Ocak ayında fırlatılan Yıldız-Gezegen Aktivitesi Araştırma Küp Uydusu (SPARCS), mühendislerin yörüngedeki ilk kontrolleri tamamlamasının ardından 6 Şubat itibarıyla ilk bilimsel verilerini merkeze ulaştırdı.
‘İLK IŞIK’ KİLOMETRE TAŞI AŞILDI
Astronomi terminolojisinde ‘ilk ışık’ olarak bilinen bu kritik kilometre taşı, uzay aracının üzerindeki teleskop ve yüksek hassasiyetli dedektörlerin uzay vakumunda ve radyasyon ortamında kusursuz çalıştığını tescilledi. Görevin başarısı, tamamen bu ultra hassas ultraviyole (UV) ölçümlerine bağlı olduğundan, alınan ilk net görüntüler bilim dünyasında büyük bir heyecan yarattı.
KÜÇÜK BOYUT, DEV BİLİMSEL HEDEF
Yaklaşık bir mısır gevreği kutusu hacmine sahip olan SPARCS, cüssesiyle ters orantılı devasa bir misyonu üstleniyor. Bir yıl sürecek olan görev boyunca uydu, Güneş'in kütlesinin yaklaşık %30'u ile %70'i arasında değişen 20 farklı düşük kütleli yıldızı gözlemleyecek. Samanyolu Galaksisi'nin en yaygın yıldız türü olan ve etrafında çok sayıda kayalık gezegen barındıran bu hedeflerin her biri, 5 ila 45 gün boyunca kesintisiz olarak incelenecek.
YILDIZ PATLAMALARI VE YAŞANABİLİRLİK KRİTERİ
Bilim insanlarının temel amacı; bu düşük kütleli yıldızların ne sıklıkla patlama (flare) yaşadığını ve bu patlamaların yoğunluğunu haritalandırmak. Bu yıldızlar Güneş'ten daha soğuk ve sönük görünseler de, çok daha sık ve şiddetli patlamalar üretiyorlar. Yayılan yoğun ultraviyole radyasyon, yörüngedeki gezegenlerin atmosferlerini doğrudan etkiliyor. Bu radyasyon profilinin anlaşılması, ötegezegenlerin sıvı su barındırıp barındıramayacağının, yani yaşanabilir kalıp kalamayacağının en büyük göstergesi olacak.

AKILLI TELEFON TEKNOLOJİSİNDEN UZAY KAMERASINA
Görev, aynı zamanda NASA'nın Jet İtki Laboratuvarı'nda (JPL) geliştirilen devrim niteliğindeki ultraviyole dedektör teknolojisinin de nihai test sahası konumunda. SPARCam adı verilen bu özel kamera sistemi, maliyet-etkin uzay araştırmaları için yeni bir standart belirliyor.
SPARCam Baş Geliştiricisi ve JPL Baş Teknoloji Uzmanı Shouleh Nikzad, geliştirdikleri teknolojiyi şu sözlerle özetliyor: "Silikon tabanlı dedektörler, yani cebinizdeki akıllı telefon kamerasıyla aynı temel teknolojiyi kullanarak yüksek hassasiyetli bir UV görüntüleyici oluşturduk. İstenmeyen ışığı engellemek için filtreleri doğrudan dedektöre entegre ettik. Bu, küçük paketlerde devasa bilimsel çalışmalar yapmak adına tarihi bir adımdır."
JPL Enstrüman Bilimcisi David Ardila ise, SPARCS'ın sadece güneş patlamalarını değil, aynı zamanda son teknoloji dedektörler ile akıllı yerleşik veri işlemeyi bir araya getirdiğini belirterek, elde edilecek verilerin galaksimizdeki yaşam potansiyelini yeniden tanımlayacağını vurguladı.