Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, milyonlarca emekli çalışanı ve işvereni yakından ilgilendiren emsal bir karara imza attı. Yargıtay, “Zaten emekli maaşı alıyor, dava açmakta yararı yok” diyen mahkeme kararını bozarak, sosyal güvenlik hakkının pazarlık konusu yapılamayacağını ilan etti.
Ülkemizde emekli ve hak sahibi sayısı 17 milyona yaklaşıyor. Kendi çalışmasından dolayı yaşlılık emekli aylığı alanların sayısı 12 milyonun üzerinde. Halen kayıtlı olarak çalışan emekli sayısı ise sadece 2 milyon kişi civarında. Dolayısıyla kayıtlı emeklilerin en az 2-3 katının kayıt dışı çalıştığı rahatlıkla söylenebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tam da bu noktada milyonlarca emekli çalışanı ve işvereni yakından ilgilendiren emsal karara hükmetti. Yargıtay, “Zaten emekli maaşı alıyor, dava açmakta yararı yok” diyen mahkeme kararını bozarak, sosyal güvenlik hakkının pazarlık konusu yapılamayacağını ilan etti. İşte adım adım cereyan eden hukuk mücadelesi ve emekli çalışanlar açısından yansımaları…
KARAR BİLGİLERİ
Kararı veren daire başkanlığı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu/12.11.2025
Karar bilgileri: Esas No.2024/10-444, Karar No.2025/704
Yasal dayanağı: 5510 sayılı Kanunun 30, geçici 7/1 ve geçici 14/1. maddeleri. Mülga 506 sayılı Kanunun 63. maddesi hükümleri.
Kararın konusu: Dava süreci, bir boyacı ustasının emekli olduktan sonra geçimini sağlamak amacıyla ….. isimli işyerinde çalışmaya başlamasıyla başladı. İşçi, 2013 ile 2019 yılları arasında kesintisiz olarak, ayda 30 gün boyunca ter döktüğünü iddia ediyordu. Ancak SGK kayıtlarına bakıldığında acı gerçek ortaya çıktı: İşveren, işçinin birçok ay sadece 10 gün çalıştığını beyan etmişti.
İşçi, hakkını aramak için mahkemeye başvurdu. Talebi netti: “Emekli olsam da emeğim var, SGK’ya bildirilmeyen eksik günlerimin ve gerçek maaşımın tespit edilmesini istiyorum.” İşveren ise bu iddialara karşı çıkarak, işçinin ‘kısmi süreli’ çalıştığını ve 10 günlük bildirimlerin gerçeği yansıttığını savundu. Ancak bu dava, basit bir gün sayımı davasından çok daha derin bir hukuk tartışmasına yol açtı.
YEREL MAHKEME: İŞÇİ HAKLI
Dava süreci adeta bir hukuk satrancına dönüştü. Mahkemeler farklı pencerelerden bakınca, dosya defalarca el değiştirdi.
İlk Derece Mahkemesi, sunulan delilleri ve tanık beyanlarını inceledi. Sonuç olarak işçinin gerçekten de ayda 30 gün çalıştığına, bildirilmeyen tam 325 günün daha sisteme işlenmesi gerektiğine hükmetti. Mahkeme, bu çalışmaların Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) kapsamında tescil edilmesine karar verdi.
İSTİNAF KARARI: EMEKLİYSEN DAVAYA GEREK YOK
Dosya, işverenin ve SGK'nın itirazı üzerine dosya Bölge Adliye Mahkemesi’ne (İstinaf) gitti. İstinaf dairesi, hukuk dünyasında çok tartışılacak bir karara imza attı: “Davacı zaten emekli maaşı alıyor. Bu tespit davası sonucunda alacağı emekli maaşı artmayacak. Dolayısıyla bu davayı açmakta güncel bir yarar yoktur” diyerek, davayı usulden reddetti.
YARGITAY'IN İLK MÜDAHALESİ
Dosya, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'ne taşındı. Yargıtay, bu ‘yarar yok’ görüşüne karşı çıktı: “Sigortalılık kaçınılmaz bir haktır, emekli olsa bile işçinin bu tespiti isteme hakkı vardır” diyerek, kararı bozdu. Ancak istinaf mahkemesi kendi kararında ‘direnince’, son sözü söylemek üzere Yargıtay Hukuk Genel Kurulu devreye girdi.
YARGITAY HGK’NIN EMSAL KARARI
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, vermiş olduğu tarihli kararıyla hukuk literatürüne geçecek bir gerekçe yayımladı. İşte Yargıtay’ın madde madde o ‘Sosyal Güvenlik Hakkı’na ilişkin dersi:
* Sosyal güvenlik ‘kişiye bağlı ve vazgeçilmezdir’
Yargıtay, sigortalı olmanın sadece maaş almak demek olmadığını hatırlattı. Bir kişi ister tüm sigorta kollarına, ister sadece emekli destek primine (SGDP) tabi olsun; bu durum kamu düzenini ilgilendiren hukuki bir statüdür. Kişi, bu haktan kendi isteğiyle bile vazgeçemez.
* İş kazası ve meslek hastalığı riski
Emekli çalışanın maaşının artmayacak olması, günlerinin tespiti için engel değildir. Yargıtay, iş kazası veya meslek hastalığı riskine dikkat çekti. Eğer bildirilmeyen dönemde işçi bir kaza geçirirse veya yıllar sonra o işten kaynaklı bir meslek hastalığına yakalanırsa, kayıtlı günleri hayati önem taşır. Bu riskler, dava açmak için tek başına yeterli bir ‘hukuki yarar’dır.
* İşçilik haklarının temeli: Kıdem ve ihbar
Kararda, hizmet tespitinin sadece SGK emekliliği için değil, iş hukuku alacakları için de temel teşkil ettiği vurgulandı. İşçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer yıllık izin ücretleri, SGK’ya bildirilen günler üzerinden değil, gerçek çalışma günleri üzerinden hesaplanır. Bu nedenle günlerin tespiti işçinin cebine girecek tazminatı doğrudan etkiler.
* Kayıt dışı çalışmaya ‘yargı yoluyla’ onay verilemez
En çarpıcı gerekçe ise şuydu: Eğer ‘emeklinin dava açma hakkı yoktur’ denilirse, işverenlerin emekli personeli sigortasız veya eksik primle çalıştırmasına yargı eliyle davetiye çıkarılmış olur. Bu durum, sosyal güvenlik hakkının zorunlu niteliğine aykırıdır.
KARARDAN ALINMASI GEREKEN DERSLER
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun emsal niteliğindeki bu kararı gösteriyor ki; sosyal güvenlik bir insan hakkıdır ve emekli olmak, bu hakkın sunduğu koruma kalkanından mahrum kalmak anlamına gelmez.
Bazı işverenler için ‘daha ucuz işgücü’ olarak görülen emekli çalışanlar, artık eksik yatırılan her bir saatin hesabını mahkeme salonlarında sorabilecek. Dolayısıyla mahkeme sonucunda işverenler; eksik prim, gecikme cezası, gecikme zammı, idari para cezaları, daha da önemlisi SGK teşviklerinden mahrumiyet gibi çok sayıda yaptırımla karşı karşıya kalabilecek.
Emekli çalışanlar açısından ise SGDP’li çalışmak her ne kadar mevcut maaşı artırmazsa bile iş kazası ya da meslek hastalığı halinde ikinci bir gelir bağlanması, kıdem tazminatı başta olmak üzere diğer tüm işçilik alacakları açısından hayati önem arz ediyor.