Erken dönüşene fırsat geç kalana maliyet
Sanayide ve ticarette yeşil dönüşüm kriterlerine uyum artık kaçınılmaz hale geldi. Bu dönüşümü erken gerçekleştiren firmalar, Avrupa Birliği başta olmak üzere büyük pazarlarda ticaret ve yatırım fırsatlarına daha yakın olacak. Geç kalan firmalar ise ceza ve karbon vergisi gibi ek maliyetlerle karşılaşacak.

Karbon emisyonunu azaltma, enerji verimliliği ve çevre dostu temiz üretim, ekonominin olmazsa olmazı haline geliyor. Avrupa Birliği’nin (AB) Green Deal (Yeşil Mutabakat) kriterleriyle ilk çerçevesi belirlenen ‘yeşil dönüşüm’, yeni regülasyonlarla artık firmalar için fütüristik bir proje veya sosyal sorumluluk eyleminden öte yasal ve mali bir görev haline geldi. Çünkü mali yaptırımların da ilan edildiği bu süreçte; yeşil dönüşümü erken gerçekleştiren firmalar pazarda fırsat elde edecek, dönüşümde geç kalan firmalar ise ek maliyetlerle karşılaşacak. Buna göre tedarik, üretim, satış ve teslimat alanlarında yeşil dönüşüm kriterlerine uyum uluslararası ticaretin anayasası olarak kabul ediliyor.
Yeşil dönüşüm konusundaki rekabet avantajları ve riskler, Dünya Bankası’nın raporlarında da vurgulanıyor. Bankanın ‘State and Trends of Carbon Pricing’ başlıklı raporunda AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kurallarının devreye girmesiyle karbonsuzlaşma yatırımı yapmayan firmaların karşılaşacağı ek maliyet yükünün ihracat rekabetçiliğini bozacağı ve bunun tedarik zincirlerinin yeşil üreticilere kaymasına neden olacağı belirtildi. Bankanın raporunda, “Karbon yoğunluğu ve karbon maliyetleri ihracat rekabetçiliğini giderek daha fazla etkilediğinden ve temiz üretim yöntemlerine doğru kaymayı tetiklediğinden, bunun uluslararası ticaret akışlarını ve tedarik zincirlerini değiştirmesi bekleniyor” denildi.
PAZAR PAYLARINA ETKİSİ HESAPLANDI
Ayrıca Dünya Bankası ile Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD) bir analizinde de emisyon yoğunluğu yüksek sektörlerde gelişmekte olan ülke ihracatçılarının AB pazarındaki ihracat gelirlerinin ve pazar paylarının SKDM mali yükümlülükleri sonrası yüzde 5.9-12.4 arasında düşeceği hesaplandı. Bazı hassas alt sektörlerde bu kayıp oranının yüzde 15’i geçeceği belirtildi.
Analizlere ve raporlara yansıyan konu hakkında öncelik artık karbon salımını azaltmak. Yeşil dönüşüm kapsamında karbon emisyonunu azaltmaya yönelik SKDM yükümlülükleri, 1 Ocak 2026’da başladı. Demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, hidrojen ve enerji sektörlerinin karbon emisyonunu azaltmaları artık kaçınılmaz. Bu uygulamalar gittikçe artarak diğer sektörleri de kapsayacak.
Kapsamın büyümesiyle birlikte öncelikli sektörlerdekiler başta olmak üzere hemen her firmanın yeşil dönüşüm yatırımı yapması gerekecek. Yeşil dönüşüm planı ve yatırımı yapan firmalar, regülasyonlara uyumu gerçekleştireceği için ihracat pazarlarında aranacak kriterleri de karşılayabilecek. Enerji tüketimini, karbon emisyonunu, atıklarını azaltan firmalar, çevre kriterlerine ve karbon vergisine takılmadan ticaretini sürdürebilecek. Bu süreçte hızlı adımlar atan, yeşil dönüşümü erken yapan firmalar satış ve tedarikte avantajlı pozisyona sahip olurken, geç kalan veya eksikleri olan firmalar hem pazar kaybedecek hem de çeşitli ek maliyetlerle karşılaşacak. Bu maliyetler yeşil dönüşüm kriterlerine uyulmaması sebebiyle uygulanacak cezalar ve karbon vergisi şeklinde firmaların dış pazarlarda hareketini zorlaştıracak. Buradaki uyum süreci ihracatın sürdürülebilirliği ve firmaların ticari geleceği için çok büyük önem taşıyor.
