Salı1 Eylül 202617:19İSTPİYASAAÇIK

Sigorta sektörü COP31 hedeflerini paylaştı: Hedef 50 milyar dolar prim üretimi

Türkiye Sigorta Birliği (TSB), Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi öncesinde sektörün yol haritasını açıkladı. Aktif büyüklüğü 4,4 trilyon liraya ulaşan ve 2030 hedefini 50 milyar dolar olarak güncelleyen sigorta sektörü, zirveyi yalnızca iklim hedeflerinin tartışıldığı bir platform değil, yeni finansman modelleri ve uluslararası ortaklıkların kurulduğu bir merkeze dönüştürmeyi amaçlıyor.

Yayınlanma

Güncellenme

Paylaş
Sigorta sektörü COP31 hedeflerini paylaştı: Hedef 50 milyar dolar prim üretimi

Türkiye Sigorta Birliği sektörün COP31 hedeflerini paylaştı.

TSB Başkanı Ahmet Yaşar başkanlığında gerçekleştirilen buluşmaya, TSB Başkan Yardımcıları Fahri Uğur ve Ayhan Sincek ile TSB Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Neciboğlu katıldı. TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı liderliğindeki TSB üst yönetimi de basın buluşmasında hazır bulundu. Buluşmanın özel konuğu Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz oldu.

RAKAMSAL BÜYÜKLÜK DEĞERLENDİRİLDİ
Toplantıda COP31'in Türkiye ve sigorta sektörü açısından taşıdığı stratejik önem, iklim risklerinin finansmanı, afetlere dayanıklı şehirler, yeşil dönüşümün sigortalanabilirliği, tarım ve gıda güvenliği, iklim verileri ve modelleme, koruma açığının azaltılması ile kamu-özel sektör risk paylaşımı başlıkları çerçevesinde değerlendirildi. Buluşmada ayrıca sigorta ve bireysel emeklilik sektörünün gündemi ile ulaştığı rakamsal büyüklükler de değerlendirildi.

TSB'nin COP31 kapsamında Antalya'da oluşturmayı planladığı Sigorta Evi hakkında basın mensuplarına bilgi verilen toplantıda Sigorta Evi'nin, sigorta ve reasürans şirketleri, kamu otoriteleri, uluslararası kuruluşlar, kalkınma finansmanı kurumları, yatırımcılar, reel sektör, akademi ve sivil toplum arasında bir uygulama ve işbirliği platformu​​​​​​​ olarak tasarlandığı vurgulandı.

HEDEF 50 MİLYAR DOLAR
Buluşma kapsamında paylaşılan verilere göre, sektörün toplam prim üretimi 2026 yılı haziran sonu itibarıyla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 artarak 744 milyar liraya, aktif büyüklüğü 4,4 trilyon liraya ve ülke ekonomisine sağladığı fon 3,6 trilyon liraya ulaştı.

Aktif sigortalı sayısının 34,7 milyona yükseldiği sektörde, BES ve OKS'nin toplam fon büyüklüğü 2,4 trilyon lira, tekil katılımcı sayısı ise 16,9 milyon kişi olarak gerçekleşti.

Türkiye'de yüzde 2,62 seviyesinde bulunan sigorta penetrasyonunun önemli büyüme potansiyeline işaret ettiğinin vurgulandığı toplantıda TSB'nin 2030 yılına kadar bu oranı yüzde 4,7'ye çıkarmayı, prim üretimini ise 50 milyar dolara ulaştırmayı hedeflediği kaydedildi.

TSB Yönetim Kurulu, COP31'in yalnızca iklim hedeflerinin konuşulduğu bir zirve olmaktan çıkarak somut uygulamaların, uluslararası ortaklıkların ve yeni finansman modellerinin geliştirildiği bir platforma dönüşmesi gerektiği konusunda ortak mesaj verdi.

