Cuma4 Eylül 202611:18İSTPİYASAAÇIK

Yarım asırdır okul heyecanına ortak oluyorlar

Rengarenk kalemler, defterler, çeşitli kırtasiye ürünleri… İstanbul kırtasiye kültürünün yaklaşık yarım asrına tanıklık eden Cağaloğlu’ndaki iki kırtasiye esnafı Mustafa Özkurt ve İsmet Köse, yıldan yılda tüketici profilinin değiştiğini ama ayakta kalmanın sırrının değişmediğini söylüyor. Yıllardır İstanbul halkının okul heyecanına ortak olan kıdemli kırtasiyecilere göre, müşteri ile kurulan ruhsal bağ, paranın çok daha ötesine geçiyor.

Yayınlanma

Paylaş
Yarım asırdır okul heyecanına ortak oluyorlar

ÖĞRENCİYKEN önce kendi gelen, sonra çocuğunu, torununu aynı kırtasiyeye getiren, elinde başka kırtasiyeye ait bir ürünle dükkâna geldiğinde utanan, mahalle, semt, şehir değiştirmesine rağmen kırtasiye alışverişini ısrarla aynı dükkandan yapan müşteriler… İstanbul kırtasiye kültürüne yarım asırdır tanıklık eden iki kıdemli kırtasiye esnafı Mustafa Özkurt ve İsmet Köse, eski müşteri profilinin sadakat üzerine şekillendiğini söylüyor. “Bir lira, iki liranın kıymeti, sizin vereceğiniz iki sıcak cümle ile ölçülemezdi” diyen duayen kırtasiyecilere göre, bu yaklaşım biraz azalsa da hâlâ devam ediyor. İki uzman kırtasiyeci, İstanbul’un değişen kırtasiye kültürünü İstanbul Ticaret’e anlattı.

BAB-I ALİ GÜNLERİ BAŞKAYDI

Mustafa Özkurt, 1978 yılında Cağaloğlu’nda başlamış İstanbul kırtasiye dünyasına tanıklık etmeye. Özkurt, İstanbul kırtasiye sektörünün o yıllar şimdiki gibi çok fazla çeşit olmayan ama müşterilerin zihninin daha berrak olduğu günler yaşadığını söylüyor. Özkurt, “Bizim başladığımız günlerde ithalat serbestisi yoktu ve çeşitler kısıtlıydı. Ancak müşteri ne istediğini bilerek geliyordu. O yıllarda burada Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Tercüman gibi gazetelerin merkezleri vardı. Öğleden sonra saat 14.00 gibi gazeteler çıkar, insanlar akın akın yokuştan aşağı inerdi. Yayınevlerinin merkezleri de burada olduğu için çok hareketli günlerdi. Yazarlar da uğrardı dükkanlara ve bir kültür merkezi gibi işlev görürdük. Okul sezonunda ise gece 12’lere, 1’lere kadar dükkanlar açık olurdu. Tek seçenek kırtasiye dükkanı olduğu için kimi zaman dükkan önlerinde müşteriler sıra olurdu” diye anlatıyor İstanbul kırtasiye sektörünün yaklaşık yarım asır önceki fotoğrafını.

HİCAB EDEN MÜŞTERİLER

“Müşterilerimiz o kadar sadıktı ki kimi zaman başka kırtasiyeden ürün alırlar ama o ürünle dükkana girmeye hicap ederlerdi” diyen Özkurt, öğrenciyken tanıdığı kişilerin torunlarına da şimdi hizmet verdiğini belirtiyor. “48 yıl küçük bir kırtasiye esnafı için uzun bir zaman. Ama bizi ayakta tutan her zaman müşteriye verdiğimiz söze sadık kalmamız” diye konuşan Özkurt, müşteri ile bağ kurmanın kazancın çok ötesinde bir getiri olduğunu ifade ediyor. Özkurt, mesleğine dair incelikleri şu şekilde anlatıyor: “Müşteriye güler yüzle yaklaşırsınız, kimi zaman sıkıntısı olur dinlersiniz, sohbet edersiniz. Sizin için daha az kazançlı olsa da onu doğru alışverişe yönlendirirsiniz. Bu şekilde bir bağ oluşur aranızda. Benim 48 yıllık müşterilerim var, kemikleşmiş. Kendi geliyor, çocuğu, torunu, akrabası… Kırtasiye yalnızca bir alışveriş değil, bir kültür. İnsanların çocuklarının mutlu başlangıçlarına şahitlik ediyorsunuz. Yarım asra yaklaştı, okul heyecanı bizim için değişmiyor.”

1949 YILINDAN BERİ DEĞİŞMEDİ

İstanbul’un kırtasiye kültürünün diğer duayeni ise İsmet Köse. Köse, 1949 yılında hizmet vermeye başlayan kırtasiye dükkanını babası ile 2000 yılında devralmış. “78 yıldan bu yana varlığını koruyan bu kırtasiye dükkanında kapıları, rafları bile değiştirmeden hizmet veriyoruz” diyen Köse, bu kırtasiye dükkanın ilk müşterilerinin sonradan kendi müşterileri olduğunu söylüyor. Köse, kırtasiyecilik mesleğine dair detayları şu şekilde anlatıyor: “Bu kırtasiye dükkanı Muhittin Özüdoğru tarafından açılmış. Biz de bu caddede esnaftık. Özdoğru devretmek istediğinde aynen muhafaza ederek yola çıktık. Önceden kırtasiye esnafının değişmeyen müşterileri olurdu. Sıra sıra bir sürü kırtasiye esnafı, hepsinin de kendine göre bir müşterisi vardı. Bizim İstanbul’dan Anadolu’nun çeşitli yerlerine taşınan, ancak yılın belli dönemlerinde kırtasiye alışverişi için buraya gelen müşterilerimiz var. Kendi geldiği gibi bir aile geleneği olarak kırtasiyecisini de sonraki nesle aktarıyorlar.”

PRATİK TASARIMLAR TERCİH EDİLİYOR

Cağaloğlu’nun gazete merkezlerinin bulunduğu dönemde müşteri kitlesinin de çok farklı olduğunu babasından duyduğunu ifade eden Köse, “Babamın deyimi ile Cağaloğlu, gazetelerin buradan taşınmasından sonra tamamen bitti” diyor. İstanbul kırtasiye alışveriş kültüründe zamanla değişim gözlediklerini de belirten Köse, mesleğine dair detayları şu şekilde paylaşıyor: “Önceden müşterinin hız, pratiklik gibi bir kaygısı yoktu. Ancak biz özellikle kalem konusunda uzmanlaşan bir kırtasiye olduğumuz için bunu gözlemleyebiliyoruz. Artık pratik tasarımlar kendine daha çok yer ediniyor. Çevrimiçi platformlarda yapılan satışlar tüketicinin kafasını karıştırsa da müşteri hâlâ insan teması istiyor. Bizim için dükkan kapısından giren müşteri baş tacıdır. Her müşteriyi sadece o anlık değil, 40 yıl sonraki müşterimiz olarak görür, bağ kurarız. Buradan başlayıp uzun yıllar devam eden çok dostluklarımız var.”

OSMAN KUVVET

OSMAN KUVVET

İstanbul Ticaret Gazetesi – Teknoloji Editörü