ABD Merkez Bankası’nda gözler 2026’ya çevrildi. ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell, görev süresinin mayıs 2026’da sona ereceğini duyururken, yerine ABD Başkanı Donald Trump’ın eski Fed yöneticisi Kevin Warsh’ı aday gösterdiği bildirildi. Bu tercih, para politikasının yönü ve Fed’in bağımsızlığı açısından önemli bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor.
SENATO ONAY SÜRECİ BELİRLEYİCİ OLACAK
Trump’ın Fed başkanlığı için aday gösterdiği Warsh’ın göreve başlayabilmesi için ABD Senatosu onayı gerekiyor. Senato’daki Cumhuriyetçi ve Demokratlar arasında görüş ayrılıkları bulunurken, bazı Cumhuriyetçi senatörler Powell’a yönelik devam eden resmi soruşturma sonuçlanmadan Warsh’ın onayına destek vermeyeceklerini açıkladı. Warsh’ın onay alamaması durumunda Powell’ın görev süresinin uzaması ya da sürecin yeniden şekillenmesi olasılığı gündemde.
FED BAŞKANLIĞININ KRİTİK ROLÜ
Fed başkanı, Amerikan ekonomisinde enflasyon, istihdam ve faiz kararlarını belirlemede en güçlü ve etkili konumlardan biri olarak kabul ediliyor. Başkanlar dört yıllık dönemler için atanıyor ve her yeni dönem Senato onayına tabi tutuluyor. Bu nedenle yapılacak tercih, yalnızca bir isim değişikliğinden ibaret görülmüyor.

POWELL DÖNEMİ: İSTİKRAR VE BAĞIMSIZLIK
Powell, 2018’den bu yana Fed başkanlığı görevini yürütüyor. Bu dönemde özellikle enflasyonla mücadelede rasyonel ve sıkı bir para politikası izledi, faiz kararlarını ekonomik veriler doğrultusunda şekillendirdi. Bilanço küçültme ve enflasyonu kontrol altına alma yaklaşımı, Trump döneminde sık sık eleştirilere konu oldu. Trump, Powell’dan faizlerin daha hızlı ve daha agresif biçimde indirilmesini talep ediyordu.
Powell’ın başkanlığı süresince Fed, merkez bankası bağımsızlığına ve siyasi baskılardan uzak durmaya vurgu yapan geleneksel çizgisini korumaya çalıştı.
WARSH PROFİLİ: KRİZ DENEYİMİ VE YENİ SÖYLEM
Kevin Warsh, 2006–2011 yılları arasında Fed Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı ve 2008 küresel finans krizi sırasında finans sektörü ile Fed arasında önemli bir köprü rolü üstlendi. Kriz döneminde Fed bilançosunun hızla büyümesine eleştirel yaklaşan isimler arasında yer aldı.
Geçmişte enflasyon riskine karşı daha sert, şahin politika söylemleriyle tanınan Warsh’ın, son dönemde faiz indirimi konusunda daha açık ifadeler kullandığı görülüyor. Bu yaklaşım, Trump’ın düşük faiz beklentileriyle uyumlu bir çizgi olarak yorumlanıyor.

WARSH’IN GÜÇLÜ VE TARTIŞMALI YÖNLERİ
Warsh, finans dünyasında deneyimli bir isim olarak Fed içi kriz yönetimi tecrübesiyle öne çıkıyor. Powell’a kıyasla hem enflasyon odaklı şahin bir geçmişe sahip olması hem de son dönemde faiz indirimi yanlısı söylemler kullanması dikkat çekiyor.
Buna karşın analistler, Warsh’ın siyasi çevrelerle olan yakın ilişkilerinin Fed’in bağımsızlığına yönelik risk oluşturabileceği uyarısında bulunuyor. Son açıklamaları, geçmiş duruşu ile Trump’ın beklentileri arasında hassas bir denge kurma zorunluluğunu ortaya koyuyor.
POWELL VE WARSH KIYASLAMASI
Powell, para politikasında bağımsızlık ve enflasyon kontrolünü önceleyen bir çizgi izledi. Karar alma süreçlerinde siyasi baskılardan uzak durma çabasıyla tanındı. Warsh ise geçmişte daha sıkı para politikası savunucusu olsa da, son dönemde düşük faiz söylemlerine yaklaşmasıyla farklı bir profil çiziyor.
Siyasi ilişkiler açısından Powell, Trump tarafından atanmasına rağmen sık sık anlaşmazlık yaşadı. Warsh ise hem Fed içi hem de siyasi çevrelerle daha yakın ilişkiler kurmuş bir figür olarak değerlendiriliyor.
FED’İN YÖNÜ NEREYE EVRİLECEK
Warsh’ın Senato onay sürecinin nasıl sonuçlanacağı, Fed’in gelecekteki para politikası çizgisini belirleyecek. Powell sonrası dönemde daha politik bir yaklaşım mı benimsenecek yoksa Fed’in geleneksel bağımsız duruşu korunacak mı sorusu, önümüzdeki aylarda netlik kazanacak.