Bakan Ömer Bolat: İTO'nun 'Gıdada İsrafa Dur De' kampanyası farkındalık için önemli
İstanbul Ticaret Odası’nın ‘Gıdada İsrafa Dur De’ kampanyasının toplum genelinde farkındalık oluşturması açısından önemli olduğunu belirten Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “İsrafı azaltmak; aile bütçemizi, işletmelerimizi ve ülke ekonomimizi korumaktır” dedi. Bolat, İTO’nun öncülüğündeki kampanyanın gıda israfıyla mücadeleye önemli katkı sağlayacağını vurguladı.

Türkiye’de ve dünyada her yıl milyonlarca ton gıda, tüketilmeden çöpe atılıyor. Gıda israfı, yalnızca tüketilmeyen ürünün çöpe atılmasıyla sınırlı kalmıyor. Bir gıdanın üretilmesi için kullanılan su, enerji, iş gücü, ambalaj, nakliye, depolama gibi birçok maliyet de ürünle birlikte çöpe atılmış oluyor. Bu nedenle israfın ekonomik boyutu milyarlarca dolara ulaşıyor.
HER YIL 19 MİLYON TON GIDA
İstanbul Ticaret Odası (İTO), Şubat 2025’te gıda israfında farkındalığı artırmak ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla ‘Gıdada İsrafa Dur De’ kampanyası başlattı.
Kampanya kapsamında gıda israfının boyutları hakkında bilgi veren İTO Başkanı Şekib Avdagiç, “Ülkemizde yılda 19 milyon ton gıda israf ediliyor. Bir başka deyişle her yıl yaklaşık 43.3 milyar doları çöpe atıyoruz” ifadeleriyle israfın yanında ne denli büyük bir ekonomik yükün oluştuğunu vurguladı.
BAKAN BOLAT: BEREKETİMİZİ KORUYALIM
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İTO'nun ‘Gıdada İsrafa Dur De’ kampanyasının toplumun tüm kesimlerinde farkındalık oluşturması açısından önemli olduğunu belirterek, gıda israfının yalnızca sofradan eksilen ürün olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Gıda israfıyla birlikte doğal ve ekonomik kaynakların da kaybedildiğine dikkat çeken Bolat, şu değerlendirmede bulundu: “Gıda israfı, yalnızca soframızdan eksilen bir lokma değil; toprağın, suyun, emeğin ve ülkemizin ekonomik kaynaklarının da heba edilmesidir.
Rabbimizin bizlere emanet ettiği nimetlerin kıymetini bilmek, onları israf etmemek hepimizin sorumluluğudur. Bereket; çok tüketmekte değil, nimetin kıymetini bilmekte ve hakkını vermektedir. İsrafı azaltmak; aile bütçemizi, işletmelerimizi, ülke ekonomimizi ve gelecek nesillerin emanetini korumaktır. Geleceğimiz için bereketimizi koruyalım, israfa hep birlikte dur diyelim.
Bu nedenle İstanbul Ticaret Odamızın öncülüğünde hayata geçirilen ‘Gıdada İsrafa Dur De’ kampanyasını son derece kıymetli buluyorum. Üreticiden satıcıya, hizmet sektöründen öğrencilerimize kadar toplumun tüm kesimlerinde farkındalık oluşturmayı hedefleyen bu çalışmanın, gıda israfıyla mücadelemize önemli katkı sağlayacağına inanıyorum.”
İSRAF EDİLEN SADECE GIDA DEĞİL
Gıda israfının görünmeyen faturalarından biri de enerjiye kesiliyor. Bir ürünün tarlada yetiştirilmesinden işlenmesine, paketlenmesinden taşınmasına, soğuk zincirde muhafaza edilmesinden market raflarına ulaşımına kadar olan süreçte enerji kullanıyor.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından paylaşılan verilere göre küresel tarım-gıda sistemleri dünyadaki kullanabilir enerjinin yaklaşık yüzde 30’unu tüketiyor. Bu enerjinin yüzde 70'i tarla sonrasındaki taşıma, işleme, paketleme, depolama ve pazarlama süreçlerinde kullanılıyor. Kullanılan enerjinin yaklaşık yüzde 38’i ise israf edilen gıdalar için harcanıyor. Yani israf edilen bir ürünle yalnızca gıdanın maddi değeri değil, üretiminden tüketiciye ulaşmasına kadar harcanan enerjinin ekonomik karşılığı da kaybediliyor.
HANELERDE İSRAF 10.8 MİLYON TON
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri de Türkiye’de gıda israfının hane halkı boyutuna dikkat çekiyor. TÜİK tahminlerine göre 2024’te Türkiye’de 10.8 milyon ton gıda tüketilmeden çöpe atıldı. Verilere göre gıda atıklarının yüzde 70-80'inin hanelerden kaynaklandığı tahmin ediliyor.
EN ÇOK MEYVE VE SEBZE İSRAF EDİLİYOR
Bununla birlikte TÜİK araştırmasına göre hanelerde en fazla israf edilen ürün gurubunu 40.1 ile taze meyve ve sebzeler oluşturuyor. Meyve ve sebzeleri yüzde 32 ile ekmek, yüzde 14.3 ile süt ve süt ürünleri takip ediyor. İsrafın nedenlerine bakıldığında ise bozulma yüzde 72.3 ile ilk sırada yer alıyor. Raf ömrünün sona ermesi yüzde 12.2, ihtiyaçtan fazla satın alma veya pişirme yüzde 8, bayatlama yüzde 5.1, uygun koşullarda muhafaza edememe ise yüzde 2.4 olarak sıralanıyor.
