Salı8 Eylül 202610:25İSTPİYASAAÇIK
FinansÖne çıkan

16 Eylül öncesi Fed’de büyük belirsizlik: Faiz kararı yazı turaya döndü

Güçlü istihdam verisi Fed’in faiz artışı ihtimalini desteklese de piyasada görüş birliği oluşmadı. First Abu Dhabi Bank, kararı “yazı tura” olarak nitelendirirken, Jefferies uzun vadeli tahvillere yönelik temkinli duruşunu koruyor.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
16 Eylül öncesi Fed’de büyük belirsizlik: Faiz kararı yazı turaya döndü

ABD para politikasında istihdam ile enflasyon arasında kritik bir denge kuruluyor. İş gücü piyasası Fed’e sıkılaşma için alan bıraksa da ekonomistler, daha yüksek faiz için tek başına güçlü istihdamın yeterli olmayacağını düşünüyor.

FED KARARI “YAZI TURA” NİTELİĞİNDE

ABD Merkez Bankasının 16 Eylül’de vereceği faiz kararı öncesinde piyasalardaki görüş ayrılığı sürüyor.

First Abu Dhabi Bank Ekonomisti Simon Ballard, Fed’in kalıcı fiyat baskıları ile para politikasını daha kısıtlayıcı hale getirme ihtiyacı arasında denge kurmaya çalıştığını belirterek, yaklaşan kararın “yazı tura” niteliğinde olduğunu söyledi.

LSEG verilerine göre para piyasaları, Fed’in 25 baz puanlık faiz artırımına gitme ihtimalini yüzde 58, faizleri sabit bırakma olasılığını ise yüzde 42 olarak fiyatlıyor.

PİYASALAR İKİYE BÖLÜNDÜ

Geçen hafta açıklanan güçlü ABD istihdam verisi, faiz artışı beklentilerini destekledi ancak piyasa açısından kesin bir yön oluşturmadı.

ING Kıdemli Faiz Stratejistleri Benjamin Schroeder ve Michiel Tukker, tarım dışı istihdam verisinin beklentileri aşmasının Fed toplantısı öncesindeki şahin eğilimi güçlendirdiğini belirtti.

Buna rağmen yaklaşık yüzde 60 seviyesindeki faiz artışı fiyatlaması, yatırımcıların hâlâ ikiye bölünmüş olduğunu gösteriyor.

162 BİNLİK İSTİHDAM ARTIŞI DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ

ABD ekonomisi ağustos ayında beklentilerin üzerinde 162 bin yeni istihdam oluşturdu.

Temmuz ayına ilişkin veri de 23 bin kişilik düşüşten 21 bin kişilik artışa revize edildi.

Güçlü iş gücü piyasası Fed’in faiz artırımı için hareket alanını genişletirken, DWS ABD Başekonomisti Christian Scherrmann bu verilerin tek başına daha yüksek faiz için yeterli olmadığını savundu.

GÖZLER CUMA GÜNKÜ ENFLASYONDA

Fed’in kararında asıl belirleyici unsur olarak cuma günü açıklanacak ABD tüketici fiyat endeksi öne çıkıyor.

Scherrmann, enerji fiyatları ve gümrük tarifeleri gibi dış kaynaklı fiyat baskılarının önemini koruduğunu belirterek, TÜFE verisinin daha yüksek bir politika faizinin gerekli olup olmadığını göstereceğini ifade etti.

Enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesi halinde faiz artışı ihtimalinin daha da güçlenmesi beklenirken, daha ılımlı bir veri sabit faiz senaryosunu destekleyebilir.

TRUMP VE VANCE’İN MESAJLARI DA İZLENİYOR

Ballard, ABD Başkanı Donald Trump ile Başkan Yardımcısı JD Vance’in faizlerin düşürülmesi gerektiği yönündeki açıklamalarının da Fed açısından göz ardı edilemeyecek bir unsur olduğunu belirtti.

Ancak para politikası kararında enflasyon ve iş gücü piyasası görünümünün temel belirleyici olmaya devam etmesi bekleniyor.

JEFFERIES UZUN VADELİ TAHVİLLERDEN KAÇINIYOR

Jefferies Küresel Ekonomisti Mohit Kumar, enflasyon ve mali genişleme kaynaklı riskler nedeniyle uzun vadeli tahvillere yönelik temkinli duruşlarını koruduklarını açıkladı.

Kumar, tahvil faizlerinde kısa vadede geri çekilme görülebileceğini ancak orta vadede getiri eğrisinin uzun vadeli bölümünden uzak durmayı tercih ettiklerini belirtti.

Jefferies, kısa ve uzun vadeli tahvil faizleri arasındaki farkın açılmasını öngören getiri eğrisi dikleşme stratejilerini destekliyor.

EL NINO VE GIDA FİYATLARI DA RİSK OLUŞTURUYOR

Jefferies’e göre yalnızca para politikası değil, arz kaynaklı enflasyon riskleri de tahvil piyasası açısından önemini koruyor.

Kumar, El Nino’nun ve yüksek gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisinin devam edebileceğine dikkat çekti.

ABD-İran geriliminde daha iyimser olduklarını belirten Kumar, çatışmanın kapsamı sınırlı kalsa bile ABD ara seçimleri öncesinde bir anlaşma ihtimalinin bulunduğunu ifade etti.

AVRUPA’DA MALİ GENİŞLEME RİSKİ

Jefferies, Avrupa tarafında da orta vadeli tahvil risklerine dikkat çekiyor.

Kumar, 2027 yılında bölge ekonomisinin yüzde 60’tan fazlasını temsil eden ülkelerin seçim sürecine gireceğini ve bunun mali destekleyici politikaların uygulanma ihtimalini artırabileceğini belirtti.

Bu durumun küresel tahvil getirileri üzerinde ek yukarı yönlü baskı yaratabileceği değerlendiriliyor.

FED’DE SON SÖZÜ TÜFE SÖYLEYEBİLİR

Fed’in 16 Eylül toplantısı öncesinde güçlü istihdam verisi faiz artışı seçeneğini masada tutuyor ancak karar hâlâ kesinleşmiş değil.

Piyasadaki yüzde 58’e karşı yüzde 42’lik fiyatlama da bu belirsizliği açık biçimde ortaya koyuyor.

Bu nedenle cuma günü açıklanacak ABD tüketici enflasyonu, Fed’in faiz artırımına mı gideceği yoksa bir toplantı daha beklemeyi mi tercih edeceği konusunda son kritik sinyal olabilir.

ONUR TOPKAN

ONUR TOPKAN

İstanbul Ticaret Gazetesi – Ekonomi Editörü