Trump’ın enerji radarında 5 ülke var

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’nın ardından Danimarka (Grönland), Meksika, Küba, İran ve Kolombiya’yı da radarına alarak, enerji rezervleri güçlü bu ülkelere yönelik baskıyı artırdı. Petrol ve kritik kaynaklar üzerinden şekillenen bu yeni strateji, Çin’in Latin Amerika ve Arktik bölgedeki artan etkisini sınırlamayı amaçlıyor.

Giriş: 16.01.2026 - 09:22
Güncelleme: 16.01.2026 - 10:20
Trump’ın enerji radarında 5 ülke var

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’ya yönelik askeri müdahalenin hemen ardından beş ülkeyi daha radarına aldı.  Danimarka, Meksika, Küba, İran ve Kolombiya hakkında sert açıklamalar yapan Trump, bu ülkelere karşı askeri adımlar atılabileceğini ima etti. İran’daki iç karışıklıktan da faydalanmak isteyen Trump, İran ile ticaret yapan ülkelere yüzde 25 ek gümrük vergisi getirdi. Trump’ın hedef aldığı ülkelerin ortak özelliği ise enerji rezervlerinin güçlü olması. 


DEVLET GÜCÜ ENERJİDEN GEÇİYOR

ABD’nin güçlü bir enerji altyapısına sahip olmasına rağmen petrol arzını artırma yönündeki ısrarı, Donald Trump’ın petrol öncelikli enerji politikasını yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre bu yaklaşımın arkasında yalnızca petrolün miktarı değil, kalitesi de önemli bir rol oynuyor. ABD’de üretilen petrolün büyük bölümü hafif ve kaya petrolü niteliği taşırken, sanayi, petrokimya ve rafinaj sektörlerinde kullanılan petrol türleri farklı özellikler gerektiriyor. Bu nedenle Venezuela, İran ve Rusya gibi ülkelerin sahip olduğu ağır ve orta yoğunluktaki ham petrol, ABD açısından stratejik önemde.


ÖNCELİKLİ HEDEF İRAN VE RUSYA

Özellikle Venezuela, yaklaşık 303 milyar varillik kanıtlanmış petrol rezerviyle dünyanın en büyük rezervine sahip ülkeler arasında. Bu durum, Washington’un Caracas üzerindeki ilgisini artıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Trump’ın, Çin’in yalnızca Venezuela’nın değil, genel olarak Latin Amerika’nın en önemli ticaret ortaklarından biri haline gelmesinden rahatsızlık duyduğu da sık sık dile getiriliyor. Buradaki Çin hakimiyetine son vermek istiyor. Trump, enerji politikasında petrolün yalnızca bir ekonomik unsur değil, aynı zamanda jeopolitik bir araç olarak görüldüğünü bir kez daha ortaya koydu.


GRÖNLAND BİLMECESİ

Donald Trump göreve başladığı günden bu yana yeşil odaklı enerji değil, enerji çeşitliliği üzerine bir politika uyguluyor. Trump’ın öncelikle Ukrayna ile nadir toprak elementleri (NTE) anlaşması ardından Grönland açıklamaları da AB üyesi ülkeleri rahatsız etti. AB Komisyonu, Grönland’ın AB’ye ait olduğunu vurgulayarak, Trump’ı çeşitli şekilde uyardı. Birleşik Krallık da Grönland üzerinde ABD’den sonra Çin ve Rusya’nın da harekete geçmesinin ardından buranın Avrupa kıtasına ait bir toprak olduğunu yineledi. Haritada büyük bir kıta olarak gözüken Grönland, aslında Türkiye’nin 3 katı. Grönland’ın hedef olmasında NTE olduğunu unutmamak gerekiyor. The Atlantic dergisine verdiği demeçte, “Grönland’a kesinlikle ihtiyacımız var” diyen Trump, ABD’nin müdahale edeceği son ülkenin Venezuela olmayacağını, zira Grönland’ın çevresinin Rusya ve Çin’e ait gemilerle dolu olduğunu öne sürdü. Grönland’ın Amerikan savunması için hayati önemde olduğunu vurgulayan Trump, daha başkanlığının ilk döneminde bu buzul adayı satın alma fikrini gündeme getirmişti. 