Prof. Dr. Levent Kurnaz ise iklim değişikliğinin Türkiye ve dünya açısından oluşturduğu riskleri, bu risklerin ekonomik ve toplumsal etkilerini ve sigorta sektörünün iklim değişikliğiyle mücadelede üstlenebileceği stratejik rolü, bilgi ve deneyimleri ışığında değerlendirdi. Kurnaz, "Hangi ülke olduğunuz, karşı karşıya kalınan risk açısından çok önemli." ifadelerini kullandı.

Ülkelerin iklim riskleri karşısındaki farklı konumlarına dikkati çeken Kurnaz, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu riskleri ve alınması gereken önlemleri örneklerle aktardı.

"SİGORTANIN ROLÜNÜ YALNIZCA HASAR ÖDEMESİ YAPAN BİR SİSTEM OLARAK TANIMLAYAMAYIZ"
TSB Başkanı Yaşar, COP31'in Türkiye için yalnızca önemli bir uluslararası organizasyona ev sahipliği yapmanın ötesinde, ülkenin sigortacılık ve risk yönetimi alanındaki birikimini dünyaya gösterme fırsatı sunduğunu belirtti.

Yaşar, iklim değişikliğinin ekonomik hayat üzerindeki etkilerinin giderek daha görünür hale geldiğine dikkati çekerek, "İklim değişikliği artık gelecek kuşakların meselesi değil, bugün şehirlerimizi, tarımımızı, sanayimizi, enerji altyapımızı ve şirketlerimizin bilançolarını etkileyen ekonomik bir gerçeklik. Böyle bir ortamda sigortanın rolünü yalnızca hasar gerçekleştikten sonra ödeme yapan bir sistem olarak tanımlayamayız." şeklinde konuştu.

Sigorta sektörünün sahip olduğu veri, modelleme, risk mühendisliği ve finansal kapasitenin risk gerçekleşmeden önce kullanılması gerektiğini vurgulayan Yaşar, "Sigorta, şehirlerin, altyapıların, enerji yatırımlarının ve üretim tesislerinin tasarımından itibaren sürecin içinde olmalı. Riskin doğru anlaşılması, azaltılması, paylaşılması ve fiyatlanması yatırımları daha dayanıklı hale getirirken finansmana erişimi de kolaylaştırıyor. COP31'de Türkiye'den dünyaya, sigortanın iklim dönüşümünün yalnızca finansal güvencesi değil, uygulama altyapısının da temel unsurlarından biri olduğu mesajını vermek istiyoruz." dedi.

Yaşar, Türkiye'nin DASK ve TARSİM gibi kamu-özel sektör risk paylaşımı modellerinden elde ettiği deneyimin de uluslararası tartışmalara önemli katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Aşırı sıcaklıklar, doğal afetler, gelir kayıpları ve iklim kaynaklı ekonomik kırılganlıkların toplumun farklı kesimleri üzerindeki etkilerine dikkati çeken Yaşar, iklim dayanıklılığından söz ederken yalnızca binaların, fabrikaların veya altyapının düşünülemeyeceğini belirterek, "İnsanların yaşamlarını, gelirlerini ve geleceklerini koruyabilecek finansal mekanizmalara da ihtiyaç var. Koruma açığını azaltmak, sigortaya erişimi genişletmek ve kapsayıcı çözümler geliştirmek bu nedenle kritik.” diye konuştu.

Yaşar, COP31'in mikro sigorta, sosyal koruma modelleri ve daha geniş kesimlere ulaşabilecek sigorta çözümlerinin tartışılması için de önemli bir fırsat yaratacağını belirterek, "Dayanıklılık ancak toplumun tüm kesimlerini kapsadığında gerçek anlamını kazanır. Sigorta sektörünün teknoloji, veri ve yeni ürün modellerini kullanarak daha fazla insana ulaşması önümüzdeki dönemin önemli sorumluluklarından biri olacak." yorumunu yaptı.