Paylaşılan veriler, israfın önlenmesinde yalnızca üretim ve satış noktalarında değil, evlerdeki satın alma, stoklama ve tüketim alışkanlıklarında da değişime ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor.
PERAKENDEDE FİRE YÜZDE 10-15'E ÇIKABİLİYOR
İTO’nun başlattığı ‘Gıdada İsrafa Dur De’ projesi paydaşlarından İstanbul Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakendeciler Derneği (PERDER) Başkanı Rahmi Kartal ise perakende sektöründe kullanılan ‘fire’ kavramı ile gerçek gıda israfının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.
Kartal, şu bilgiyi verdi: “Bizim fire olarak kaydettiğimiz ürünlerin içerisinde tüketilebilir durumunu kaybetmiş ürünlerin yanında; sebzelerin yaprak, sap ve kabukları gibi ürünün doğal olarak tüketilmeyen kısımları, üretimden veya sevkiyattan kaynaklanan kayıplar ve çeşitli operasyonel nedenler de bulunabiliyor. Perakende sektöründe kendi operasyonlarımızdan gördüğümüz toplam fire oranları genel olarak yüzde 10-15 bandına kadar çıkabiliyor; ancak bunun tamamını ‘israf’ olarak nitelendirmemek gerekiyor.”
SON GÜNE BIRAKMADAN YÖNETELİM
Diğer yandan marketlerde son tüketim tarihi geçen binlerce ürün, tüketiciyle buluşmadan imha ediliyor. Marketlerde son tüketim tarihi yaklaşan ancak tüketilebilir ürün değerlendirilmesinde erken müdahalenin önemine dikkat çeken Rahmi Kartal, temel yaklaşımın ‘son güne bırakmadan yönetmek’ olması gerektiğini söyledi.
Son tüketim tarihi yaklaşan ürünlerin önceden tespit edilmesi gerektiğini söyleyen Kartal, şöyle konuştu: “Bu tarz ürünlerin kontrollü fiyat indirimiyle tüketiciye sunulması, farklı kampanya ve paketlerle satışının hızlandırılması, mevzuata uygun şekilde bağış kanallarına yönlendirilmesi, ihtiyaç halinde sosyal yardım kuruluşlarıyla koordinasyon kurulması gibi yöntemler birlikte uygulanabilir. Bir diğer önemli çözüm de ambalaj boyutlarının tüketici ihtiyacına göre çeşitlendirilmesi. Özellikle hassas ürünlerin daha küçük ambalajlarda satışa sunulması, tüketicinin ihtiyacı kadar satın almasını sağlar ve evlerde oluşan israfı da azaltır.”
SERPME YERİNE SEÇME KAHVALTI
Bununla birlikte yeme-içme sektöründe serpme kahvaltı kültürünün yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kartal, serpme kahvaltı yerine seçme kahvaltı modelinin yaygınlaşması gerektiğini belirtti. 
SIK VE KÜÇÜK MİKTARLARDA ALALIM
Perakende sektöründe en fazla firenin sebze-meyve, unlu mamüller, ekmek ve süt ürünleri gibi raf ömrü kısa ürünlerde verildiğine dikkat çeken PERDER Başkanı Rahmi Kartal, şu öneriyi yaptı: “Burada ürünün kendisi kadar tüketicinin satın alma alışkanlığı da belirleyici. Örneğin tüketicinin ihtiyacından fazla sebze ve meyve alması, ürünlerin evde tüketilmeden bozulmasına neden olabiliyor. Semt pazarından veya marketten bir haftalık alışveriş yapmak yerine, tüketebileceği miktarı daha sık ve küçük miktarlarda alması israfı ciddi şekilde azaltabilir. Ekmekte de benzer bir durum var. Beyaz ve sıcak ekmek algısı, tüketiciyi ihtiyacından fazla almaya yöneltebiliyor. Daha uzun raf ömrüne sahip paketli ekmeklerin ve tam buğday gibi alternatiflerin tüketiminin artması hem tüketici hem de perakendeci açısından fireyi azaltabilecek önemli bir adım olacak.”
İSRAFI ÖNLEYECEK ADIMLAR
İstanbul Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakendeciler Derneği (PERDER) Başkanı Rahmi Kartal, üç basit alışkanlıkla gıda israfının ciddi bir şekilde önlenebileceğini belirterek şunları önerdi:
* İhtiyacın kadar satın almak. Özellikle meyve ve sebzede haftalık toplu alışveriş yerine, tüketebileceğimiz miktarda ve daha sık alışveriş yapmak önemli. “Ucuzken alayım, evde bulunsun” düşüncesi tasarruf değil, israf oluşturuyor.
* Küçük ambalajları tercih etmek. Özellikle süt ürünleri, şarküteri, hazır yemek ve benzeri dayanıklılık süresi az olan hassas ürünlerde ailedeki kişi sayısına ve gerçek tüketime uygun ambalaj tercih edilmeli.
* Ekmeği ve pişirilen yemeği planlamak. Sofrada fazla ürün bulundurmak yerine ihtiyacımız kadar almak ve hazırlamak gerekiyor. Ekmekte de mümkün olduğunca uzun raf ömrüne sahip, paketli ve tam tahıllı alternatiflere yönelmek israfı azaltabilir.”
