Pazar16 Ağustos 202612:56İSTPİYASAKAPALI

NATO'nun yeni üretim modeli savunma sanayisine yeni kapılar açabilir

Ankara Sanayi Odası, 2026 NATO Ankara Zirvesi sonrası savunma üretimi ve tedarik yapısında öngörülen dönüşümün Ankara sanayisine sağlayabileceği fırsatları, rekabet koşullarını ve riskleri analiz eden kapsamlı bir rapor yayımladı.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
NATO'nun yeni üretim modeli savunma sanayisine yeni kapılar açabilir

Ankara Sanayi Odasının hazırladığı "2026 NATO Ankara Zirvesi ve Ankara Sanayisinin Yeni Konumu: Mülkiyetten Kapasiteye" raporunda, NATO'nun savunma üretimi ve tedarik yapısındaki dönüşümün Ankara sanayisine etkileri ele alındı. Raporda, 50 milyar doların üzerindeki yeni tedarik planlamasının yanı sıra firmaların uluslararası tedarik zincirlerinde nasıl konumlanması gerektiğine ilişkin değerlendirmelere yer verildi.

ASO'DAN NATO ANKARA ZİRVESİNE İLİŞKİN KAPSAMLI RAPOR

Ankara Sanayi Odası, NATO'nun savunma üretimi ve tedarik yapısında öngörülen dönüşümün Ankara sanayisi açısından oluşturduğu fırsatları, rekabet koşullarını ve riskleri analiz eden kapsamlı bir rapor hazırladı.

ASO'dan yapılan açıklamaya göre, "2026 NATO Ankara Zirvesi ve Ankara Sanayisinin Yeni Konumu: Mülkiyetten Kapasiteye" başlıklı raporda, zirvede açıklanan yüksek tutarlı tedarik ve yatırım rakamlarının yanı sıra NATO'nun üretim ve tedarik yapısında öngördüğü dönüşüm ele alındı.

SANAYİNİN ALABİLECEĞİ PAY ANALİZ EDİLDİ

Raporda, Ankara sanayisinin yeni dönemden alabileceği payın yanı sıra firmaların sürece hazırlanmak için atması gereken adımlar da değerlendirildi.

ASO'nun üyelerine yönelik yol haritasına da yer verilen çalışmada, zirvenin kalıcı etkisinin yalnızca açıklanan mali büyüklüklerle değerlendirilmemesi gerektiği vurgulandı.

Savunma üretimi ve tedarik yapısında öngörülen dönüşümün de sürecin temel unsurlarından biri olduğu belirtildi.

“MÜLKİYETTEN KAPASİTEYE” YAKLAŞIMI ÖNE ÇIKIYOR

Raporda "mülkiyetten kapasiteye" yaklaşımına özel vurgu yapıldı.

Yeni dönemde yalnızca fabrikaya sahip olmanın değil, belgelenmiş üretim kapasitesine üretim ağları üzerinden erişebilmenin de stratejik bir seçenek haline geldiği ifade edildi.

Bu yaklaşımın, savunma sanayisi tedarik yapısında daha esnek ve geniş bir üretim kapasitesinin kullanılmasına imkan sağlayabileceği belirtildi.

50 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE YENİ TEDARİK PLANLAMASI

Raporda, NATO Ankara Zirvesi'nde 50 milyar doların üzerinde yeni tedarik planlamasının ilan edildiği belirtildi.

Bu tutarın ortak NATO bütçesi olmadığına dikkat çekildi.

Söz konusu büyüklüğün, müttefik ülkelerin ulusal tedarik ilanlarının toplamından oluştuğu ifade edildi.

NATO'NUN YENİ SANAYİ STRATEJİSİ YENİ İMKANLAR SUNUYOR

Raporda, NATO'nun yeni sanayi stratejisinin mevcut üretim kapasitesi ile talep alanlarını daha görünür hale getirmeyi amaçladığı belirtildi.

Bu yaklaşımın, firmaların uluslararası tedarik zincirlerine katılımı açısından yeni imkanlar sunduğunun altı çizildi.

Ankara sanayisinin mevcut üretim ve teknoloji altyapısının da bu yeni yapıda önemli avantaj sağlayabileceği değerlendirildi.

ANKARA'NIN ÜRETİM VE TEKNOLOJİ ALTYAPISINA VURGU

Raporda, savunma sanayisinin kalbi olarak nitelendirilen Ankara'nın güçlü üretim ve teknoloji altyapısına dikkat çekildi.

Bu altyapının yalnızca mevcut savunma sanayisi şirketleri açısından değil, farklı sektörlerde faaliyet gösteren ve üretim kapasitesi dönüştürülebilir firmalar açısından da yeni fırsatlar oluşturabileceği belirtildi.

FIRSAT SADECE SAVUNMA SANAYİSİYLE SINIRLI DEĞİL

NATO'nun yeni üretim yaklaşımının Ankara'ya sunduğu imkanların yalnızca halihazırda savunma sanayisinde faaliyet gösteren şirketlerle sınırlı olmadığı ifade edildi.

