2025 yılı, enflasyonla mücadele açısından tam anlamıyla bir geçiş yılı olarak geride kaldı. Yılın başında ortaya konulan hedefler, hem iç hem de dış siyasi gelişmelerin etkisiyle yıl içinde revize edilmek zorunda kaldı. Buna rağmen 2025, enflasyonla mücadelenin terk edilmediği, aksine tüm dalgalanmalara karşın kararlılıkla sürdürüldüğü bir yıl olarak hatırlanacaktır.
Her ne kadar hedeflerin bir miktar üzerinde kalsa da 2025 yılı sonunda TÜFE’nin yaklaşık yüzde 31 civarında gerçekleştiği; büyümenin ise yılın ilk yarısındaki beklentilerin bir miktar üzerinde seyrettiği bir tablo ortaya çıktı. Bu tablo, uygulanan politikaların kısa vadeli maliyetler üretse de genel çerçevede ana hedefle uyumlu ilerlediğini gösteriyor.
ENFLASYONLA MÜCADELEDE UZAYAN SÜRECİN BEDELİ
Enflasyonla mücadelenin uzaması, gelir dağılımındaki adaletsizlikleri daha görünür hale getiriyor. Bu nedenle enflasyonun makul seviyelere, ideal olarak yüzde 10 bandına ne kadar hızlı çekilebilirse, oluşan sosyal ve ekonomik hasarın da o ölçüde sınırlı kalacağı açık. Ancak içinde bulunduğumuz küresel ve bölgesel konjonktürde değişimler artık çok daha hızlı yaşanıyor. Bu durum, hedeflenenle gerçekleşen arasında kaçınılmaz sapmalar yaratabiliyor.
Burada kritik olan nokta, büyük resimde enflasyonla mücadelenin kesintisiz sürdürülüp sürdürülmediğidir. 2025 yılı bu açıdan değerlendirildiğinde, iç ve dış siyasi dalgalanmalara rağmen mücadelenin devam ettirildiği; Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası’nın soğukkanlı bir tutumla, günün şartlarına uygun adımlar atabildiği bir yıl olarak kayda geçti.
VERGİ POLİTİKALARI VE PSİKOLOJİK EŞİK
2025’te vergi uygulamaları tarafında atılan bazı adımlar da dikkat çekiciydi. Enflasyon düzeltmesinin geçici vergi dönemlerinde uygulanması ve ardından yapılan hızlı bir kanun değişikliğiyle bu düzenlemenin yıllık beyannameler açısından 2025 ve izleyen üç yıl için ertelenmesi, gelir ve kurumlar vergisi gerçekleşmeleri bakımından daha olumlu bir tablo ortaya çıkardı. Bu yazının hazırlandığı zaman itibarıyla bağımsız denetim ve SPK uygulamaları bakımından mali tabloların enflasyon düzeltmesine tabi tutulup tutulmayacağı konusunda bu kurumlardan herhangi bir açıklama gelmediğinden erteleme sadece vergi uygulaması bakımından geçerli olacak. Ancak bu kurumlardan da önümüzdeki günlerde farklı bir açıklama gelebilir.
Yazının kaleme alındığı dönemde gelir vergisi tarife dilimleri ve diğer bazı istisna muafiyet hadleri bakımından artışın ne şekilde olacağı netleşmemişti. Ancak, damga vergisi ve harçlarda Cumhurbaşkanı Kararıyla yapılan artışların yüzde 18.95 ile yeniden değerleme oranının yaklaşık yüzde 74 altında tutulması da pozitif değerlendirilebilir. Benzer şekilde, her ne kadar yaşam maliyetleri açısından yeterli olduğu tartışılsa da asgari ücret artışının yüzde 27 ile sınırlı kalması, ekonomik beklentilerin ve piyasa psikolojisinin tamamen kaybedilmemesi adına önemli olmuştur.
2026: KARARLILIĞIN DEVAM EDEBİLECEĞİ BİR YIL
Önümüzde, en az bir yıl daha enflasyonla mücadelenin güvenle sürdürülebileceği bir dönem bulunuyor. 2026’yı kendi içinde ikiye ayırmak mümkün. Yılın ilk yarısında enflasyonla mücadelede daha güçlü ve kararlı bir duruş sergilemek görece daha kolay olacaktır. Ancak 2027’nin olası bir erken seçim yılı olabileceği dikkate alındığında, 2026’nın özellikle son çeyreğinden itibaren büyüme odaklı ve daha seçime dönük politikaların ön plana çıkması ihtimali göz ardı edilmemelidir.
Bu nedenle 2026’nın ilk yarısı hayati önemdedir. Özellikle ocak ayında yapılacak kamu zamları ve özel sektörün bu artışlara göstereceği uyum, enflasyon patikasının seyri açısından belirleyici olacaktır.
SON SÖZ
Enflasyonla mücadele, istikrarlı yönetimleri zorunlu kılar. Türkiye’nin 1980’li ve 1990’lı yıllarda uzun süre yüksek enflasyonla yaşamak zorunda kalmasının temel nedeni, bu mücadelenin siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle sürekli kesintiye uğramasıydı. Aynı hataların tekrar edilmemesi için 2026 yılı, belki de önümüzdeki son büyük fırsattır.
Bu vesileyle, 2026’nın daha sağlıklı, daha huzurlu ve ekonomik istikrarın güçlendiği bir yıl olmasını temenni ediyorum.