Dünya genelinde göller kuruyor, baraj doluluk oranları geriliyor, şehirler ve sanayi artan su talebiyle karşı karşıya kalıyor. Küresel ölçekte hızlanan yapay zeka yatırımları da veri merkezlerinin yüksek enerji ihtiyacının yanı sıra ciddi bir su tüketimini beraberinde getiriyor. Dünya, artan kriz ve su stresi riskine karşı yeni önlemler alıyor.
Türkiye de birçok ülke gibi son yıllarda iklim değişikliği, nüfus artışı ve artan su talebiyle birlikte bir su stresi yaşamamak için önlemler almaya başladı. Halen Türkiye’nin kullanılabilir yıllık yenilenebilir su miktarının yaklaşık 112 milyar metreküp olduğu ve bu kaynakların kişi başına düşen miktarının ise yaklaşık 1.300 metreküp civarında seyrettiği biliniyor.

SU KAYNAKLARI AZALIYOR
Türkiye’nin coğrafi konumu gereği su kaynakları, nüfus artışı ve iklim değişikliğinin etkisiyle giderek tükenme riski altında. Su stresi göstergelerinden biri olan kişi başına düşen su miktarının 2030’a kadar yaklaşık 1.200 metreküpe, 2050’ye gelindiğinde ise 1.069 metreküpe kadar düşebileceği tahmin ediliyor. Bu seviyeler, uluslararası su kıtlığı eşiğine çok yakın.
Meteorolojik veriler de son dönemde yağış rejiminde önemli dalgalanmalar olduğunu ortaya koyuyor; bazı bölgelerde yağış miktarları uzun dönem ortalamalarının çok altında seyretmeye başladı. Özellikle iç kesimler ile Ege ve Akdeniz bölgelerinde uzun süren kuraklık, baraj doluluk oranlarını da gündeme getirdi.
TARIMDA ALINAN ÖNLEMLER
Türkiye’de su kullanımında tarım, toplam su tüketiminin en büyük bölümünü tüketiyor. Verilere göre ülke genelinde kullanılabilir suyun yaklaşık yüzde 70’ten fazlası tarımsal sulamada kullanılıyor. Bu kullanımda ise yaygın olarak geleneksel yüzey sulama teknikleri tercih ediliyor ki, bu da ciddi ölçüde su kaybına neden oluyor.
Uzmanlar, geleneksel sulama yöntemlerinin verimsiz olduğunu, modern damla sulama ve hassas sulama teknolojilerinin yaygınlaştırılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Modern tekniklerin kullanılması, hem su israfını azaltıyor hem de tarımsal üretimde verimliliği artırıyor.
Son dönemde gerek devlet desteği gerekse özel girişimlerin Ar-Ge çalışmalarıyla tarımda damla, mikro, yağmurlama, yüzey sulama yöntemleri yaygınlaşmaya başladı.
KRİTİK HAVZALAR
Türkiye’de 25 büyük su havzasının pek çoğunda su stresi ve kıtlık riski mevcut. Bazı havzalar su kıtlığı eşiğinde yer alırken, sadece sınırlı sayıda havzada bu risk daha düşük. Balıkesir, Konya, Gediz ve Büyük Menderes gibi havzalar özellikle riskin daha yüksek olduğu bölgeler olarak gösteriliyor.
Öte yandan, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda Türkiye’nin kısa, orta ve uzun vadeli su stratejilerini belirlemek üzere çalışmalar sürüyor. Uzmanlar, yalnızca altyapı yatırımlarının değil, aynı zamanda su verimliliği politikaları, tarımda teknoloji kullanımı, şehir içi yönetim reformları ve toplumsal bilinçlendirme gibi kapsamlı tedbirlerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

