Türkiye Avrupa’yı serinletirken Ar-Ge’de rekabet ısınıyor
Avrupa’yı kavuran rekor sıcaklıklar, klima kullanımını zorunlu ihtiyaca dönüştürdü. Geçen yıl 8.5 milyar dolarlık ihracat yapan Türk iklimlendirme sektörü, artan taleple Çin’den sonra Avrupa’nın en önemli tedarikçisi olarak öne çıktı. Sektörde, Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak temel unsurun Ar-Ge ve yüksek katma değerli üretim olduğuna işaret ediliyor.

HABER: MERTCAN DELİKLİTAŞ
AVRUPA, son yıllarda art arda yaşadığı sıcak yazlara bu yaz da yenisini eklerken, kıtanın klima talebinde tarihi bir sıçrama yaşanıyor. 40 derecenin üzerine çıkan sıcaklıklar, geleneksel olarak klimaya mesafeli duran kıta ülkelerinde serinlemeyi lüksten temel ihtiyaca dönüştürdü. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre Avrupa’da hanelerin yalnızca yüzde 20’sinde klima kullanılırken, bu oran ABD ve Japonya’da yüzde 90 seviyesinde. Kıta halkını bunaltan sıcak hava dalgaları bu tabloyu hızla değiştiriyor. Stokların tükendiği, üreticilere ‘elinizde ne kadar varsa gönderin’ çağrılarının yapıldığı bu şartlarda Türkiye, Çin dışında Avrupa’nın en büyük klima tedarikçilerinden biri olarak öne çıktı.
SAKARYA İMDADA YETİŞTİ
Özellikle Sakarya’daki üretim tesisleri, kısa teslimat süreleri sayesinde Avrupalı perakendecilerin acil siparişlerine yetişebilen neredeyse tek kaynak konumuna geldi. Sektörün klima ihracat hacmi yıllık bazda 3.9 milyar dolara ulaşırken, Türkiye VRF klima (merkezi klima teknolojisi) pazarında Avrupa’nın en büyük tedarikçisi oldu. Türkiye, geçen yıl 8.5 milyar dolarlık iklimlendirme ürünleri ihracatıyla dünya sıralamasında 19. sırada yer aldı. Ancak iklimlendirme sektöründeki yoğun rekabet klima satışlarına da yansıyor.

İklimlendirme Soğutma Klima İmalatçıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun, sektörün Avrupa’daki bu yükselişinin kalıcı olması için fiyat avantajının tek başına yeterli olmadığının altını çizdi. Korun, Türkiye’nin küresel pazarda Çin ve Güney Kore gibi rakiplerine karşı en güçlü kozunun coğrafi yakınlık ve esnek üretim yapısı olduğunu, ancak bu avantajın Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Bu koşullarda rekabetle güçlenmenin formülünü açıklayan Korun, şunları söyledi: “Küresel pazarda yalnızca üretim kapasitesi değil; enerji verimli, çevre dostu ve dijital teknolojilerle donatılmış ürünler rekabet avantajı sağlıyor. Isı pompaları, akıllı HVAC sistemleri, düşük GWP’li soğutucu akışkanlara uygun ürünler ve yapay zeka destekli bina otomasyon çözümleri gibi alanlara yapılacak yatırımlar, sektörün rekabet gücünü artıracak.”
İNSAN KAYNAĞI DÖNÜŞÜMÜN BELKEMİĞİ
Korun’a göre nitelikli insan kaynağı da bu dönüşümün belkemiğini oluşturuyor. Üniversite-sanayi işbirliklerinin güçlendirilmesi, mesleki eğitimin desteklenmesi ve genç mühendislerin sektöre kazandırılmasının, Türkiye’nin teknolojik atılımı için kritik olduğunu belirten Korun, lojistik altyapının da bu başarının görünmeyen kahramanı olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya pazarlarına yakınlığının önemli bir rekabet avantajı sunduğunu belirten Korun, “Bu avantajın güçlü lojistik altyapı ve etkin tedarik zinciri yönetimiyle desteklenmesi, ihracat performansını olumlu etkileyecek” dedi.

RAKİPLERİN ÖNE ÇIKTIĞI ALANLAR
Çin’in ölçek ekonomisi ve düşük maliyetli üretimi, Güney Kore’nin ise yüksek teknoloji ve güçlü markalaşmasıyla öne çıktığını hatırlatan Korun, Türkiye’nin bu iki rakibiyle mücadelesinin farklı bir eksende sürmesi gerektiğinin altını çizdi. Korun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin bu ülkelerle rekabetini yalnızca maliyet üzerinden sürdürmesi mümkün değil. Rekabet gücümüzü artıracak formül; yüksek katma değerli, enerji verimli, çevre dostu ve dijital teknolojilerle desteklenmiş ürünler geliştirmek.” Küresel dalgalanmalara ve tedarik zinciri sorunlarına rağmen sektörün ihracatını artırmayı sürdürdüğünü belirten Korun, Ar-Ge yatırımlarının güçlendirilmesi, yüksek katma değerli ürün geliştirilmesi, dijitalleşme, markalaşma ve sürdürülebilir üretime daha fazla odaklanılması halinde bu payın önümüzdeki dönemde daha da artacağını söyledi.
En büyük pazar Almanya
Türkiye iklimlendirme sektörü, 2025’te 8.5 milyar dolarlık ihracata ulaşarak dünya iklimlendirme ihracatından yüzde 1.35 pay aldı. İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) verilerine göre Türkiye’nin Avrupa’ya yönelik klima ihracatında listenin açık ara lideri Almanya. Türkiye’den yıllık ortalama 53 milyon dolarlık klima ithal eden Almanya’yı, 35 milyon dolarla Birleşik Krallık, 25 milyon dolarla İtalya, 20 milyon dolarla Polonya ve 19 milyon dolarla Fransa izliyor. Klima sahiplik oranının Almanya’da yüzde 9, Fransa’da yüzde 15 gibi düşük seviyelerde kalması, bu ülkelerdeki büyüme potansiyelinin de işareti olarak görülüyor.
