İş mevzuatında ücretin günlük ya da maktu olarak belirleneceğine dair net bir hüküm bulunmadığı için hesaplamalarda ciddi ihtilaflar çıkıyor. Yargıtay, emsal nitelikte bir kararla ‘maktu ücret’ kalkanını hukuken güçlendirdi. Bu yüzden işverenler, maktu ücret sisteminde bordroyu doğru hazırlamak zorunda. Aksi takdirde hem alacak davaları hem de idari para cezalarıyla karşı karşıya kalabilirler. Daha da önemlisi, SGK destekleri riske girer.
İşçi ile işveren arasında imzalanan iş sözleşmesinde ücretin saat/günlük yoksa aylık/maktu sistem üzerinden mi ödeneceği, bugün sadece çalışanların maaşını değil, geleceğini de belirliyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı teftişlerinde bu husus özellikle mercek altına alınıyor. Çünkü günlük ücret sisteminde takvim ayı baz alınırken, maktu ücret sisteminde ayın kaç gün sürdüğüne bakılmaksızın her ay 30 gün esası uygulanıyor. Çalışanın mazeretli ya da istirahatli olduğunda maaşı kesilmeden tam olarak ödenmesi ve SGK’ya da eksiksiz bildirilmesi isteniyor. Ancak mevcut iş mevzuatında ücretin günlük ya da maktu olarak belirleneceğine dair net bir hüküm bulunmadığı için ayın 28, 29, 30 veya 31 gün sürmesi durumunda ücret hesaplamalarında farklı uygulamalar ve ciddi ihtilaflar çıkıyor. İşte tam bu noktada Yargıtay emsal nitelikte çok önemli bir karara imza attı ve ‘maktu ücret’ kalkanını hukuken güçlendirdi. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin E. 2025/6599 ve 2025/8115 No’lu kararı, bu yazımızda değerlendirildi.
DAVANIN KONUSU
Servis şoförü olarak 13 Nisan 2007’den 29 Eylül 2020’ye kadar tam 13 yıl 5 ay 16 gün çalışan işçi, en son net 3.120 TL ücret alıyordu. Hastalık nedeniyle raporlu olduğu günlerde ücretlerinin ödenmediğini, fazla mesai ve ulusal bayram/genel tatil ücretlerinin eksik kaldığını ileri sürdü.
İş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek, kıdem tazminatını, raporlu günlere ait ücret alacağını, fazla çalışma ve bayram ücretlerinin tahsilini istedi. Davalı işveren ise ücretin net 2.104 TL olduğunu, tüm ödemelerin bordro üzerinden yapıldığını, işçinin kendi isteğiyle ayrıldığını savundu.
MAHKEME TALEPLERİ REDDETTİ
İlk Derece Mahkemesi, işçinin imzaladığı sözleşmede ücretin ‘maktu’ olarak açıkça tanımlanmadığını, fiilen çalışılmayan günlerde ücret ve prim ödeme yükümlülüğü bulunmadığını gerekçe gösterdi. Fazla mesai yapılmadığını, bayram ücretlerinin tam ödendiğini belirterek, tüm talepleri reddetti. İşçinin feshinin haklı nedene dayanmadığını ve kıdem tazminatına hak kazanmadığını hükme bağladı.
Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) de aynı gerekçelerle yerel mahkeme kararını onadı ve davacı işçinin istinaf başvurusunu esastan reddetti.
RAPORLU ÇALIŞANLARIN ÜCRETİ
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (Esas 2025/6599, Karar 2025/8115), dosyayı yeniden inceledi ve her iki mahkeme kararını da bozdu. Kararın en kritik noktaları şöyle sıralanıyor: Dosya kapsamındaki ücret bordroları ve iş sözleşmeleri incelendiğinde işçinin ‘aylık maktu ücretli’ çalıştığı net olarak ortaya çıktı.
4857 sayılı İş Kanunu’nun ‘Geçici iş göremezlik’ başlıklı 48. maddesinin 2. fıkrası çok açıktır: “Hastalık nedeni ile çalışılmayan günlerde Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, aylık ücretli işçilerin ücretlerinden mahsup edilir.” Yargıtay, bu hükmü şöyle yorumladı: SGK’dan gelen iş göremezlik ödeneği, işçinin aylık ücretinden düşülebilir. Ancak bunun dışında kalan aylık ücretin tamamı işveren tarafından eksiksiz ödenmeli. Mahkemeler bu temel ayrımı yapmamış, ‘fiilen çalışılmadığı için ücret ödenmez’ yaklaşımıyla hareket etmiştir. Bu yüzden raporlu dönemlerde SGK’nın yaptığı tüm iş göremezlik ödemeleri ile işverenin işçiye ödediği aylık ücretler tek tek karşılaştırılmalı, ödenmeyen ücret alacağı varsa tespit edilmeli ve buna göre kıdem tazminatı talebi yeniden değerlendirilmelidir.
Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu’nun 27 Eylül 2017 tarihli raporunda, işyerinde raporlu işçilerin ücretlerinin kesildiğinin tespit edildiği de hatırlatıldı.
Yargıtay, diğer temyiz itirazlarını (fazla mesai ve bayram ücretleri) yerinde görmedi, ancak raporlu gün ücretleri ve kıdem tazminatı yönünden kararın eksik incelemeye dayandığını belirterek, bozma kararı verdi.
UYGULAMADAKİ BOŞLUĞU DOLDURACAK
İnceleme konusu bu karar, uygulamadaki boşluğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı uygulamalarına paralel olarak dolduran emsal nitelikte önemli bir karardır.
Dolayısıyla maktu/aylık ücret sisteminde çalışanın raporlu olduğu dönemlerde SGK’dan aldığı iş göremezlik ödeneği dışında kalan aylık maaşını işveren tam olarak ödemek zorunda. Ancak işçi hem iş göremezlik ödeneği hem de işverenden tam maaş talep edemez. Keza bu durumda sebepsiz zenginleşme söz konusu olacak. Uygulamada, işverenler SGK ile protokol yaparak iş göremezlik ödeneklerinin doğrudan doğruya kendilerine ödenmesini isteyebilir. İşverenler de çalışanın maaşını kesinti yapmadan banka hesabına yatırır. SGK gün sayılarını da eksiksiz olarak SGK’ya bildirir. Bu sayede SGK’ya tam prim matrahı ve tam gün bildirimi yapılıyor. Neticede; çalışanın maaşı eksilmiyor, prim günleri eksilmiyor, emeklilik hesabı daha yüksek çıkıyor ve “Hastalandım, primim yandı” korkusu bitiyor.
KARAR NE ANLAMA GELİYOR?
* İşçiler için: Hastalık raporu aldığınızda maktu maaşınız kesilmeyecek. Sadece SGK’dan aldığınız iş göremezlik ödeneğini düşüp kalanını tam alacaksınız. Dolayısıyla istirahatli olduğunuzda çalışıyormuş gibi SGK günleriniz de eksiksiz bildirilmiş olacak.
* İşverenler için: Maktu ücret sisteminde raporlu günlerde bordroyu doğru hazırlamak zorunlu. Yanlış kesinti yaparsanız hem ücret alacağı hem kıdem tazminatı davalarının yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile SGK idari para cezalarıyla karşı karşıya kalırsınız. Daha da önemlisi, SGK teşvik ve desteklerini de riske etmiş olursunuz.
* Her iki taraf için: Bu kararla birlikte İş Kanunu’nun 48. maddesi artık daha net uygulanıyor. Mahsuplaşma doğru yapılmazsa işveren aleyhine karar çıkacak.