Cuma14 Ağustos 202611:07İSTPİYASAAÇIK

Sandıktaki anılar dikiş ve fırçayla yeniden hayat buluyor

Sulu boya ve mini tekstil sanatçısı Aysun Oktayoğlu, sandıklarda kalmış ve kimi zaman yaşı bir buçuk asrı bulan kumaşları mini elbiselere dönüştürerek zamanı donduruyor. Oktayoğlu, “Belki 100, 150 yıl önce kiminin gelinliğinin parçası, kiminin anneannesinin çeyizinden kalan çok değerli kumaş parçalarına dokunmak, yaşanmışlıklarını hissetmek ve yeniden hayat bulmalarını sağlamak muazzam bir duygu” diyor.

Yayınlanma

Paylaş
Sandıktaki anılar dikiş ve fırçayla yeniden hayat buluyor

KİMİ çeyiz sandıklarında yıllarca beklemiş, kimi İstanbul’da bir konağın masa örtüsü olarak yıllarca misafir ağırlamış, kimi bir evin mahrem sınırlarına perdelik etmiş. Nice yüzlere, seslere, duygulara tanıklık eden kiminin yaşı 100’ü geçen kumaşlar, sulu boya ve mini tekstil sanatçısı Asuman Oktayoğlu’nun elinde yeniden zamana tanıklık ediyor. Kumaşlardan önce minik elbiseler diken, sonra da bu elbiselerin bir bölümünü sulu boya olarak resmeden Aysun Oktayoğlu, “Onca yaşanmışlığın bir sandıkta unutulmamasına vesile olmak bana güçlü bir tatmin duygusu yaşatıyor. Tasarımlarımla o duyguların bir zamanlar yaşandığına insanları şahit kılmak, o anılara vefa borcunu ödemek gibi geliyor” diyor. Oktayoğlu, sanat yolculuğunu İstanbul Ticaret’e anlattı.

ANNEANNEDEN KALAN PARÇALAR

Sandıktan Çerçeveye’ sergisi ne anlatıyor?

Anneannemin tel kırma bir örtüsü vardı. O örtü genellikle çerçeveye konup, duvara asılıyor; insanlar bunu yapıyorlar eskiden kalan o tel kırma işleri. Ben, “Bu örtü gibi olmasın, buna bir elbise yapayım” dedim. Onunla bir çocuk elbisesi diktim. Eşim çerçevesini halletti, duvara astık. Herkes çok beğendi. Çok farklı bir tasarım oldu ve ben annemin, anneannemin eski kumaşlarından küçük elbiseler dikmeye başladım. Böylece elimde bir sürü elbise oldu. Emekli olduktan sonra resim derslerine başladım. Oradaki hocam, “Diktiğin elbiselerin bir parçasını büyüt ve o kısmını resmet; bu şekilde bir sergi açalım” dedi. Böylece başladım sandıkta kalan kumaşlara hayat verip sulu boya ile onları resmetmeye. ‘Sandıktan Çerçeveye’ de tarihi kumaşların yeniden bir elbiseye dönüşerek sulu boya ile ebedileştirilmesini anlatan bir sergi.

TASARIMLARIN BİTMİŞ HALLERİ

Kumaşları nasıl seçiyorsunuz?

Bu işi yaptığımı gören pek çok kişi, “Bende de şöyle bir kumaş var, bunu nasıl değerlendirebiliriz” diye bana getiriyor. Kumaşı görür görmez ondan nasıl bir tasarım yapacağım gözümde canlanıyor. Onun bitmiş halini her bir ayrıntısıyla gözümde canlandırıyorum.

HİKAYESİ OLAN KUMAŞLAR

Her bir kumaşın hikayesi farklı oluyor değil mi?

Asıl heyecan verici olan zaten kumaşların taşıdıkları hikayeler oluyor. Çalıştığım o kadar değerli kumaşlar var ki kiminin yaşı bir buçuk asrı dahi buluyor. Mesela Atatürk’ün ilk milletvekillerinden Elazığ Milletvekili Fevzi Celayir Bey… Onun torununun bir kumaşı ile çalıştım. Torunu bana verdi. Ben de çok güzel bir tasarım yaparak o kumaşı sandıktan çıkarmış oldum. Bunun gibi etkileyici o kadar çok hikayeye tanıklık ettim ki. Örneğin bir sergimde bir ailenin bana verdiği kumaşlarla çalıştığım bir eserim sergileniyordu. Kumaşın hikayesini de altında anlatmıştım. Sergiyi gezen biri bu hikâyeyi okuyunca dedesinin yıllarca anlattığı eski bir aile dostları olan bu aileyi aradığını söyledi. Bu aileyi sandıktan çıkan bir kumaşla buluşturmuş oldum.

YAŞANMIŞLIKLAR CANLANINCA

Bu tanıklık eserlerinize nasıl yansıyor?

İnanın gözümde yaşanmışlıklar canlanıyor, o duygular, sesler… Sanki hepsi yeniden hayat bulmak istiyor gibi oluyor. Kumaşları görünce de bu hislerim doğrultusunda tasarımlarımı yapıyorum. Bazen kumaşı bana veren kişi bile bu şekilde hayat bulmasına şaşırıyor. Tasarlarken çok duygulanıyorum bazen. Örneğin bir arkadaşım bebeğini kaybetmişti. Kıyafetlerini de yıllarca sandıkta saklamış. Dünyaya kısacık misafir olan o bebeğin kıyafetlerinden tasarım yaparak onun konukluğunu uzatmış oldum. Böyle hüzün lü hikayelerin kumaşlarını işlemek de benim için hem gurur hem hüzün oluyor.

25 YILLIK ÖĞRETMENLİK

n 25 yıl öğretmenlik yaptınız, keşke daha önce bu sanata başlasaydım dediğiniz oluyor mu?  Lisede öğretmenlik yaptığım yıllar boyunca öğrencilerimle çok keyifli vakitler geçirdim. Kazanımlarım çok oldu ve  25 yıllık yolculuğum bana bu hikayeyi yazdırdı belki. Şimdi hayatımdan sanatı çıkardığımı düşünüyorum. Tasarım yapmadan, dikmeden, çizmeden duramıyorum.

Her tasarım yeni bir ufuk

“65 yaşındayım. Her tasarımım bana yeni bir ufuk açıyor. Heyecanımı sanatım vesilesiyle diri tutuyorum.”

Her bir detayı işliyorum

“Yalnızca kumaşları dikmiyorum. Ona uygun ayakkabı,  çanta, şapka vs. de dikiyorum. Her bir ayrıntıya yer vermek istiyorum. Kimi zaman kumaşları el nakışı ile  tek tek işliyorum.”

Yurt dışı sergisi

“Portekiz Guimarães’te bir sergim oldu. Bir aylığına gittik. Eserlerim tam 9 ay kaldı. Onların söylediklerine göre müzenin ziyaretçileri bu sergi vesilesiyle hiç olmadığı kadar artmış.”

Küçük bir elbise aylar sürebilir

“Küçücük bir elbisenin yapımı bazen aylarımı alır. İşten değil, o tasarımın bir noktası için ilham gelmez; rafa kaldırırım. Parça parça tamamlarım. Tasarımın artık bittiğini kalbim bana söyler.”

OSMAN KUVVET

OSMAN KUVVET

İstanbul Ticaret Gazetesi – Teknoloji Editörü