Pazar16 Ağustos 202618:53İSTPİYASAKAPALI
FinansÖne çıkan

Kevin Warsh’ın Fed planı faizle sınırlı değil: 112 yıllık kurumda dönüşüm sinyali

ABD Merkez Bankası Başkanı Kevin Warsh, faiz politikasının ötesine geçen kapsamlı bir dönüşümün sinyallerini veriyor. Yapay zeka, gerçek zamanlı ekonomik veriler ve Fed toplantılarının yeniden düzenlenmesi yeni dönemin öne çıkan başlıkları arasında.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
Kevin Warsh’ın Fed planı faizle sınırlı değil: 112 yıllık kurumda dönüşüm sinyali

Kevin Warsh’ın Fed başkanlığı, yalnızca faizlerin hangi seviyede tutulacağına yönelik para politikası tartışmalarıyla sınırlı kalmayabilir. 22 Mayıs’ta görevi devralan Warsh, ekonomik verilerin analizinden toplantı düzenine ve piyasa iletişimine kadar ABD Merkez Bankasının çalışma biçiminde değişiklik hedefliyor. Ancak yüksek enflasyon ve tahvil piyasasındaki sert hareketler dönüşümün risklerini de ortaya koyuyor.

KEVIN WARSH İLE FED’DE YENİ DÖNEM

ABD Merkez Bankasında Kevin Warsh dönemi, yalnızca faiz kararları açısından değil, kurumun yıllardır süregelen çalışma biçimi açısından da önemli değişikliklerin sinyalini veriyor.

Fed’in resmi kayıtlarına göre Warsh, 22 Mayıs’ta başkanlık görevini devraldı ve 2030’a kadar sürecek dört yıllık dönem için kurumun başına geçti.

Warsh’ın göreve başlamasıyla birlikte piyasaların odağında yalnızca faiz oranları değil, Fed’in para politikası iletişimi, ekonomik verileri değerlendirme yöntemi ve kurum içi karar mekanizmaları da bulunuyor.

ENFLASYON WARSH’IN İŞİNİ ZORLAŞTIRIYOR

Fed’de planlanan dönüşümün zamanlaması ise Warsh açısından önemli bir zorluk oluşturuyor.

Merkez bankasının önünde beklemeye izin vermeyen bir enflasyon sorunu bulunurken, Warsh bir taraftan fiyat istikrarını sağlamaya, diğer taraftan Fed’in çalışma biçiminde değişiklik yapmaya çalışıyor.

Bu iki hedef arasındaki denge, yeni dönemde piyasaların en yakından takip ettiği başlıklardan biri haline geldi.

29 TEMMUZ FED TOPLANTISINDA GÖRÜŞ AYRILIĞI

Fed’in 29 Temmuz’daki toplantısı, Kevin Warsh’ın yaklaşımındaki temel tartışmayı ortaya koydu.

Merkez bankası, federal fonlama faiz hedef aralığını yüzde 3,50-3,75 seviyesinde sabit tuttu.

Karar piyasalar açısından büyük bir sürpriz oluşturmazken, politika kurulundaki görüş ayrılığı dikkati çekti.

3 FED BAŞKANI FAİZ ARTIŞI İSTEDİ

Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari ve Dallas Fed Başkanı Lorie Logan, 25 baz puanlık faiz artırımından yana oy kullandı.

Kevin Warsh dahil diğer 9 üye ise faiz oranlarının değiştirilmemesini destekledi.

Bu tablo, Fed içerisinde enflasyonla mücadelede faizlerin daha da yükseltilmesi gerektiğini düşünen bir grubun bulunduğunu ortaya koydu.

WARSH FAİZ ARTIŞI İÇİN NET YOL HARİTASI VERMEDİ

Piyasalardaki asıl hareketlilik toplantının ardından başladı.

Warsh, Fed’in yüzde 2’lik enflasyon hedefinden taviz vermeyeceğini vurgularken, enflasyonun yüksek kalması halinde faizlerin ne zaman ve hangi koşullarda artırılabileceğine ilişkin net bir yol haritası açıklamadı.

