tatil-sepeti
Yılın ilk 3 ayında yapılan seyahatlerde 6 milyar lira harcandı

Türkiye İstatistik Kurumu, yılın ilk çeyreğine ilişkin "Hanehalkı Yurt İçi Turizm" verilerini açıkladı. Buna göre, yılın ilk 3 ayında yurt içinde 6 milyon 955 bin kişi seyahat etti. Seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı, geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 4,4 artarak 8 milyon 309 bin olarak gerçekleşti. Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 62 milyon 36 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı 7,5, seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 732 lira olarak kayıtlara geçti. HARCAMALAR ARTTI Yerli turistlerin yurt içinde yaptıkları seyahat harcamalarının tutarı yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 49,7 artarak 6 milyar 78 milyon 732 bin lira oldu. Seyahat harcamaları, kişisel veya paket tur harcamaları olarak yapıldı. Bu harcamaların yüzde 95,8'ini 5 milyar 825 milyon 164 bin lirayla kişisel harcamalar, yüzde 4,2'sini ise 253 milyon 568 bin lirayla paket tur harcamaları oluşturdu. İlk çeyrekte yapılan seyahat harcamalarının geçen yılın aynı dönemine göre değişimi incelendiğinde, en fazla artış yüzde 362,2 ile seyahat öncesi yapılan harcamalarda, yüzde 136,8 ile konaklama harcamalarında ve yüzde 119,3 ile sağlık harcamalarında görüldü. YAKINLARI ZİYARET İLK SIRADA Ocak-mart döneminde yakınları ziyaret amacıyla yapılan seyahatler yüzde 66,8 ile ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 15,5 ile "gezi, eğlence, tatil" ve yüzde 7,4 ile "sağlık" izledi. Bu dönemde seyahate çıkanlar 50 milyon 258 bin geceleme sayısı ile en çok "arkadaş veya akraba evinde" kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 4 milyon 56 bin geceleme ile "otel" yer alırken, "kendi evi" 3 milyon 682 bin geceleme sayısı ile üçüncü sırada kayıtlara geçti.

28 Temmuz 2021 Çarşamba

Türkiye Sigorta’dan Yat Sigortası güvencesi

Türkiye Sigorta'dan yapılan açıklamaya göre, yatlar, batma, çarpma, karaya oturma gibi tehlikelerin yanı sıra­ yangın, yıldırım, infilak, fırtına, deprem ve hırsızlık gibi birçok riske karşı hem karada hem denizde şirketin yat poliçeleri ile güvence altına alınabiliyor. Bunun yanı sıra "Yat Sigortası" ürününde teknenin özelliklerine göre makine kırılması, üçüncü şahıs sorumluluk, ferdi kaza, çevre kirliliği, kişisel eşya, hukuksal koruma, ferdi kaza ve harp gibi ek teminatlarla sigorta kapsamı genişletilebiliyor. Türkiye Sigorta, "Yat Sigortası" ile teminat altına aldığı güvencelerin yanı sıra özel “Yat Asistans Hizmetleri” ile de en hızlı şekilde sigortalıların yanında yer alıyor. Kaza durumunda yaralanma veya ciddi hastalık nedeniyle lehtarların naklinden tıbbi danışmaya, teknik ekibin ulaşımından hukuki danışmaya kadar sigortalılar ihtiyaç duyulan birçok noktada "Yat Asistans Hizmetleri"nden faydalanabiliyor. Açıklamada görüşlerine yer verilen Türkiye Sigorta Teknik Genel Müdür Yardımcısı Remzi Duman, "Yat Sigortası" ürünü ile yaşanabilecek çeşitli olumsuzluklara karşı denizde ve karada sigortalıların yanında yer aldıklarını belirterek, "Çözüm üretme sorumluluğumuz kapsamında ‘Yat Asistans Hizmetleri’miz ile sigortalılarımızın talep ve ihtiyaçlarına hızlı ve güvenli bir şekilde destek sağlıyoruz. 83 milyona hizmet sunma hedefimiz doğrultusunda öncü çalışma ve yenilikçi hizmetler üretmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

