Mevcut uzay araçlarının en büyük kısıtı, beraberinde taşımak zorunda oldukları tonlarca kimyasal yakıttır. Bu ağırlık, araçların menzilini ve hızını sınırlarken fırlatma maliyetlerini de astronomik seviyelere çıkarıyor. "Breakthrough Starshot" gibi vizyoner projelerin temelini oluşturan "ışık yelkenleri" ise yakıt yerine fotonların radyasyon basıncını kullanarak bu sorunu aşmayı hedefliyor. Ancak bugüne kadar kullanılan metal kaplı polimer yelkenler, lazer enerjisini emip ısınarak erime riskiyle karşı karşıya kalıyordu.
İNSAN SAÇINDAN BİN KAT DAHA İNCE
Tuskegee Üniversitesi ekibi, bu termal darboğazı aşmak için metal kaplamayı terk ederek "fotonik kristal" adı verilen bir nanoyapı geliştirdi. İnsan saçının yaklaşık 1/1000'i kalınlığında (100-400 nm) olan bu yapı, üç ana bileşenden oluşuyor: yüksek kırılma indisine sahip germanyum sütunlar, düşük kırılma indisli hava delikleri ve taşıyıcı polimer matris.
IŞIĞI SEÇEN AKILLI FİLTRELEME
Yeni nesil yelkenin en büyük sırrı, "fotonik bant aralığı" yaratabilme kabiliyetinde saklı. Tıpkı yarı iletkenlerin elektronları yönetmesi gibi, bu nano yapı da belirli ışık dalga boylarını engelliyor veya geçiriyor.
Pratikte bu durum şu anlama geliyor:
YILDIZLARA GİDEN YOLUN İLK GÖSTERİMİ
Yapılan testlerde, 1 m²'lik bir yelken parçasının 100 kW'lık bir lazer altında saniyede yüzlerce metre hıza ulaşabileceği kanıtlandı. Bu hız henüz yıldızlararası mesafeler için yeterli olmasa da, sistemin ölçeklenebilir ve dayanıklı olduğunu göstermesi açısından tarihi bir önem taşıyor.
Tuskegee Üniversitesi'nden Dr. Dimitar Dimitrov, çalışmanın önemini; "Kontrollü nano ölçekli özelliklere sahip bu yapı, düşük kütle, güçlü dalga boyu seçiciliği ve seri üretim potansiyelini birleştiriyor," sözleriyle özetledi.
Bu teknolojik sıçrama, gelecekte kargo dronlarından mikro uydu filolarına kadar pek çok otonom uzay aracının sadece ışık gücüyle, çok daha düşük maliyetlerle derin uzaya gönderilmesinin önünü açacak.