Bu yaklaşım yatırımcıların Fed’in gelecekteki faiz kararlarını önceden tahmin etmesini zorlaştırdı.

30 YILLIK ABD TAHVİL FAİZİ YÜZDE 5,20’Yİ AŞTI

Fed toplantısının ardından uzun vadeli ABD Hazine tahvillerinde sert satışlar görüldü.

30 yıllık ABD Hazine tahvili getirisi yüzde 5,20’nin üzerine çıkarak 2007’den bu yana görülmeyen seviyelere yaklaştı.

Piyasalardaki hareket, yatırımcıların yalnızca enflasyonun seviyesini değil, Fed’in gerektiğinde enflasyonla mücadelede ne ölçüde agresif davranabileceğini de yeniden fiyatladığını ortaya koydu.

FED’İN İLETİŞİM POLİTİKASI DEĞİŞİYOR

Kevin Warsh’ın yaklaşımında dikkat çeken başlıklardan biri de Fed’in piyasalara yönelik iletişim biçimi oldu.

Önceki Fed başkanlarının aksine Warsh, gelecekte atılabilecek faiz adımlarını mümkün olduğunca önceden işaret etmekten kaçınıyor.

Warsh, para politikası toplantılarının sonucunun önceden belirlenmiş bir senaryoya göre değil, toplantı sırasında yapılan değerlendirmeler ve tartışmalar sonucunda şekillenmesini istiyor.

FED İÇİNDE “AİLE TARTIŞMASI” YAKLAŞIMI

Warsh’ın bu yaklaşımı, kendi ifadesiyle Fed içerisinde bir “aile tartışması” yürütülmesine dayanıyor.

Politika yapıcıların toplantıya belirlenmiş bir sonuçla gelmesi yerine, farklı görüşlerin toplantı sırasında tartışılması hedefleniyor.

Ancak piyasalar açısından daha az yönlendirme, gelecekteki faiz patikasına ilişkin daha fazla belirsizlik anlamına gelebiliyor.

WARSH: FED YÜZDE 2 ENFLASYON HEDEFİNDEN VAZGEÇMEYECEK

Kevin Warsh’ın bütün tartışmaların ortasında vermeye çalıştığı temel mesaj ise Fed’in yüzde 2’lik enflasyon hedefinden geri adım atmayacağı yönünde.

Warsh, son basın toplantısında enflasyonun beş yılı aşkın süredir hedefin üzerinde seyrettiğine dikkati çekti.

Enflasyon sorununun birkaç haftalık veya tek aylık olumlu verilerle çözülemeyeceğini ifade etti.

FİYAT İSTİKRARI FED’İN TEMEL GÖREVİ

Warsh, Fed’in yüzde 2’lik hedefinin altında örtülü başka bir enflasyon hedefi bulunmadığını vurguladı.

Fiyat istikrarının ABD Merkez Bankasının temel görevlerinden biri olduğunu belirten Warsh, enflasyon hedefine bağlılığın devam edeceği mesajını verdi.

PİYASALAR FAİZ ARTIŞI İHTİMALİNİ DAHA GÜÇLÜ FİYATLIYOR

Warsh’ın göreve gelmesinden bu yana piyasa fiyatlamalarında da değişiklik yaşandı.

Yatırımcılar, yıl sonuna kadar bir veya iki faiz artırımı yapılması ihtimalini daha güçlü biçimde fiyatlamaya başladı.

Bu beklenti, Fed politika komitesi içinde faizlerin yükseltilmesi gerektiğini düşünen grubun güçlenmesiyle de örtüşüyor.

NİHAİ KARAR ENFLASYON VERİLERİNE BAĞLI OLACAK

Fed’in bundan sonraki faiz politikasında yaz sonundaki enflasyon verileri başta olmak üzere ekonomik göstergelerin belirleyici olması bekleniyor.

Warsh’ın gelecekteki adımlar konusunda önceden güçlü yönlendirme yapmaması nedeniyle açıklanacak her yeni ekonomik veri piyasalar açısından daha kritik hale geliyor.

GOLDMAN SACHS’TAN WARSH’A DESTEK

Goldman Sachs Başkanı John Waldron ise Kevin Warsh’a yönelik eleştirilerin abartılı olduğunu düşünüyor.