28 Temmuz 2021 Çarşamba

AB tescilli Malatya kayısısı 115 ülkede damakları tatlandırdı

Türkiye'deki 17 milyon kayısı ağacından yaklaşık 8 milyonunun bulunduğu kentte, 50 bin civarında aile geçimini bu üründen sağlıyor. "Antep baklavası" ve "Aydın inciri"nden sonra Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) nezdinde coğrafi işaret tesciline sahip üçüncü ürünü olan Malatya kayısısı, kentte yaşayan insanların en önemli geçim kaynağı konumunda bulunuyor. Malatya'da haziran ayında başlayan Temmuz sonunda ise tamamlanan hasat sürecinin ardından kurutulan kayısılar, dünyanın dört bir köşesinde damakları tatlandırıyor. Malatya Ticaret Borsası verilerine göre, AB nezdinde coğrafi işaret alan Malatya kayısından son 10 yılda ülke ekonomisine önemli döviz girdisi sağlandı. Söz konusu dönemde 1 milyon 2 bin 839 ton kuru kayısı ihraç edilerek, 3 milyar 312 milyon 351 bin dolarlık ihracata imza atıldı. Bu yılın ocak-haziran döneminde 41 bin 12 ton kuru kayısı ihraç edilerek, 141 milyon 176 bin dolar gelir elde edildi. ABD başta olmak üzere Fransa, Almanya, Rusya, Birleşik Krallık, Avustralya, Brezilya, Hollanda ve Çin'in de aralarında bulunduğu 115 ülkeye kuru kayısı satıldı. Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, AA muhabirine, kayısının Malatya için büyük önem taşıdığını söyledi. Özcan, Malatya ekonomisinin can damarının kayısı olduğunu, her yıl hasat döneminde 40 bin kişinin kentte mevsimlik işçi olarak çalıştığını anlattı. "İHRACAT SERÜVENİ BUGÜN 100 BİN TONLARA ULAŞTI" Kayısının ihracat serüveninin 1980'li yıllarda başladığını dile getiren Özcan, şöyle devam etti: "O dönemlerde ihracatçılarımız daha çok şehirlerarası otobüslerle sandık diye adlandırılan büyük tahta kasalarda ürünü liman olan bölgelere ulaştırarak bugün altına imza attığımız bu rakamların çıktığı dönemi başlattı. 1980'li yıllarda 5 bin tonla başlayan ihracat serüveni bugün 100 bin tonlara ulaştı. Bu arada kayısıyla ilgili çok önemli akademik çalışmalar yapıldı, kamu yatırımları gerçekleştirildi, sigorta kapsamı alanları ciddi desteklendi, bu ürünün dünyada çok kıymetli olduğunun farkında varıldığında da AB coğrafi işaret belgesi müracaatı başladı. AB dünyanın en kaliteli kayısısının Malatya'da yetiştiğinin belgesini Malatya'ya takdim etti." "İHRACATTAN CİDDİ GELİR SAĞLANDI" Kayısının öneminin anlaşılmasından sonra kamu yatırımları ve üretim kapasitesinin artmaya başladığını belirten Özcan, şunları kaydetti: "Son 10 yılda hem ülkeye hem de Malatya'ya ekonomisine ciddi anlamda gelir sağlandı. Hem bir prestij hem de stratejik ürün olma özelliğini taşıyan kuru kayısı, dünyadaki liderliğini Malatya'nın üretimiyle devam ettiriyor. Bir taraftan üretimde kaliteyi artırma planlarımız, kaliteyi artırırken özellikle ürünün saklama koşulları, sağlıklı depolanma koşulları, elektronik satış sistemleri, lisanslı depoculukla dünyadaki bütün tarım platformlarında gelişmeleri de dikkate alarak o alana kayısıyı yerleştirmek için yoğun gayret gösteriyoruz." YENİ PAZAR ARAYIŞI SÜRÜYOR Özcan, kayısıda yeni pazar arayışlarının devam ettiğini de anlatarak, "Uzak Doğu pazarı bizim için önem arz eden pazar. Bu alanda pandeminin hemen ardından bölgedeki bütün fuar etkinlerine katılmayı istiyoruz. Özellikle Avrupa'da gerçekleşen her yıl Almanya bir sonraki yıl Fransa'da gerçekleşen gıda fuarlarını takip ediyoruz." diye konuştu.

