Cuma2 Ekim 202611:56İSTPİYASAAÇIK
NURULLAH GÜR
NURULLAH GÜR

Finans piyasalarının karanlık yüzü

00:00 / 00:00

Finans piyasalarının iki yüzü vardır. Aydınlık yüzünde finansal kurumlar ve araçlar; üretim çarklarının dönmesine, girişimcilerin hayallerindeki şirketleri kurmalarına, ailelerin ev ve araba sahibi olmalarına, teknolojik gelişmelerin hızlanmasına ve inovasyonların ortaya çıkmasına katkı sağlar. Bu sayede ekonomi büyür ve gelişir.

Karanlık yüzünde ise finans piyasaları, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla ekonomik istikrarsızlıklara, türbülanslara ve krizlere zemin hazırlayabilir. Bu durum ortaya çıktığında sonucunda hanelerin tasarrufları buharlaşır, şirketler iflas eder, ekonomi daralır ve gelir dağılımı bozulur. 

Finans piyasalarının bu iki yüzü de oldukça değişken olduğundan ekonominin bu alanına hem stratejik hem de hassas bir biçimde yaklaşmak gerekir. Finansın aşırılıklarını törpülemeyi başararak finansal ürün çeşitliliğini ve piyasa derinliğini optimal bir dengeye yaklaştırabilen ülkeler, rakiplerinin önüne geçer. Bunun için düzenleme, denetleme ve gözetim alanlarında proaktif olmak şarttır.

Yatırım fonlarında son haftalarda yaşadığımız tatsız hadiseler, maalesef finans dünyasının karanlık yüzüne ilişkin gerçekleri acı bir biçimde bir kez daha yüzümüze vurdu. Açgözlülük, ihmal ve suistimal üçlüsü binlerce insanı mağdur ederken sermaye piyasalarında da dalgalanmaya yol açtı.

Bu hadiseler sınırlı sayıdaki fonla sınırlı kaldı. Son günlerde politika yapıcıların attığı adımlarla birlikte söz konusu türbülansın sistemik bir riske dönüşmesi engellendi. Ancak yatırımcıların güven duygusu ister istemez sarsıldı. Sermaye piyasalarının rakamsal göstergeler itibarıyla yeniden istikrara kavuşması belki çok uzun zaman almayabilir; ancak güvenin yeniden tesis edilmesi çok daha uzun sürecektir.

Finans piyasalarının düzgün ve etkin işleyişinin olmazsa olmazı olan bu güveni mümkün mertebe hızlı tesis edebilmek için bu aşamadan sonra dikkat edilmesi gereken iki husus bulunuyor. Birincisi, sorunlu fonların tasfiye sürecini son derece dikkatli, adil ve şeffaf bir biçimde yönetmek ve süreç boyunca sağlıklı bir iletişim sürdürmek. İkincisi, benzer hadiselerin gelecekte yaşanmaması için düzenleme, denetim ve gözetim alanlarındaki aksaklıkları gidermek.

Türkiye bunu daha önce bankacılık sektöründe başardı. 2000-2001 krizinin ardından hayata geçirilen reformlar, Türk bankacılık sektörünü akranları arasında en sağlam bankacılık sistemlerinden birine dönüştürdü. Şimdi benzer bir dönüşümü sermaye piyasalarında gerçekleştirmeliyiz. Zira bankacılık sektörü, Türkiye'nin kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için ihtiyaç duyduğu ürün çeşitliliğini, vade yapısını ve fonlama hacmini tek başına sağlayamaz. Bu nedenle sermaye piyasalarının sağlıklı bir şekilde gelişmesine gereken önemi vermemiz elzemdir.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

Tüm Yazıları >