"(SİGORTA SEKTÖRÜNÜN VERİLERİ) RİSKİN ÖNLENMESİ AÇISINDAN GÜÇLÜ BİLGİ ALTYAPISI ORTAYA ÇIKABİLİR"
TSB Yönetim Kurulu Üyesi Neciboğlu ise iklim risklerinin yönetiminde veri ve modellemenin yanı sıra yeşil yatırımların yeni risk profillerinin doğru anlaşılmasının kritik önemde olduğunu belirtti. Sigorta sektörünün hasar deneyiminin iklim bilimi ve ekonomik maruziyet verileriyle birleştirilmesinin güçlü bir karar destek altyapısı oluşturabileceğini söyledi.

Neciboğlu, "Ölçemediğimiz riski doğru yönetemeyiz. Sigorta sektörünün hasar verileri, iklim modelleri ve ekonomik faaliyetlere ilişkin veriler bir araya getirildiğinde yalnızca fiyatlama açısından değil, riskin önlenmesi açısından da son derece güçlü bir bilgi altyapısı ortaya çıkabilir." değerlendirmesinde bulundu.

Rüzgar ve güneş enerjisi yatırımları, batarya depolama sistemleri ve yeşil sanayi projelerinin inşaat, yangın, performans, operasyon, iş durması ve tedarik zinciri gibi farklı riskler yarattığına dikkati çeken Neciboğlu, bu yatırımların uzun vadede sürdürülebilir ve finanse edilebilir olmasının sigortalanabilirlikle doğrudan bağlantılı olduğunun altını çizdi.

Neciboğlu, Türkiye İklim Riski ve Sigorta Çalışması ile hangi bölgede, hangi sektörün, hangi iklim riskine ne ölçüde maruz olduğunu daha net ortaya koymayı hedeflediklerini dile getirerek, "Veriyi iklim dayanıklılığının, sigortayı ise yeşil dönüşümün uygulama altyapısının temel unsurlarından biri olarak görmeliyiz." diye konuştu.

"(COP31) BAŞARIYI KAÇ TOPLANTI YAPTIĞIMIZLA DEĞİL, HAYATA GEÇİRİLECEK PİLOT PROJELERLE ÖLÇECEĞİZ"
TSB Genel Sekreteri Obalı da COP31 hazırlıklarının bütüncül bir program yaklaşımıyla yürütüldüğünü, Sigorta Evi'nin temel hedefinin tartışmadan uygulamaya geçiş olduğunu belirtti. Afetlerin ardından kaynak aramak yerine, risk gerçekleşmeden önce finansal koruma oluşturulması gerektiğine dikkati çeken Obalı, sigorta, reasürans, risk havuzları ve alternatif risk transfer mekanizmalarının kamu maliyesi üzerindeki yükü azaltabilecek temel araçlar olduğunu ifade etti.

Obalı, "COP31'i dört günlük bir etkinlik takvimi olarak görmüyoruz. Kamu ile özel sektörün afet riskini birlikte taşıyabileceği uygulanabilir modeller geliştirmek istiyoruz. Başarıyı kaç toplantı yaptığımızla değil, karar alma süreçlerine girecek risk verileri, kurulacak uluslararası ortaklıklar, yaratılacak yeni finansman kapasitesi ve hayata geçirilecek pilot projelerle ölçeceğiz." dedi.

TSB Başkan Yardımcısı Uğur da 2026 yılının ilk yarısında hayat dışı sigorta sektörünün performansına ilişkin verileri paylaşarak, bu tablonun sektörün hem hasar ödeme gücünü hem de ekonomiye sağladığı güvenceyi büyüttüğünü gösterdiğini belirtti.

Uğur, "Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, sürdürülebilir teknik dengeyi korurken sigorta penetrasyonunu artırmak, koruma açığını daraltmak ve daha geniş kesimleri sigorta güvencesiyle buluşturmak olacak." dedi.

TSB Başkan Yardımcısı Sincek ise aynı dönemde hayat sigortaları ile bireysel emeklilik sisteminin performansını anlatarak, "İlk yarı sonuçları, bu iki alanın finansal güvenlik ve uzun vadeli tasarruf açısından taşıdığı potansiyeli açık biçimde ortaya koyuyor." diye konuştu.