27 Temmuz 2021 Salı

Turizmciler iç pazardaki hareketlilikle çifte 'bayram' yaşadı

Güvenli Turizm Sertifika Programı ile sezona hazırlanan turizmciler, Kurban Bayramı tatilini yoğun geçiriyor. Sektörde, hizmetlerin aksamaması ve turistlerin güvenli bir tatil geçirmesi için her şey en ince ayrıntısına kadar düşünüldü. Türkiye Otelciler Federasyonu Başkanı Sururi Çorabatır, sezona umutlu başladıklarını, özellikle iç pazarda bayram döneminde gerçekleşen hareketliliğin kendilerini sevindirdiğini söyledi. Türkiye'nin her bölgesinde seyahat hareketliliği yaşandığını belirten Çorabatır, salgın nedeniyle evde kalan, geçen yıl tatil yapamayan insanların bu yıl ya tatil bölgelerine ya da aile ziyaretlerine yöneldiğini dile getirdi. Çorabatır, özellikle kıyı bölgelerinde önemli bir yoğunluğa ulaşıldığını vurgulayarak şöyle devam etti: "Yerli ve yabancı misafirlerimizle özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde doluluklar yaşandı. Çanakkale'den Mersin bölgesine kadar kıyı bölgelerimiz, beklenenin üzerinde rağbet gördü. İç bölgelerimizde Kapadokya'da da bayram süresince doluluk söz konusuydu. İç pazarda, turizmde en iyi yılımız olan 2019'un rakamlarının üzerine çıkıldı. Dış pazarda da 50'den fazla ülkeden misafir ağırladık. Turizmdeki hareketlilik, ülke ekonomisine önemli katkı sağlayacaktır." Rusya başta olmak üzere Almanya, Hollanda, Belçika, Bulgaristan, Slovakya gibi salgın tedbirlerini yerine getiren birçok ülkeden turistin de tatil için Türkiye'yi tercih ettiğini dile getiren Çorabatır, İngiltere pazarının da en kısa sürede açılmasını, özellikle Ege bölgesini pozitif etkileyecek bir hareketliliğin yaşanmasını beklediklerini bildirdi. Çorabatır, turizm sektörünün sadece kriz dönemlerinde değil, her zaman iç pazarı önemsediğini belirterek, "Turizm stratejik bir sektör, ülke için önemli. Yurt içi seyahat de turizm için son derece önemli. İç pazardaki hareketliliğin turizmin geleceği açısından daha da artmasını hedefliyoruz." dedi. Çorabatır, turizm sektörünün 60'tan fazla sektörü doğrudan etkilediğine dikkati çekerek, "Turizm işletmelerinin açık olması demek daha fazla istihdam, daha fazla alışveriş ve ekonominin canlanması demek. Turizm hareketliliği sadece turizmcilerin değil, herkesin yüzünü güldürüyor. Bu yoğunluğun okullar açılıncaya kadar devam edeceğini düşünüyoruz. Tabii vaka sayıları ve aşılanma oranları da önemli." diye konuştu. TURİZMİN SÜREKLİLİĞİ İÇİN AŞILANMA ŞART Güvenli Turizm Sertifika Programı kriterlerinden asla taviz verilmediğini ancak turizmin devam etmesi için sadece turizmcilerin önlem almasının yeterli olmadığını vurgulayan Çorabatır, şunları kaydetti: "Yerli ve yabancı misafirlerimizi davet ederken Güvenli Turizm Sertifika Programı kurallarına uyacağımızın sözünü verdik, taviz vermeden de uyguluyoruz. Bu doğrultuda da bir yoğunluk yaşıyoruz ancak salgının etkisi geçti sanılarak vatandaşlarımızda rehavet söz konusu. Eğer bu rehavet devam ederse eski günlere döneriz, biz geçen yıla dönmek istemiyoruz. Salgın için şu anda en güçlü silah aşı. Ekonomideki hareketliliğin devam etmesi için insanların bireysel sorumluluklarını yerine getirmelerini ve aşılanma oranının yüzde 80'lere ulaşmasını temenni ediyoruz. İleriki günlerde de tatil yapabilmemiz ve tüm sektörlerin sürekliliği için aşılanmamız şart."