Waldron, yatırımcıların yeni Fed başkanına planlarını uygulaması ve sonuçların ortaya çıkması için “zaman ve alan” tanıması gerektiğini savunuyor.

WARSH’IN ASIL HEDEFİ FED’İN ÇALIŞMA BİÇİMİNİ DEĞİŞTİRMEK

Kevin Warsh’ın başkanlığını farklılaştıran temel unsur yalnızca faiz politikasındaki yaklaşımı değil.

Warsh, Fed’in ekonomik verileri değerlendirme ve ekonomideki değişimleri takip etme biçiminin de yeniden şekillendirilmesini hedefliyor.

Bu dönüşüm planında yapay zeka önemli bir yer tutuyor.

YAPAY ZEKA FED’İN EKONOMİYİ OKUMA BİÇİMİNİ DEĞİŞTİREBİLİR

Warsh, yapay zekanın önümüzdeki yıllarda ekonomiyi köklü biçimde dönüştürebilecek bir teknoloji olduğuna inanıyor.

Bu dönüşümün üretkenlik ve büyüme açısından fırsatlar sağlayabileceğini düşünen Warsh, yapay zekanın kısa vadede iş gücü piyasası ve fiyatlar dahil ekonominin farklı alanlarında bozulmalara da neden olabileceğini değerlendiriyor.

WARSH FED BAŞKANI OLMADAN ÖNCE YAPAY ZEKA BOTLARI OLUŞTURDU

Warsh’ın yapay zekaya ilgisi Fed başkanlığından önceki döneme uzanıyor.

Yakın çevresine aktardığı bilgilere göre Warsh, iktisatçılar Milton Friedman ve James Tobin’in derlenmiş çalışmalarını işleyen “Milton” ve “Tobin” isimli yapay zeka botları oluşturdu.

Warsh daha sonra bu sistemlerden güncel ekonomik sorunlara ilişkin değerlendirmeler aldı.

FED’DE GERÇEK ZAMANLI EKONOMİK VERİ HEDEFİ

Warsh’ın yapay zekaya ilişkin hedefi teknolojiyi yalnızca yeni bir araç olarak kullanmakla sınırlı değil.

Asıl amaç, Fed’in ekonomiyi daha hızlı ve gerçek zamanlı biçimde okuyabilmesini sağlamak.

Merkez bankacıları bugün büyük ölçüde hükümet kurumlarının hazırladığı istatistiklere, anketlere ve ekonomik tahmin modellerine dayanıyor.

GECİKMELİ VERİLERİN YERİNE DAHA HIZLI ANALİZ

Mevcut ekonomik verilerin önemli bir bölümünün gecikmeli geldiği, ayrıca örnekleme hataları, revizyonlar ve ölçüm sorunları taşıdığı belirtiliyor.

Warsh’ın hedeflediği modelde ise perakendecilerden, bankalardan ve diğer şirketlerden elde edilen gerçek zamanlı verilerin yapay zeka tarafından analiz edilmesi öngörülüyor.

Bu sistemin enflasyon ve ekonomik büyümenin mevcut durumunun daha hızlı değerlendirilmesine yardımcı olması hedefleniyor.

FED ÇALIŞANLARI ÜRETKEN YAPAY ZEKAYI DENİYOR

Fed çalışanlarının da üretken yapay zekanın daha geniş kullanımına yönelik çalışmalar yaptığı belirtiliyor.

Çalışanların sanal bir çalışma ortamında farklı yapay zeka uygulamalarını test ettiği ve teknolojinin merkez bankacılığı süreçlerinde nasıl kullanılabileceğini değerlendirdiği ifade ediliyor.

FED TOPLANTILARININ SAYISI AZALABİLİR

Kevin Warsh’ın reform arayışı teknolojiyle sınırlı kalmıyor.

Warsh, temmuz ayındaki toplantılarda Fed’in para politikası toplantılarının sayısının yılda sekizden altıya indirilmesi ihtimalini de gündeme getirdi.

Henüz bu konuda alınmış kesin bir karar bulunmuyor.