Yeni dönemde kendi ürün ve teknolojisiyle savunma sanayisinde yer alan firmaların yanında, özgün savunma ürünü bulunmasa da belgelenmiş üretim kapasitesine, makine altyapısına ve teknik yeterliliğe sahip sanayi kuruluşlarının da sisteme katılabileceği kaydedildi.

SİVİL SANAYİ İÇİN DE YENİ ALAN OLUŞABİLİR

Raporda, NATO'nun kriz dönemlerinde üretimi hızla artırma yaklaşımının sivil sanayi açısından da yeni bir alan oluşturduğu belirtildi.

Gıda işleme, otomotiv yan sanayi, plastik, kimya, kauçuk ve ambalaj sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin üretim kapasitelerini gerektiğinde farklı ihtiyaçlara uyarlayarak bu üretim yapısının parçası olabilecekleri ifade edildi.

REKABET DE ARTACAK

Yeni sistemin Ankara sanayisi açısından yalnızca fırsatlar üretmeyeceğine de dikkat çekildi.

Üretim kapasitesinin uluslararası sistemlerde görünür hale gelmesinin Ankara'daki firmalara yeni müşterilere erişim imkanı sağlayacağı belirtildi.

Ancak aynı zamanda benzer kabiliyetlere sahip yurt içi ve yurt dışındaki üretim merkezleriyle rekabetin de artacağı kaydedildi.

FİRMALARA DEĞER ZİNCİRİNDEKİ KONUMLARINA ODAKLANMA UYARISI

Raporda, firmaların yalnızca sipariş hacmine odaklanmasının yeterli olmayacağı vurgulandı.

Şirketlerin değer zincirindeki konumlarını da geliştirmelerinin önem taşıdığı belirtildi.

Üretim kapasitesini kullandıran ancak tasarım, fikri mülkiyet, müşteri ilişkileri ve teknolojik öğrenme kapasitesini geliştiremeyen firmaların, ciroları artsa bile kolay ikame edilebilir bir alt yüklenici konumunda kalabileceği uyarısı yapıldı.

ASO BAŞKANI ARDIÇ: HEDEFİMİZ STRATEJİK İŞ ORTAKLIĞI

ASO Başkanı Seyit Ardıç da rapora ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ankara'nın savunma sanayisindeki gücünün yalnızca sektörün önde gelen büyük şirketlerine değil, geniş üretim altyapısına da dayandığını belirten Ardıç, dünyanın en büyük 100 savunma sanayi şirketi arasında yer alan 5 Türk firmasının ASO üyesi olduğuna dikkat çekti.

ÇOK SAYIDA KOBİ TEDARİK ZİNCİRİNDE YER ALIYOR

Ardıç, çok sayıda KOBİ'nin üretim ve mühendislik kabiliyetleriyle savunma sanayisinin tedarik zincirinde bulunduğunu ifade etti.

Ankara'nın sahip olduğu üretim gücünün uluslararası değer zincirlerinde daha güçlü bir konuma taşınması gerektiğini vurguladı.

Ardıç, "Gücümüz tezgahtadır, geliştireceğimiz alan ise bu gücün değer zincirindeki konumudur. Ankara güçlü bir üretim kapasitesine sahiptir, ancak kazandığı pay, ürettiğinin gerisinde kalmaktadır." ifadelerini kullandı.

BELGELENDİRME TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL

Firmaların uluslararası sistemlerde görünür hale gelmesinin tek başına yeterli olmadığını belirten Ardıç, üyeleri belgelendirmenin tek başına iş getireceği düşüncesiyle hareket edilmemesi gerektiğini söyledi.

Ardıç, belgenin rekabette elenmemenin koşulu olduğunu ancak seçilmenin garantisi olmadığını ifade etti.

Yeni üretim ağlarının Ankara sanayisi açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirtti.

KAPASİTE SAĞLAYICISINDAN STRATEJİK ORTAKLIĞA

ASO'nun temel hedefinin Ankara'daki firmaları yalnızca kapasite sağlayıcısı olmaktan çıkararak stratejik iş ortaklarına dönüştürmek olduğunu söyleyen Ardıç, şirketlere iki temel soru yöneltti.

Ardıç, şu değerlendirmede bulundu:

"Her sanayicimizin kendisine yönelteceği ilk soru, 'Fabrikamızdaki üretim kapasitesi ve makine altyapısı, uluslararası tedarik zincirlerinde görünür olacak şekilde belgelenmiş midir?' İkinci soru ise şudur: 'Görünür olduğumuzda bizi tercih edilir ve zamanla vazgeçilmez kılacak hangi güce sahibiz?' Birinci soruya yanıtı olan firmalarımız yarışa girebilir, ikinci soruya güçlü bir cevap verebilen firmalarımız ise yarışı kazanabilir. Ankara'mız güçlü bir üretim kapasitesine sahiptir. Şimdi bu gücü, ölçme, belgeleme ve uluslararası sistemin vazgeçilmez bir parçasına dönüştürme zamanıdır."

METE DİRİCE

METE DİRİCE

İstanbul Ticaret Gazetesi – Genel Yayın Yönetmeni