmi, yarı resmi veya özel bütün kurum, kuruluş, şirket ve irili ufaklı ticarethanelerde, başarının olmazsa olmaz şartı, ‘emanetin ehline verilme’ düsturudur.

Bu hakikat; asırlardır nesillerden nesillere aktarılarak gelir ve inanılır. Lakin hepimizin gördüğü gibi neden ve nasıl oluyorsa, emanetin ehline verilmemesi yüzünden başarılar gölgelenir.

Bunun için ehli tacirler; “Mermer iyi taştan, iyilik iki baştan” demişlerdir. Akla şu soru gelebilir: “İki başın olduğu yerde iyilik nasıl olacak?” Haklı bir soru ama ‘iyilik’, iki başı bir yapar ve aynı doğru üzerinden aynı yöne bakılmasını sağlar.

Yine bu hususta şu örnek verilir: Eğer iki baş, işlerinin sahipleri ise hayatın akışında aynı yöne kürek çeker ve limanı birlikte görürler. Bu birlik, ekip ruhu içerisinde gerçekleşirse; çalışanlar da kaptanlarına uyarak, işlerini birlik ve beraberlik içerisinde yaparlar.

‘Ekmek teknesi’ insanın içini ısıtan bir sözdür. Bu söz; emeğe, nimete, üretmeye ve itinalı tüketime karşı bir nevi istikrarın bekçisidir. İşyerlerimizin yani ekmek teknemizin misyonu ve vizyonu; ülkemiz, milletimiz, ailemiz ve değer yargılarımızın ilkeleriyle uyuşuyorsa; başarı, huzur ve mutluluk yakalanır ve ekmek teknemiz bereketlenir.

Aksi takdirde yönetenlerimiz ve yönetilenlerimiz, kişisel sebeplerle huzursuz olur, sahip veya sorumlu oldukları ekmek teknesine karşı ilgisiz kalır, herkesin umutsuzluğu, mutsuzluğu, akışından sızmış başıboş sular gibi hayatımız avucumuzdan akıp gider.
Samimiyetin, güvenin, birbirimize olan itimadın, paylaşmanın, dayanışmanın, egemen olmadığı işyerlerinde ekip ruhu kurulamaz, ekip ruhu sağlanamayınca da sinerji meydana gelmez. Doğal olarak ekip ruhu; yerini dağılmaya, bozulmaya, yok olmaya bırakır.

‘Güven’ dediğimiz kavramın ilk başladığı yer ailedir. Ailede ve işyerlerinde temin edilen güven, her türden maddi sermayenin çok üstünde bir güçtür. Başarı, bu gücü dikkatli ve iyi kullanabilir.

İşte ‘iyilik iki baştan’ diyenler, ‘güven’ kavramını terazinin kulpu yapmışlardır.

Kulp doğru tutulmazsa, güven eksikliği mutsuz bir hayatın, huzursuz ve verimsiz iş ortamının bozulmasına ve dağılmasına sebep olacaktır.

‘Güven’, ‘emanet’ kavramının ikizidir. İki başın ikisinde de bunlar olmalıdır. Temelinde ‘itimat’ duygusu olmayan çabalar, beyhude yere yorulmak demektir.

Güvene dayalı iş ortamlarında başarılar kutlanırken; başarısızlıklar da suçlamalara, savunmasız yargılamalara, peşin hükümlere teslim olmadan, ekip ruhu içerisinde hareket edilerek çözüme kavuşturulmalıdır.

Böyle durumlarda aynı yöne kürek çekmeyenlerin, ayrılıklara düşecekleri malumdur. Aynı yöne kürek çekerek; “Ne yaptık? Nasıl yaptık? Ne sonuç aldık? Daha iyi bir netice almak için neyi farklı yapmalıyız?” gibi soruları sormak gerekir.

Birbirlerine karşı samimi şekilde ilgi gösteren, aynı ekmek teknesinden rızıklarını kazandıklarına inananların bulunduğu bir kurumda, ekip ruhu merkezli hizmet anlayışının hâkim olacağı dışarıdan şahit istemez.

Bütün işyerleri için geçerli şu hakikatle söz noktalansın: Hangi makam ve mevkide olunursa olunsun, herkes ‘çalışan’ rütbesine sahiptir. Bu sebeple her kademede çalışanların katkıları görülüp, takdir edildiğinde, ekip ruhu gerçekleşmiş olur.

Velhasıl, ekip ruhunun besleyici kaynağı bellidir. Tüm çalışanların aynı yöne kürek çekerek, sağ-salim limana varmaları, ekmek teknesini bereketlendirecektir.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

Tüm Yazıları >