Uzayda ‘Astrobee’ dönemi: ISS’de robotlara yapay zeka desteği

Stanford Üniversitesi araştırmacıları, makine öğrenimi algoritmalarının Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki (ISS) robotları güvenli ve verimli bir şekilde yönlendirebileceğini kanıtladı. ‘Sıcak Başlangıç’ adı verilen yeni yöntemle, Astrobee robotunun hareket planlaması yüzde 60 oranında hızlanırken, gelecekteki Ay ve Mars görevleri için kritik bir eşik aşıldı.

Giriş: 05.12.2025 - 16:03
Güncelleme: 05.12.2025 - 16:03
Uzayda ‘Astrobee’ dönemi: ISS’de robotlara yapay zeka desteği

Uzay araştırmalarında insan müdahalesini en aza indirecek ve astronotlara zaman kazandıracak otonom sistemlerde yeni bir dönem başlıyor. Stanford Üniversitesi Mühendislik Fakültesi araştırmacıları, Uluslararası Uzay İstasyonu'nda (ISS) görev yapan ‘Astrobee’ adlı robotu, makine öğrenimi tabanlı bir kontrol sistemiyle güvenli bir şekilde yönlendirmeyi başardı. 2025 Uluslararası Uzay Robotları Konferansı'nda (iSpaRo) sunulan bu çalışma, yapay zekanın uzaydaki hassas ortamlarda fiziksel görevleri başarıyla üstlenebileceğini gösteren ilk somut örneklerden biri oldu.


YÜZDE 60 DAHA HIZLI HAREKET

Küp şeklinde ve fanlarla hareket eden Astrobee robotu, ISS'nin dar, kablolarla ve ekipmanlarla dolu karmaşık koridorlarında otonom olarak hareket edebiliyor. Ancak bu hareketin güvenli ve hızlı olması, geleneksel yazılımlar için büyük bir işlemci yükü anlamına geliyordu. Stanford ekibi, bu sorunu çözmek için binlerce geçmiş uçuş verisiyle eğitilen bir makine öğrenimi modeli geliştirdi.


"Sıcak Başlangıç" (Warm Start) olarak adlandırılan bu yöntem, robotun sıfırdan hesaplama yapmak yerine, engellerin nerede olabileceğine dair önceden edinilmiş kalıpları kullanmasını sağlıyor. Stanford Üniversitesi'nden baş araştırmacı Somrita Banerjee, bu yöntemi, "Haritada rastgele bir çizgi çekmek yerine, daha önce tecrübe edilmiş bir rotadan yola çıkarak seyahat planlamaya" benzetti. Yapılan testlerde, yapay zeka destekli sistemin, özellikle dar koridorlar ve karmaşık manevralar gerektiren durumlarda standart yöntemlere göre yüzde 50 ila 60 oranında daha hızlı olduğu tespit edildi.


GÜVENLİK VE VERİMLİLİK BİR ARADA

Projenin kıdemli yazarı ve Stanford Otonom Sistemler Laboratuvarı Direktörü Doç. Dr. Marco Pavone, uzay donanımlarının Dünya'daki bilgisayarlara göre daha sınırlı kaynaklara sahip olduğunu hatırlatarak, "Uzay ortamındaki belirsizlik ve güvenlik gereksinimleri, karasal uygulamalara göre çok daha zorludur" dedi.


Ekip, yapay zekayı uzaya göndermeden önce NASA Ames Araştırma Merkezi'nde mikro yerçekimini taklit eden özel bir ortamda testler gerçekleştirdi. Gerçek test aşamasında ise ISS'deki astronotlar sadece gözetmen olarak yer aldı ve robotun kontrolü tamamen Houston'daki yer operatörleri ve otonom yazılıma bırakıldı. Testlerin başarısı, teknolojiyi NASA'nın "Teknoloji Hazırlık Seviyesi 5"e taşıdı; bu da sistemin gerçek operasyonel ortamda düşük riskle çalıştığını doğruluyor.


AY VE MARS GÖREVLERİ İÇİN KRİTİK ADIM

Geliştirilen teknoloji, sadece ISS içindeki lojistik işleri değil, gelecekteki derin uzay görevlerini de şekillendirecek. Banerjee, robotların Dünya'dan uzaklaştıkça ve iletişim gecikmeleri arttıkça otonominin zorunlu hale geleceğini vurguladı. "Yerleşik garantilere sahip özerklik, uzay robotiğinin geleceği için olmazsa olmazdır" diyen Banerjee, bu teknolojilerin NASA'nın Ay ve Mars misyonlarında astronotların daha kritik bilimsel işlere odaklanmasını sağlayacağını belirtti.


Stanford Uzay Buluşma Laboratuvarı, Havacılık ve Uzay Özerklik Araştırmaları Merkezi (CAESAR) çatısı altında, otonom sürüş sistemlerinde kullanılan daha güçlü yapay zeka modellerini uzay robotlarına entegre etmek için çalışmalarını sürdürüyor.