HER TOPLANTIDA DAHA FAZLA EKONOMİK VERİ İNCELENEBİLİR

Mevcut sistemde bazı Fed toplantılarının arasında yalnızca bir aylık enflasyon ve istihdam verisi bulunuyor.

Toplantı sayısının altıya indirilmesi halinde politika yapıcıların her toplantıda yaklaşık iki aylık ekonomik veriyi değerlendirebilmesi mümkün olabilecek.

Bu yaklaşımın kararların daha geniş veri setine dayanmasını sağlayabileceği değerlendiriliyor.

FED YETKİLİLERİ DİĞER GÖREVLERİNE DAHA FAZLA ZAMAN AYIRABİLİR

Daha az para politikası toplantısı yapılması halinde Fed yetkililerinin diğer sorumluluklarına daha fazla zaman ayırabileceği belirtiliyor.

Bankacılık düzenlemeleri, finansal denetim ve ödeme sistemleri Fed’in para politikası dışındaki önemli sorumlulukları arasında bulunuyor.

8 TOPLANTI KORUNUP İKİSİ FARKLI AMAÇLA KULLANILABİLİR

Değerlendirilen alternatif seçeneklerden biri de yıllık sekiz toplantının korunması.

Bu modelde toplantılardan ikisinin doğrudan faiz kararı almak yerine uzun vadeli para politikası ve kurumsal konuların tartışılmasına ayrılabileceği belirtiliyor.

FED’İN 6,7 TRİLYON DOLARLIK BİLANÇOSU BULUNUYOR

Kevin Warsh’ın önündeki temel sorulardan biri, planlanan dönüşümün ne kadar hızlı gerçekleştirilebileceği.

112 yıllık geçmişe sahip Fed’in yaklaşık 6,7 trilyon dolarlık bilançosu bulunuyor.

Merkez bankasının kararları yalnızca ABD’deki faizleri değil, küresel tahvil piyasalarını, döviz kurlarını, kredi maliyetlerini ve genel finansal koşulları da etkiliyor.

“HIZLI HAREKET ET, BİR ŞEYLERİ BOZ” YAKLAŞIMI FED İÇİN RİSK TAŞIYOR

Teknoloji dünyasında kullanılan “hızlı hareket et, bir şeyleri boz” anlayışının merkez bankacılığına doğrudan uygulanmasının ciddi riskler taşıdığı değerlendiriliyor.

Fed gibi küresel finans sisteminin merkezinde bulunan bir kurumda yapılacak ani değişikliklerin piyasalarda büyük dalgalanmalar oluşturabileceği belirtiliyor.

29 TEMMUZ TAHVİL HAREKETİ ERKEN UYARI OLDU

29 Temmuz’daki Fed toplantısının ardından tahvil piyasasında yaşanan hareketlilik, bu risklerin erken örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Warsh’ın daha az yönlendirme ve daha fazla piyasa bağımsızlığı hedefi, teorik olarak yatırımcıların Fed’in her açıklamasına aşırı bağımlılığını azaltabilir.

Ancak bu dönüşümün ilk dönemlerinde belirsizliğin ve piyasa oynaklığının daha yüksek olabileceği belirtiliyor.

FED’DE YENİ DÖNEMİN SINAVI ENFLASYON VE PİYASA İLETİŞİMİ OLACAK

Kevin Warsh’ın Fed’de başlattığı yeni dönemin başarısında iki başlık belirleyici olacak.

Bir tarafta yüzde 2’lik enflasyon hedefine bağlı para politikası bulunurken, diğer tarafta yapay zeka, gerçek zamanlı veriler, daha az yönlendirme ve farklı bir toplantı sistemiyle Fed’in çalışma biçiminin yeniden şekillendirilmesi hedefleniyor.

Warsh’ın bu dönüşümü finansal piyasalarda aşırı dalgalanmaya neden olmadan ne ölçüde gerçekleştirebileceği, yeni Fed döneminin en önemli sınavlarından biri olacak.

METE DİRİCE

METE DİRİCE

İstanbul Ticaret Gazetesi – Genel Yayın Yönetmeni