Hava değişikliği hastalıkları beraberinde getiriyor. Konu hakkında açıklamalarda bulunan Medicana Kadıköy Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Yalçın, grip, soğuk algınlığı ve Respiratuvar Sinsityal Virüs'ün (RSV) benzer belirtilerle ortaya çıkmasına rağmen farklı riskler taşıdığını belirtti.
Hastaneden yapılan açıklamaya göre, havanın bir sıcak bir soğuk seyrettiği dönemlerde solunum yolu enfeksiyonları artış gösteriyor.
Mevsim geçişlerinde hem çocuklarda hem de yetişkinlerde sağlık kuruluşlarına başvuruların önemli nedenleri arasında yer alan enfeksiyonlar, bağışıklık sistemini zorlayarak vücudu savunmasız hale getirebiliyor.
Benzer belirtiler göstermelerine rağmen grip, soğuk algınlığı ve RSV enfeksiyonu, hastalığın şiddeti, süresi ve risk grupları açısından birbirinden ayrılıyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yalçın, grip, soğuk algınlığı ve RSV'nin benzer belirtilerle ortaya çıkmasına rağmen farklı riskler taşıdığını, özellikle bebekler, yaşlılar ve kronik hastalığa sahip bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini aktardı.
Dr. Yalçın, grip enfeksiyonunun ani başlangıçlı ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarına kıyasla daha ağır seyirli olduğunu belirtti.
İnfluenza virüsünün neden olduğu gripte yüksek ateş, yaygın kas ve eklem ağrıları, halsizlik, baş ağrısı ve kuru öksürüğün belirgin belirtiler arasında yer aldığına değinen Yalçın, bu tablonun günlük yaşamı belirgin şekilde kısıtlayabildiğini vurguladı.
Yalçın, grip enfeksiyonunun özellikle bazı gruplarda daha yakından izlenmesi gerektiğine işaret ederek, "Grip, sağlıklı bireylerde genellikle 1-2 hafta içinde iyileşme ile sonuçlanır. Ancak 65 yaş üzerindeki kişiler, kronik hastalığı olanlar, hamileler ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde zatürre gibi ciddi komplikasyonlara yol açma riski taşır." değerlendirmesini yaptı.
Soğuk algınlığının ise çoğunlukla rinovirüsler başta olmak üzere farklı virüslerin neden olduğu, üst solunum yollarını tutan bir enfeksiyon olarak bilindiğini aktaran Yalçın, burun akıntısı, hapşırma, boğaz ağrısı ve hafif halsizliğin sık görüldüğü bu hastalıkta ateşin genellikle ya hiç görülmediğini ya da düşük seviyelerde seyrettiğini kaydetti.
Yalçın, toplumda yaygın görülen soğuk algınlığının çoğu zaman birkaç gün içinde kendiliğinden düzeldiğini ve havanın bir sıcak bir soğuk seyrettiği dönemlerde bu enfeksiyonların daha kolay yayıldığını belirterek, özellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda temasın artmasının bulaşmaya zemin hazırladığına dikkati çekti.
Burun akıntısı ve öksürükle başlayan RSV'nin her yaş grubunda enfeksiyona yol açabildiğini ancak özellikle bebekler ve küçük çocuklar için risk taşıdığını vurgulayan Yalçın, şunları kaydetti:
"Özellikle altı ayın altındaki bebeklerde ve erken doğmuş çocuklarda RSV, alt solunum yollarını etkileyerek hastaneye yatış gerektirebilen ciddi tablolara neden olabilir. Hızlı soluma, morarma veya beslenme isteksizliği gibi belirtiler mutlaka ciddiye alınmalı. Bu hastalık, erişkinlerde ise genellikle hafif belirtilerle atlatılıyor."
Yalçın, grip, soğuk algınlığı ve RSV enfeksiyonunun benzer şikayetlerle başlamasının ayırt edilmeyi zorlaştırabildiğine işaret ederek, "Öksürük, burun akıntısı ve halsizlik her üç tabloda da görülebilir ancak gripte ani ve ağır başlangıç, soğuk algınlığında daha hafif seyir, RSV'de ise çocuklarda solunum sıkıntısı ön plana çıkıyor." ifadelerini kullandı.
Solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada günlük yaşamda alınacak basit önlemlerin önemine değinen Yalçın, ellerin sık sık su ve sabunla yıkanması, havalandırması yetersiz ortamlardan kaçınılması, öksürme sırasında ağız ve burnun mendille kapatılması tavsiyelerinde bulundu.