Bir zamanlar bilim kurgu filmlerinde görülen senaryolar, laboratuvar ortamında gerçeğe dönüşüyor. Teknoloji dünyası, geleneksel silikon yerine DNA, proteinler ve canlı insan beyin hücrelerinden (nöronlar) oluşan ‘biyobilgisayarlar’ dönemine hazırlanıyor. Bu yeni teknoloji, laboratuvar ortamında yetiştirilen nöronların ‘organoid’ adı verilen küçük kümeler halinde geliştirilmesi ve elektrotlara bağlanarak minik birer bilgisayar gibi çalıştırılması prensibine dayanıyor.
SÜPER BİLGİSAYARLARDAN MİLYON KAT DAHA VERİMLİ
Biyobilgisayarların en büyük ticari ve çevresel vaadi, şüphesiz enerji verimliliği. Uzmanlar, saniyede bir milyar matematiksel işlem gerçekleştirebilen insan beyninin sadece 20 watt'ın altında güç tükettiğine dikkat çekiyor. Buna karşılık, beynin işlem hızına yetişmeye çalışan mevcut en güçlü süper bilgisayarlar, milyonlarca kat daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuyor. Enerji maliyetlerinin ve karbon ayak izinin arttığı günümüzde, biyobilgisayarlar sürdürülebilir bir alternatif olarak öne çıkıyor.
PONG OYNUYOR, BRAİLLE OKUYOR
Henüz emekleme aşamasında olan teknoloji, şimdiden dikkat çekici başarılara imza attı. 2022 yılında Avustralyalı teknoloji şirketi Cortical Labs, yapay ortamda geliştirdiği nöronlara klasik bilgisayar oyunu Pong'u oynatmayı başararak küresel çapta ses getirdi. Benzer şekilde, Indiana Üniversitesi araştırmacıları tarafından geliştirilen "Brainoware" sistemi, canlı beyin hücrelerini kullanarak temel konuşma tanıma işlevini yerine getirdi. Geçtiğimiz Ağustos ayında ise Bristol Üniversitesi'nden bir ekip, insan beyin organoidlerini Braille alfabesini tanımak için başarıyla kullandı.
KÖK HÜCREDEN 3 BOYUTLU İŞLEMCİYE
Melbourne Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Uzmanı Bram Servais, biyobilgisayarın temellerinin 50 yıl öncesine dayandığını belirtiyor. Ancak asıl kırılma noktası, 2013 yılında kök hücrelerden yetiştirilen 3 boyutlu beyin benzeri yapılar olan ‘organoidlerin’ keşfiyle yaşandı. Bugün gelinen noktada, ‘çip üzerinde organ’ teknolojisi, ilaç testlerinden toksikoloji araştırmalarına kadar geniş bir alanda hayvan deneylerine alternatif olarak kullanılıyor.

TİCARİLEŞME YARIŞI VE ETİK TARTIŞMALAR
ABD, İsviçre, Çin ve Avustralya başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki akademik kurumlar ve şirketler, biyohibrit platformlar inşa etmek için rekabet halinde. ‘FinalSpark’ ve ‘Cortical Labs’ gibi girişimler, teknolojiyi ilaç sektörünün ötesine taşıyarak yapay zeka araştırmacılarına sunmayı hedefliyor. Örneğin UC San Diego, 2028 yılına kadar Amazon ormanlarındaki petrol sızıntılarını tahmin etmek için organoidleri kullanmayı planlıyor.
Ancak bu hızlı ilerleme, ‘Organoid Zeka’ (Organoid Intelligence - OI) kavramını ve beraberinde etik tartışmaları da gündeme getirdi. Araştırmacılar, mevcut organoidlerin bilinçli olmadığı konusunda hemfikir olsa da ticarileşmenin hızı, etik yönetişim kurallarının güncellenmesi ihtiyacını doğuruyor. Mevcut yasal çerçeveler organoidleri yalnızca biyomedikal bir araç olarak görürken, bu yapıların gelişmiş birer işlemciye dönüşmesi yeni regülasyonları zorunlu kılıyor.