Merkez Bankası manevra alanı arıyor: Faiz indirim döngüsü ilk 5 ayda hızlanabilir
Merkez Bankası’nın yaklaşık 6 ay sonra haftalık repo ihalelerine yeniden başlaması, yılın kalan üç faiz kararı öncesinde piyasaların dikkatini para politikasına çevirdi. Ekonomistler, 10 Eylül toplantısında sınırlı da olsa indirim olasılığı bulunduğunu, yıl sonuna kadar toplam 200 baz puanlık alan oluşabileceğini belirtiyor. Faiz indirimi ihtimalinin masada olması, iş dünyasının beklentisini de finansman maliyetlerinin aşağı çekilmesi yönünde güçlendirdi. Uzmanlar, reel sektörün beklediği asıl rahatlama için 2027’nin ilk beş ayına işaret ederken, baz etkisiyle enflasyondaki gerilemenin hızlanmasının faiz indirimlerine de ivme kazandırabileceğini belirtiyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yılın son üç faiz kararı öncesinde likidite politikasında yön değiştirdi. Banka, 23 Ağustos’ta yaptığı açıklamayla 1 Mart 2026 tarihinde ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanmasına karar verildiğini duyurdu. Böylece mart ayından bu yana ağırlıklı olarak gecelik kanaldan sağlanan fonlamada yeniden politika faizi etrafında normalleşme sürecine girildi.
Mart ayından itibaren politika faizi yüzde 37 seviyesinde bulunmasına rağmen bankaların fonlama maliyeti faiz koridorunun yüzde 40 seviyesindeki üst bandına yakın seyretmişti. Haftalık repo ihalelerinin yeniden devreye alınmasıyla fonlama maliyetinin politika faizine yaklaşması, para politikasındaki operasyonel sıkılığın kademeli olarak azaltıldığı şeklinde değerlendiriliyor. Bu adım doğrudan bir politika faizi indirimi anlamına gelmese de faiz indirimlerinin zamanlamasına ilişkin beklentileri yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.
GÖZLER 10 EYLÜL’E ÇEVRİLDİ
Piyasaların odağında şimdi TCMB’nin 10 Eylül’de gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısı bulunuyor. Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar 10 Eylül, 22 Ekim ve 10 Aralık olmak üzere üç faiz kararı daha bulunuyor. Faiz indirimlerinin önündeki en önemli belirleyici ise enflasyon görünümü olmaya devam ediyor. TCMB, ağustos ayında yayımladığı yılın üçüncü Enflasyon Raporu’nda, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini 2 puan artırarak yüzde 28’e yükseltti. Banka, enflasyonun 2027 sonunda yüzde 15’e, 2028 sonunda ise yüzde 9’a gerilemesini beklerken sıkı para politikası duruşunun korunacağını vurguladı.
OVP REFERANS OLACAK
Öte yandan, eylül ayında ekonomi ajandası oldukça yoğun geçecek. Faiz kararının yanı sıra 2027-2029 dönemini kapsayan yeni Orta Vadeli Program (OVP) da piyasaların yakın takibinde olacak. Programda yer alacak enflasyon, büyüme ve maliye politikası hedeflerinin, TCMB’nin önümüzdeki dönemdeki faiz indirim alanına ilişkin beklentiler açısından önemli bir referans oluşturması bekleniyor.
BAZ ETKİSİ FİNANSMANA ALAN AÇABİLİR
A1 Capital Genel Müdür Yardımcısı Üzeyir Doğan, reel sektörün beklediği finansman rahatlaması için 2027’nin ilk beş aylık dönemine işaret etti. Baz etkisinin katkısıyla enflasyonda daha hızlı bir gerileme yaşanabileceğini belirten Doğan, bu görünümün TCMB’nin faiz indirimlerini hızlandırmasına imkan sağlayabileceğini, kredi ve finansman koşullarındaki rahatlamanın da bu dönemde daha görünür hale gelebileceğini ifade etti. Faizlerde olası gerilemenin Borsa İstanbul üzerindeki etkisi de yakından izlenecek. Doğan, senaryonun bu yönde gelişmesi halinde yılın son bölümü ve gelecek yılın başından itibaren Borsa İstanbul’da olumlu bir hava oluşabileceğini ifade etti. Faizlerdeki düşüş ve şirketlerin finansman maliyetlerindeki olası gerileme, hisse senedi piyasasının izleyeceği başlıklar arasında bulunuyor.

OVP’DE DESTEKLER SEÇİCİ ALANLARA
Eylül ayının bir diğer kritik başlığı olan Orta Vadeli Program’da (OVP), piyasaların özellikle 2027 ve sonrasına yönelik enflasyon tahminlerini izlemesi bekleniyor. A1 Capital Genel Müdür Yardımcısı Üzeyir Doğan, TCMB Başkanı’nın son Enflasyon Raporu sunumunda gelecek yıl tahminleri için OVP’yi işaret ettiğini hatırlattı.
Yeni programda para ve maliye politikalarının gelecek dönem çerçevesine ilişkin daha net bir görünüm oluşması beklenirken, geniş tabanlı bir mali genişleme yerine hedefli adımların gündeme gelebileceği belirtiliyor. Doğan, “Topyekûn bir mali genişlemeden ziyade seçili alanlara yönelik yeni teşvik ve destek planları da ortaya çıkabilir” dedi.