YILLIK GELİR ARTIŞI
Nitekim yeşil dönüşüm konusunda gerekli adımları atanların elde ettiği faydalar da raporlara yansımaya başladı. Boston Consulting Group (BCG) ve CO2 AI ortaklığıyla 2024’te gerçekleştirilen küresel araştırmada karbonsuzlaşma projelerine yatırım yapan şirketlerin yüzde 25’i, bu yatırımlar sayesinde yıllık gelirlerinin yüzde 7’sinden fazla net finansal fayda (maliyet tasarrufu ve yeni satış gelirleri) elde ettiklerini bildirdi. Aynı grubun 2025 araştırmasına katılan şirketlerin yüzde 80’inden fazlası iklim eylemlerinden doğrudan finansal fayda sağladığını açıkladı. Sürdürülebilirliği stratejisinin merkezine koyan şirketlerin ise elde ettikleri finansal faydanın yıllık toplam gelirlerinin ortalama yüzde 10’una denk geldiği belirtildi.
SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRÜNLERDE BÜYÜME
Diğer yandan McKinsey’in, tüketici davranışları ve sürdürülebilir ürünlerin pazar payı üzerindeki etkilerini inceleyen raporunda (The State of Fashion and Sustainable Consumer Goods: 2025/2026 Outlook) sürdürülebilirlik etiketi taşıyan hızlı tüketim ürünlerinde kümülatif büyüme avantajına dikkat çekildi. Rapora göre bu ürünlerin, geleneksel alternatiflerine kıyasla yıllık ortalama yüzde 1.7-2.1 puan daha hızlı büyüdüğü belirlendi.
Hem regülasyonların artan frekansı hem de yeni raporlar dönüşümün gerekliliğine dikkat çekerken, Türkiye de yeşil dönüşüm için mevzuatında ve planlarda gerekli güncellemeleri yapıyor. Bu amaçla Yeşil Mutabakat Eylem Planı, 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi, Enerji Verimliliği Kanunu, İklim Kanunu, Sıfır Atık Yönetmeliği, Döngüsel Ekonomi Eylem Planı, Sanayide Yeşil Dönüşüm Yol Haritası ile bu yolda gerekli birçok adım atıldı.
KARARLILIK VE FİNANSMAN TEMEL UNSURLAR
Uzmanlara göre dönüşüm sürecinde temel unsurlar ‘kararlılık’ ve ‘finansman’ olacak. Devlet, çeşitli teşvik ve destek programlarıyla yeşil dönüşüm için finansman imkanları sağlıyor. KOSGEB Yeşil Sanayi Destek Programı dönüşüm çalışmalarını desteklerken, TÜBİTAK’ın 1832 Programı dahilinde bu alandaki Ar-Ge projelerine yüzde 70-90 finansman desteği sağlanıyor. Türkiye’deki firmaların ve kurumların yeşil dönüşümü için uluslararası finansman kaynakları da devreye girmeye başladı.
KARBONSUZLAŞTIRMA YATIRIM PLANI
Bu arada uluslararası finansman kapsamında ‘Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Planı’ taslağı kamuoyu görüşüne açıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda, Dünya Bankası işbirliği ve İklim Yatırım Fonları (Climate Investment Funds-CIF) desteğiyle yürütülen plan, Türk sanayisinin küresel pazarlardaki rekabet gücünü korurken, sera gazı emisyonlarını düşürmeyi hedefliyor. Buna göre Dünya Bankası kaynakları, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ve Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB) gibi aracı kurumlar üzerinden sanayicilere ‘Yeşil Dönüşüm Kredisi’ olarak aktarılacak.