27 Temmuz 2021 Salı

Türk bisiklet endüstrisi kapasitesinin üzerinde üretim ve istihdam sağlıyor

Bisiklet Endüstrisi Derneği (BİSED) Yönetim Kurulu Başkanı Esat Emanet, ihracat anlamında sektörün en büyük iş birliği adresi olan Avrupa Birliği (AB) bölgesinde ciddi bir büyüme ve talep artışının yaşandığını belirtti. Türkiye'nin bisiklet ihracatında yakaladığı başarıya dikkati çeken Emanet, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Türk bisiklet endüstrisi, TÜİK verilerine göre 2020 yılını elektrikli ve konvansiyonel bisikletlerde ve tüm segmentlerde 90 milyon doların üzerinde bir ihracat ile kapatmıştır. İhracatımızda 41 milyon dolar değerindeki elektrikli bisiklet payı gelişmiş teknoloji ile desteklenen çevreci ulaşım araçlarının AB'de değer kazanmaya devam ettiğine işaret etmektedir. Elbette konvansiyonel bisiklet üretim ve ihracatında yakalanan 53 milyon dolar değer son derece önemli olmakla birlikte geleceğin sektörel atılımının elektrikli bisikletlerde olduğu aşikardır." "YURT İÇİ TALEP ARTIŞI YERLİ YATIRIMLARIMIZ İLE RAHATLIKLA KARŞILANIYOR" Emanet, Türkiye'de tüm yaş aralığında bisiklete olan ilginin hızlı bir şekilde arttığını belirterek, şunları kaydetti: "Altyapıda tamamlanan yenilikler ve iyileştirmeler insanımızı sempati duyduğu bisikleti konforlu ve güvenli imkanlar ile günlük hayatına çok daha fazla almaktadır. Hükümetimiz ve yerel yönetimlerin bu yöndeki hassasiyet ve girişimlerini takdir ve saygı ile anıyoruz. Yurt içi talep artışı yerli yatırımlarımız ile rahatlıkla karşılanmakta olup büyük resmin asıl önemli parçasının yurt dışı pazarlarda bu dönemde kazanacağımız yeni satıhlar olduğu şüphesiz. Bu vizyonla 2021 yılı ilk yarısında ihracat verilerimiz olumlu seyretmekte olup istatistiklere yansıması ile 2020 yılı üzerinde bir ihracat ile dönemi kapatabileceğimiz düşünülmektedir. BİSED temsil ettiği camia ile bisiklet ve elektrikli bisiklette ihracat potansiyelimizin artırılması ve en önemlisi sürdürülebilir büyümenin tesisi anlamında tüm imkanları ile sektöre öncülük etme görevini sürdürmektedir." Türkiye'nin gelecek 10 yıl içerisinde elektrikli bisiklet pazarından kazanacağı ciddi fayda bulunduğuna vurgu yapan Emanet, sözlerini şöyle sürdürdü: "AB raporları incelendiğinde açıkça görülmektedir ki bahsi gecen pazar büyüklüğü 2030'lu yıllarda 20 milyon adedi geçecek. Finansal büyüklüğün ne kadar ciddi olduğu bu raporlardan anlaşılmakta. Yine aynı AB rapor ve öngörüleri ticari kullanımlarda elektrikli bisiklet payının önümüzdeki 10 yıl içerisinde mevcuttan çok daha büyük rakamlara ulaşacağını anlatmaktadır. AB ülkeleri şimdiden ilgili mevzuat ve kurallarını bu yönde revize ederek ticari ve sosyal hayatta elektrikli bisikletin kapsayacağı kitlelerin sürüş güvenliği, konfor ve kanuni haklarını geliştirmektedir." Emanet, elektrikli bisiklet konusunda Türkiye'nin hem ticari hem de sosyal anlamda tam zamanında teşhis edilmiş bir potansiyele sahip olduğunu belirterek şunları kaydetti: "Yerli üretim pil ile güzel bir atmosfer yakaladık, geriye yerli ve milli elektrik motorumuzu geliştirmek kaldı. Biliyoruz ki, kitlesel kullanıma açılacak olan bu tip motorları geliştirmek ve küresel rekabette söz sahibi olmak çok kolay değil ama imkansız da değil, denildiği gibi 'deneyenler başarıyor' bizde denemekten çekinmeyerek yerli pilimizin yanına yerli elektrikli motorumuzu yerleştirmek istiyoruz. Bunun için tecrübe, altyapı, zaman ve vizyonumuz mevcut. Elektrik motoru ve pil aslında elektrikli bisikletin neredeyse yarısından fazlası. Yazılım gibi teknik konularda ülkemizin yetişmiş beyin gücü düşünüldüğünde bizler istenirse bu işin yüzde 70'ini yerli ve milli kabiliyetlerimiz ile gerçekleştirebiliriz. Özellikle son bir yılda derneğimize Ar-Ge ve pazar detayları konusunda ulaşarak araştırma yapan firmalarımızın elektrikli bisiklet motorunun geliştirilmesi için girişimlere başladıklarını heyecan ile takip ediyoruz." Genel anlamda sektörün ara malların tedariki bakımından ithalata dayalı bir yapıya sahip olduğunu kaydeden Emanet şunlara dikkati çekti: "Aynı durum AB için de geçerlidir. Yerli bisiklet sanayicimiz ve Avrupalı çözüm ortakları belli ara ürünlerde Uzak Doğu ile çalışmak zorundadır ancak pandemi sürecinde bu bağımlılığın sektörü olumsuz etkilediği net olarak görülmüştür. Ara ürün üretiminin ülkemizde desteklenmesi bu bağımlılığı doğal olarak azaltacaktır.Avrupalı ortaklarımız uzun süreli teslim ve çok pahalı navlun fiyatları karşısında tedarik zincirlerine yeni çözümler aramaktadırlar. Ülkemiz, lojistik imkânları ile bu talebe penetre edebilecek konumda olup, oluşan ara mamul talebinden çok daha fazla pay alabilir. Anılan sürecin iyi yönetilmesi ile yan sanayide yeni istihdam imkanlarının yaratılması mümkündür. Bu durum elbette yerli sanayimize de olumlu yansıyacaktır."

27 Temmuz 2021 Salı