Eylül ayında hem TCMB’nin faiz kararı hem de OVP’de açıklanacak hedefler, yılın son çeyreğine ilişkin beklentiler açısından izlenecek. Uzmanlar, eylülde faiz indirimi ihtimalini sınırlı görürken, yıl sonuna kadar toplam 200 baz puanlık indirimle politika faizinin yüzde 35 civarına gerilemesini bekliyor. 2027’nin ilk aylarında enflasyondaki gerilemenin hızlanması halinde faiz indirimlerinin ivme kazanabileceği, reel sektör ve Borsa İstanbul tarafında da daha belirgin bir rahatlama görülebileceği ifade ediliyor.
EYLÜLDE FAİZ İNDİRİMİ KAPISI ARALANDI
Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, haftalık repo ihalelerine dönüşü öncelikle likidite politikasında normalleşme adımı olarak değerlendirdi. Mart ayından bu yana haftalık repo ihalelerinin yapılmaması nedeniyle bankacılık sisteminin fonlama maliyetinin yüzde 40’a yakın seyrettiğini hatırlatan Kurt, repo ihalelerinin yeniden başlamasıyla bu maliyetin yüzde 37 seviyesindeki politika faizine yaklaştığını belirtti.

Bu geçişin etkisini, “Politika faizinde resmi bir değişiklik yapılmadan efektif sıkılık yaklaşık 300 baz puan azaltılmış oldu” diye özetleyen Kurt, haftalık repo kanalına dönüşün doğrudan faiz indirimi sinyali olarak okunması için erken olduğunu kaydetti.
10 Eylül toplantısında indirim ihtimalini tamamen dışlamayan Kurt, Eylül PPK’sında faiz indirimi olasılığını yüzde 20-25 düzeyinde gördüğünü aktardı. İç talepteki yüksek seyir ve artan enerji maliyetlerinin hareket alanını sınırladığını belirten Kurt, ağustos enflasyonunun özellikle ana eğilim tarafında ek bir bozulma yaratmaması halinde politika faizinin yüzde 36’ya indirilmesi için alan oluşabileceğini söyledi.
ÜÇ TOPLANTIDA 200 BAZ PUAN
Yıl sonu faiz patikasında ise daha belirgin bir beklenti bulunuyor. Kurt, politika faizinin 2026’yı yüzde 35 seviyesinde tamamlamasını bekliyor. Mevcut yüzde 37 seviyesi dikkate alındığında bu tahmin, yılın kalan üç PPK toplantısında toplam 200 baz puanlık indirim alanına işaret ediyor.
Büyük adımlar yerine toplantı bazlı ve ölçülü indirimlerin daha sağlıklı olacağını ifade eden Kurt, “TCMB’nin indirimlere yeniden başlaması halinde büyük adımlar yerine 100 baz puan civarında ve toplantı bazlı ilerlemesini daha sağlıklı buluyorum” dedi. Kararlarda yalnızca yıllık enflasyondaki düşüşün değil, aylık ana eğilim ve beklentilerdeki iyileşmenin de izleneceğini belirtti.
Ağustos ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nde 10 Eylül toplantısı için ortalama beklentinin yüzde 37 seviyesinde bulunduğunu hatırlatan Kurt, söz konusu anketin haftalık repo ihalelerine dönüş kararından önce yapıldığına dikkat çekti.
PETROL FAİZİN ÖNÜNDEKİ EŞİK
A1 Capital Genel Müdür Yardımcısı Üzeyir Doğan, TCMB’nin gecelik fonlamadan haftalık fonlamaya geçişinin piyasa faizleri üzerinde hafif düşürücü etki yarattığını, ancak jeopolitik gelişmeler ve petrol fiyatlarının yüksek seyri nedeniyle piyasanın enflasyon ve faiz beklentilerinde temkinli kaldığını belirtti.
Son PPK kararında enerji fiyatlarının seyrine yapılan vurguyu hatırlatan Doğan, kredi faizleri ve reel sektöre yansıma için öncelikle bu alanda yatışma, ardından TCMB’nin haftalık fonlama faizlerinde indirim sürecine girmesi gerektiğini söyledi. Bölgedeki savaşın ateşkes ya da barış sürecine girmesinin normalleşmeyi hızlandırabileceğini, çatışmaların yeniden ivmelenmesi ve petrol fiyatlarının yükselmesinin ise TCMB’nin işini zorlaştıracağını kaydetti.
Doğan, yılsonu beklentisini ise şöyle özetledi: “Şartlar elverişli hale gelir ya da en azından daha da kötüye gitmezse TCMB’nin yılın son aylarında ufak çaplı da olsa bir faiz indirimine gidebileceğini ve yılı politika faizinde yüzde 35 civarında tamamlayacağını düşünüyoruz.”
Böylece iki uzmanın yılsonu politika faizi beklentisi yüzde 35 seviyesinde birleşti.
KREDİDE RAHATLAMA İKİ AŞAMALI
Faiz politikasındaki olası değişimin reel sektör açısından en önemli yansıma alanlarından biri kredi maliyetleri olacak. Haftalık repo kanalına dönüş bankaların fonlama maliyetini aşağı çekerken, bunun kredi faizlerine aynı hızda yansıması beklenmiyor. Doğan, reel sektörün finansman koşullarında belirgin bir rahatlama görebilmesi için öncelikle enerji fiyatları ve jeopolitik risklerde yatışma gerektiğini, ikinci aşamada ise TCMB’nin haftalık fonlama faizlerinde indirim sürecine girmesinin önem taşıdığını belirtti.