YATIRIM PLANI İÇİN GÖRÜŞ ALINIYOR
Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Planı taslağı için 20 Ağustos’a kadar görüş bildirilebilecek. Sektörel kuruluşlar değerlendirmelerini [email protected] veya [email protected] e-mail adreslerine gönderebilecek. İlgili plan taslağı için ayrıntılar şu adreste: https://www.sanayi.gov.tr/medya/duyurular/iklim-yatirim-fonu-cif-duyurusu
RESPONSİBLE PROGRAMI İLE DANIŞMANLIK DESTEĞİ
Ticaret Bakanlığı’nın, ‘Yeşil Mutabakat’a uyum sağlamaya yönelik uygulamaya başladığı danışmanlık destek programı olan ‘Responsible’, ilgili firmalara büyük avantaj sağlayabilir. Konu hakkında ayrıntılı bilgi şu adreste: https://responsible.ticaret.gov.tr
KALICI BAŞARININ TEK YOLU BU DÖNÜŞÜM
Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, Responsible- Sorumluluk ve Uluslararası Rekabet Zirvesi’nde şu değerlendirmeyi yaptı: “Gelişmiş pazarlarda, özellikle de Avrupa Birliği’nde var olmaya devam etmek istiyorsak sürdürülebilirlik alanına yatırım yapmak zorundayız. Kısa vadeli maliyet tartışmalarına kıyasla, orta ve uzun vadede kalıcı ve başarılı olabilmenin tek yolu bu dönüşüm yatırımlarını gerçekleştirmektir. Yeşil dönüşüme uyum sağlamanın bir zorunluluk olup olmadığı, firmanın hedeflerine nereden baktığıyla ilgilidir. Eğer bir firma olarak hedefiniz gelişmiş ülke pazarları ve özellikle Avrupa Birliği ise, bu uyum kesin bir mecburiyettir.”
Türkiye’nin, Avrupa Birliği’nin en önemli tedarikçilerinden biri olduğunu hatırlatan Kılıçkaya, şunları söyledi: “Çin, Bangladeş ve Uzak Doğu ülkeleri gibi rakiplerimiz karşısında katma değerimizle, markalarımızla, Ar-Ge yatırımlarımızla ve sürdürülebilirlik kapasitemizle rekabet avantajımızı koruyabiliriz. Ancak bir firma bu yatırımlarına öncelik vermiyorsa ve sürdürülebilirlik kriterlerinin aranmadığı Afrika veya Latin Amerika gibi pazarlara odaklanmak istiyorsa bu süreci bir miktar öteleyebilir. Yine de bunun geçici bir durum olduğunu ve eninde sonunda dünyanın bütün ekonomilerinin bu standartlara dahil olacağını unutmamak gerekir. Demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, hidrojen ve elektrik gibi sektörlerde önümüzdeki dönemde karbon içeriklerine bağlı olarak ihracatçılarımızın çeşitli yükümlülüklerle karşılaşması muhtemeldir.”
TÜBİTAK 1832 SANAYİDE YEŞİL DÖNÜŞÜM ÇAĞRISI
Dünya Bankası desteğiyle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın koordinasyonunda TÜBİTAK ve KOSGEB tarafından yürütülen Türkiye Yeşil Sanayi Projesine, 450 milyon dolarlık finansman tahsis edildi. Proje kapsamında, TÜBİTAK-TEYDEB 175 milyon dolarlık finansman ile sanayinin yeşil dönüşümünü destekleyecek. 6 yıl sürecek olan Türkiye Yeşil Sanayi Projesi kapsamında TÜBİTAK tarafından farklı çağrılar açılacak. Bu çağrılardan biri de Sanayide Yeşil Dönüşüm Çağrısı oldu. Bu aktif çağrı kapsamında firmaların yeşil dönüşüm faaliyetlerine yönelik Ar-Ge çalışmaları desteklenecek.
