Bilim dünyası, devasa yıldızların yaşam döngülerinin son evresini anlamlandırmada kritik bir eşiği aştı. Gökbilimciler, alışılmadık derecede nadir bir tür olan ve "Tip Ibn" olarak adlandırılan patlayan bir yıldızdan gelen radyo dalgalarını tespit etmeyi başardı. Astrophysical Journal Letters dergisinde yayımlanan araştırma, yıldızların şiddetli bir süpernova ile yok olmadan önceki son dönemlerine ışık tutuyor.
SON ON YILI GÖSTEREN 'AYNA' ETKİSİ
Tip Ibn süpernovaları, büyük bir yıldızın ölmeden kısa süre önce helyum açısından zengin devasa miktarda madde salması ve ardından kendini parçalamasıyla meydana geliyor. Ancak bu sürecin detayları bugüne kadar gizemini koruyordu.
Virginia Üniversitesi (UVA) öncülüğündeki araştırma ekibi, New Mexico'daki Ulusal Bilim Vakfı'na ait Çok Büyük Dizi (Very Large Array) radyo teleskobunu kullanarak süpernovadan gelen zayıf sinyalleri 18 ay boyunca takip etti. Elde edilen veriler, yıldızın patlamadan önceki gaz salınımını net bir şekilde ortaya koydu.
Çalışmanın baş yazarı Raphael Baer-Way, keşfi bir "zaman makinesine" benzeterek şu ifadeleri kullandı: "Radyo gözlemlerini kullanarak, yıldızın patlamadan önceki son on yılını görebildik. Bu, özellikle yıldızın yoğun bir şekilde kütle kaybettiği son beş yıla yapılan bir zaman yolculuğu gibi."
OPTİK TELESKOPLARIN GÖREMEDİĞİNİ YAKALADI
Uzak galaksilerdeki yıldızlar genellikle patlama anına kadar optik teleskoplarla detaylı incelenemeyecek kadar sönük kalıyor. Ancak yeni keşfedilen yöntem, yıldızın önceden saldığı maddenin bir "ayna" görevi görmesi prensibine dayanıyor.
Süpernovanın şok dalgası, yıldızın daha önce dışarı attığı gaz kütlesine çarptığında güçlü radyo dalgaları üretiyor. Bu dalgalar, sadece optik gözlemle elde edilemeyen, yıldızın son anlarına dair kritik verileri barındırıyor.
İKİLİ YILDIZ SİSTEMİ TEORİSİ GÜÇLENDİ
Gözlemler, patlayan yıldızın muhtemelen bir "ikili sistem" (birbirinin etrafında dönen iki yıldız) parçası olduğunu gösteriyor.
Veriler, patlamadan hemen önce görülen aşırı kütle kaybında, yıldızın eşiyle olan kütle çekimsel etkileşiminin belirleyici rol oynadığını doğruluyor. Baer-Way, "Son yıllarda gördüğümüz bu tür bir kütle kaybı, neredeyse kesinlikle birbirine kütle çekimiyle bağlı iki yıldızın varlığını gerektiriyor" değerlendirmesinde bulundu.
EVRENE AÇILAN YENİ PENCERE
Şimdiye kadar bilim insanları yıldız ölümlerini anlamak için ağırlıklı olarak görünür ışığa güveniyordu. Ancak radyo dalgalarının bu şekilde kullanımı, astrofizikte yeni bir metodolojinin kapılarını araladı.
UVA Astronomi Profesörü Maryam Modjaz, çalışmanın önemini şu sözlerle özetledi: "Bu makale, evrene yeni bir pencere açtı. Radyo teleskoplarımızı, geçici sinyalleri yakalamak için daha önce sanıldığından çok daha erken bir zamana yönlendirmemiz gerektiğini ortaya koydu."
Araştırma ekibi bir sonraki aşamada, bu dramatik kütle kaybı olaylarının evrende ne kadar yaygın olduğunu belirlemek için daha geniş bir süpernova grubunu incelemeyi hedefliyor.