ULUSAL SU PLANI HAZIRLANDI
Ulusal Su Planı ile Türkiye’nin 10 yıllık su yol haritası Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çizildi.
2023 yılında Türkiye’de su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir yönetimine ilişkin temel politikaları belirleyen, ulusal ve yerel ölçekte sorunları değerlendirerek çözüm yöntemlerini ortaya koyan Ulusal Su Kurulu, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğünce kuruldu. Su kaynaklarının korunması noktasında görev ve yetkisi bulunan tüm kurumların temsil edildiği kurulda alınan kararlar sayesinde su verimliliğinden içme-kullanma suyu güvenliğine, iklim değişikliğine uyumdan su kaynaklı afetlere kadar geniş bir yelpazede stratejik adımlar atıldı. Bugüne kadar yapılan çalışmalar kapsamında Ulusal Su Planı, Su Kanunu, Taşkın Kanunu gibi ulusal ölçekli tedbirlerin belirlendiği düzenlemelerin yanı sıra kırsalda içme suyu yönetimi, atık suyun arıtılması, yeniden kullanım, kurakçıl peyzaj uygulamaları, yağmur suyu hasadı, gri su sistemleri gibi havza ve il bazlı çözümler de kurulun gündeminde yer aldı.
Ayrıca, içme suyu altyapısının güçlendirilmesi, taşkın risklerine karşı önleyici tedbirlerin artırılması, havzalarda su kalitesini ve miktarını iyileştirecek yatırımlara öncelik verilmesi gibi konularda da somut adımlar atılmaya başlandı.
Su stresi yalnızca susuzluk olarak değil, ekonomik üretim, tarımsal verimlilik, enerji üretimi ve ekosistem sağlığı üzerinde de etkilerini gösteriyor. Bu nedenle su yönetimi, sadece bir çevre meselesi değil, ülke kalkınmasının da stratejik bir bileşeni olarak ele alınıyor. Teknolojik çözümler, yalnızca mevcut suyun daha verimli kullanılmasını sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda uzun vadeli stratejik planlamada da kritik bir rol üstleniyor.
GÜNDEMDEKİ YAPAY ZEKA DESTEKLİ SU ÖNLEMLERİ
Uzmanlar, Türkiye’de su yönetimi politikasında dönüşümün gerektiğini vurguluyor. Bu dönüşümde yapay zeka ve dijital teknolojiler, su tasarrufu ve verimli kullanım için güçlü araçlar olarak öne çıkıyor:
* Su talep tahminleri: Yapay zeka destekli modeller, nüfus artışı, iklim verileri ve tüketim alışkanlıklarına dayalı tahminler yaparak yerel su yönetimlerine daha isabetli talep projeksiyonları sağlar. Böylece hem içme suyu planlaması hem de tarımsal su tahsisi optimize edilebilir.
* Akıllı sulama sistemleri: Tarımsal sulamada kullanılan akıllı sensörler ve yapay zeka algoritmaları, bitkinin ihtiyacına göre su vermeyi sağlayarak israfı azaltıyor.
* Kaçak ve kayıp tespiti: Şehir şebekelerinde su kayıpları önemli bir sorun; yapay zeka ile gerçek zamanlı kaçak tespiti ve basınç optimizasyonu su kaybını düşürebilir.
* Havza analizleri: Büyük veri analizleri ve yapay zeka modelleri sayesinde su havzaları üzerinde çevresel değişimlerin izlenmesi ve geleceğe dönük risklerin öngörülmesi mümkün oluyor.
* Veri merkezleri su olmadan çalışamıyor: Yapay zeka uygulamalarının merkezinde yer alan veri merkezleri, yüksek enerji tüketiminin yanı sıra yoğun su ihtiyacıyla da dikkat çekiyor. Sunucuların soğutulması için kullanılan su, özellikle sıcak iklimlerde kritik hale geliyor. Uzmanlara göre büyük ölçekli bir veri merkezinin yıllık su tüketimi, orta ölçekli bir yerleşim biriminin ihtiyacına yaklaşabiliyor.

VERİLERLE TÜRKİYE’DE DURUM
Türkiye su fakiri sınırına ne kadar yakın?
Uluslararası sınıflandırmalara göre kişi başına yıllık 1.700 metreküpün altındaki ülkeler ‘su stresi’ yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye’de bu miktar bugün yaklaşık 1.300 metreküp seviyesinde bulunuyor. Mevcut eğilim sürerse 2030 sonrası dönemde Türkiye’nin su fakiri eşiğine yaklaşması bekleniyor.
Tarımda bir damla su ne kadar kazandırıyor?
Türkiye’de su tüketiminin yüzde 70’ten fazlası tarımsal sulamada kullanılıyor. Uzmanlar, geleneksel sulama yöntemleri yerine damla ve hassas sulama sistemlerine geçilmesi halinde su tüketiminin yüzde 30 ila 50 arasında azaltılabileceğini belirtiyor. Modern sulama, üretim maliyetlerini düşürürken tarımsal verimliliği de artırıyor.
Su stresi en çok bu havzalarda hissediliyor
Türkiye’de 25 büyük su havzasının önemli bir bölümünde su stresi ve kıtlık riski bulunuyor. Özellikle Konya Kapalı Havzası, Gediz, Büyük Menderes ve Balıkesir çevresi riskin daha yüksek olduğu bölgeler arasında gösteriliyor. Uzmanlar, bu havzalarda su yönetimi ve tarımsal kullanımın yeniden planlanması gerektiğini vurguluyor.
YAPAY ZEKA İLAÇ MI, TETİKLEYİCİ Mİ?
Yapay zeka, bir yandan veri merkezleri üzerinden su talebini artırırken, diğer yandan su yönetiminde verimlilik sağlayan çözümler sunuyor. Akıllı sulama, kaçak tespiti ve talep tahminleri sayesinde su kayıpları azaltılabiliyor. Uzmanlara göre belirleyici olan, yapay zekanın nerede ve nasıl kullanıldığı.