Mevcut uzay araçlarında kullanılan standart alüminyum gövdeler, derin uzay radyasyonuyla karşılaştığında insan dokusu için son derece tehlikeli olan ‘ikincil nötronların’ yayılmasına neden oluyor. MIT Makine Mühendisliği ve Havacılık/Uzay Bilimleri bölümlerinde çalışmalarını sürdüren araştırmacı Palak Patel, mevcut malzemelerle Mars’a güvenli bir seyahatin imkansız olduğunu belirterek, atom ölçekli sentezle üretilen $BNNT$ tabanlı nanokompozitlerin bu sorunu ortadan kaldırdığını kanıtladı.
YÜZDE 10'DAN YÜZDE 50'YE: YOĞUNLUK DEVRİMİ
Patel’in geliştirdiği yöntem, havacılık kompozitlerinde bor nitrür nanotüplerin yoğunluğunu daha önce ulaşılamayan seviyelere taşıdı. Sektördeki önceki sınırların ağırlıkça yüzde 10 civarında seyrettiği bilinirken, MIT’de uygulanan yeni sentez süreciyle bu oran yüzde 50’ye çıkarıldı. Bu yüksek konsantrasyon, uzay aracının yapısal bütünlüğünden ödün vermeden, radyoaktif parçacıklara karşı hafif ancak aşırı güçlü bir kalkan oluşturuyor.
AY TOZU VE BUZLANMAYA KARŞI ÇOK FONKSİYONLU ÇÖZÜM
Söz konusu ‘süper malzeme’, sadece radyasyon kalkanı olarak değil, uzay havacılığının diğer zorlu alanlarında da stratejik avantajlar sunuyor:

ISS’TE TEST SÜRECİ DEVAM EDİYOR
Patel’in çalışmaları laboratuvar sınırlarını çoktan aşmış durumda. Mayıs 2025’te gerçekleştirilen başarılı parabolik uçuşun ardından, üretilen nanotüp örnekleri şu anda Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) mikro yerçekimi koşullarında test ediliyor. Modern bir ‘Apollo anı’ olarak tanımlanan bu süreç, Ay’a dönüş ve nihayetinde Mars’a insan indirme hedefleri için temel bir yapı taşı olarak kabul ediliyor.