Cuma21 Ağustos 202610:06İSTPİYASAAÇIK
ADNAN VEYSEL ERTEMEL
ADNAN VEYSEL ERTEMEL

Kurumların gizli gücü: Yapay zeka süper kullanıcıları

00:00 / 00:00

Bir kurumda yapay zekayı en etkili kullanan kişinin bilgi teknolojileri yöneticisi ya da üst düzey bir yönetici olması gerekmez. Bir satış temsilcisi müşteri görüşmelerini daha doğru analiz ediyor olabilir.

Bir insan kaynakları uzmanı görev tanımlarını daha hızlı hazırlıyor, bir finans çalışanı karmaşık tabloları kısa sürede yorumluyor olabilir. Bu kişilerin çoğu, geliştirdikleri yöntemi kimseye anlatmıyor bile. Çünkü bunu bir başarı değil, sadece kendi işini kolaylaştıran küçük bir çözüm olarak görüyor.
Yapay zeka çağında kurumların önemli yetkinliklerinden biri, bu dağınık bireysel becerileri tespit etmek ve kurumsal kabiliyete dönüştürmek. Önceki yazıda değindiğimiz araştırmadaki bir veri burada tam yerine oturuyor: Çalışanların yüzde 62'si yapay zeka becerilerini geliştirmek istiyor. Kurumlar hazır bir öğrenme isteğine sahip. Ancak bu istek doğru politikalar ve paylaşım kültürüyle desteklenmezse bireysel ve görünmez kullanım düzeyinde kalıyor.

SÜPER KULLANICI KİMDİR?

Süper kullanıcı, bir teknolojiyi yalnızca sık kullanan kişi değil. Kendi iş bağlamında daha etkili kullanım yöntemleri geliştiren, aracın sınırlarını bilen, çıktıları sorgulayan ve başkalarına yol gösterebilen kişi. Tekrarlayan işleri tespit eder, uygun kullanım senaryosu geliştirir, istemleri ve iş akışlarını iyileştirir, çıktıyı doğrular, hata ve riskleri tanır, deneyimini başkalarıyla paylaşır.
Kurumun en değerli yapay zeka kullanıcısı, en fazla sorgu yapan değil, yapay zekayı iş sonucuna en güvenli biçimde bağlayabilen kişi. Bu ayrım küçük görünse de kurumun neyi ölçmesi ve neyi ödüllendirmesi gerektiğini baştan belirliyor.

Geleneksel dönüşüm projelerinde bilgi çoğunlukla yukarıdan aşağıya aktarılır. Önce üst yönetim karar verir, teknoloji birimi sistemi seçer, çalışanlara eğitim verilir. Yapay zeka dönüşümünde ise önemli yeniliklerin bir bölümü aşağıdan yukarıya ortaya çıkıyor. Bunun nedeni basit: Aracı en yoğun biçimde kullanan, günlük işin ayrıntılarını en iyi bilen kişi çoğu zaman en tepedeki değil.

Bir asistan toplantı hazırlığını kısaltabilir. Bir saha çalışanı müşteri şikâyetlerini sınıflandırabilir. Bir satın alma uzmanı teklifleri karşılaştırabilir, bir öğretim elemanı ders materyalini farklı düzeylere uyarlayabilir, bir çağrı merkezi çalışanı konuşma özetlerini iyileştirebilir. Organizasyonun en değerli yapay zeka uygulaması, hiyerarşinin en alt kademesindeki bir çalışanın geliştirdiği basit bir yöntem olabilir.

POLİTİKA, ENGEL DEĞİL GÜVENLİ ZEMİN OLMALI

İyi bir politika birkaç soruyu net biçimde cevaplamalı: Hangi araçlar kullanılabilir, hangi bilgiler sisteme girilebilir, hangi görevlerde insan onayı zorunlu, çalışan tereddüt ettiğinde kime danışacak, yeni bir kullanım örneği ortaya çıktığında bunu nereye bildirecek.

Basit bir renk sistemi işe yarayabilir. Yeşil alan kamuya açık içerik, fikir üretimi, dil düzeltme, genel araştırma. Sarı alan kurum içi fakat hassas olmayan bilgiler, insan kontrolü zorunlu. Kırmızı alan kişisel veriler, ticari sırlar, müşteri verileri, hukuki ve yüksek etkili kararlar.

Politikanın amacı çalışanı durdurmak değil, nerede hızlanabileceğini ve nerede durması gerektiğini göstermek.

Her birimden gönüllü ya da seçilmiş yetkin kullanıcılardan bir öncüler ağı kurulabilir. Aylık kullanım örneği buluşmalarında çalışanlar tek bir iş sürecinde neyi değiştirdiklerini kısa sunumlarla paylaşabilir.

Onaylanmış istemler, iş akışları ve örnek çıktılar ortak bir kütüphanede tutulabilir. Her örnek için sorun neydi, hangi veri kullanıldı, ne kadar zaman kazandırdı, hangi hatalar görüldü gibi bilgileri içeren kısa deney kartları tutulabilir.

Ama kurumlar yalnızca başarılı örnekleri görünür kılarsa sahte bir başarı algısı oluşur. Yanlış sonuç veren istemler, uydurulmuş bilgiler, eksik ya da taraflı analizler de aynı şeffaflıkla paylaşılmalı. Yapay zeka okuryazarlığı yalnızca neyin işe yaradığını değil, neyin işe yaramadığını ve neden işe yaramadığını bilmeyi de içeriyor.

BİREYSEL VERİMLİLİKTEN KURUMSAL ÜRETKENLİĞE

Bir çalışanın yapay zekayla haftada birkaç saat kazanması değerli. Ama aynı yöntem kurumun yüz çalışanı tarafından güvenli biçimde kullanılabiliyorsa, bireysel verimlilik kurumsal üretkenliğe dönüşür. Bireysel keşiften teste, doğrulamadan standartlaştırmaya, paylaşmadan kurum geneline yaymaya uzanan bir zincir bu.

Kurumsal yapay zeka dönüşümü, teknoloji kullanımının yaygınlaşmasından çok, işe yarayan uygulamaların tekrarlanabilir hale gelmesi.

Yapay zeka dönüşümünün merkezinde yalnızca teknoloji yatırımı değil, insan, güven ve öğrenme kültürü bulunuyor. Kurumların görevi, en yetkin kullanıcıları hiyerarşik konumlarına bakmadan tespit etmek, güvenli sınırlar içinde desteklemek ve geliştirdikleri yöntemleri ortak kurumsal bilgiye dönüştürmek.

Özetle, yapay zekayı birkaç çalışanın kişisel avantajı olarak bırakmak yerine kurumun ortak kabiliyetine dönüştüren işletmeler, teknolojiden gerçek anlamda verim elde edecek.

 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

Tüm Yazıları >