LATİN AMERİKA’DA ÇİN HAKİMİYETİ

ABD Başkanı Donald Trump’ın son dönemde hedef aldığı ülkeler arasına Kolombiya da eklendi. Enerji cephesinde Kolombiya, sahip olduğu petrol ve kömür üretimiyle ABD’nin enerji tedarik zincirinde alternatif bir kaynak olarak öne çıkıyor. Bunun yanı sıra ülke, Venezuela petrolünün kara ve deniz yoluyla bölge dışına taşınmasında lojistik geçiş ülkesi konumunda bulunuyor. Bu stratejik avantaj, Kolombiya’yı ABD’nin enerji ve güvenlik politikalarında daha kritik bir noktaya taşıyor. Analistler, Trump’ın Danimarka ve İran’a yönelik sert çıkışlarının ardından Kolombiya’nın da yeni odak ülkeleri arasına girmesinin sürpriz olmadığını ifade ediyor. Son yıllarda Çin’in Latin Amerika’da hızla artan yatırımları ve ticaret hacmi, Trump’ın bölgeye yönelik söylemlerini daha da sertleştirirken, Kolombiya’nın ABD ekseninde tutulması, Çin’in bölgesel nüfuzunu sınırlayan kilit bir hamle olarak görülüyor.


PETROL BELİRLEYİCİ OLUR

Trump, Küba hakkında da benzer şekilde konuşarak adanın ‘çökmeye hazır’ olduğunu öne sürdü. Venezuela’dan gelen petrol gelirinin kesilmesiyle Küba ekonomisinin iyice sarsıldığını belirten Trump, bu nedenle Küba’ya bir Amerikan müdahalesine şimdilik gerek kalmayabileceğini ima etti. 


Latin Amerika’daki bir diğer hedef Meksika oldu. Trump, komşu Meksika için “Yasaklı maddeler Meksika üzerinden akın akın ülkemize geliyor. Bir şeyler yapmak zorunda kalacağız” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Donald Trump, göreve geldiği ilk dönemde de Meksika ek vergi uygulanan ülkeler arasında yer alıyordu. 


TEHDİT DİLİ İŞGALE DÖNÜŞÜYOR

İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Uğur Yasin Asal, küresel ekonomide artan belirsizliklerin hem piyasalarda hem de uluslararası ilişkilerde ciddi bir stres yarattığını söyledi. Asal, dünyanın son yıllarda derin bir türbülans sürecinden geçtiğini belirterek, “Yaşanan gelişmeler belirsizliği ve endişeleri artırıyor. Bu da küresel ekonomi üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor” dedi. 


Asal, ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarının piyasalar üzerindeki stresi artırdığını vurguladı. Trump’ın bazı Güney Amerika ülkelerini hedef alan açıklamalarına da değinen Asal, “Bu tablo, büyük ölçüde Trump kaynaklı bir belirsizliğe işaret ediyor. Tehdit dili üzerinden yürütülen bu süreçlerin kaçınılması ve engellenmesi gerekiyor” diye konuştu. Uluslararası ilişkilerde aktörlerin davranışlarının belirleyici olduğuna dikkat çeken Asal, küresel yönetişim mekanizmalarının daha etkin rol alması gerektiğini dile getirdi.


MERKEL AKILLARA GELDİ 

Küresel ekonominin son 15 yılda birden fazla kırılma yaşadığını hatırlatan Doç. Dr. Uğur Yasin Asal, “2008 krizinden sonra toparlanma süreci yaşandı. Covid-19 salgınıyla birlikte yeni bir paradigma ortaya çıktı. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında ise bu paradigma daha da yaygınlaştı. Ticaretin ciddi risk altında olduğunu biliyoruz ve ekonomiler bu süreçten doğrudan etkilendi” dedi. Asal, mevcut krizin henüz ilk evrelerinde olunduğunu belirterek, “Şu anda krizin birkaç günlük safhasındayız. İlerleyen süreçte uluslararası paydaşların ve kurumların harekete geçmesi beklenebilir” değerlendirmesinde bulundu. Trump’ın son dönemde beş ülkeyi daha hedef aldığını ifade eden Asal, “Trump’ın tehdit etme, müzakere etme ve rızaya zorlama üzerine kurulu bir politikası var. Ülkeleri tehdit üzerinden belli bir noktaya getirerek maksimum kazanç elde etmeye odaklanıyor ve bu tavrını sürdürmesi bekleniyor” dedi. 


Trump’ın savaşları bitirme iddiasının da gerçeği yansıtmadığını söyleyen Asal, “Karşısındaki aktörlerin tutumları burada belirleyici. Venezuela ve Kolombiya gibi ülkeler oldukça kırılgan halkalar. Ancak Venezuela örneğini diğer ülkelerden ayırmak gerekiyor. Bu süreçte uluslararası yönetişime her zamankinden daha fazla ihtiyaç var” diye konuştu. Asal, Almanya eski Başbakanı Angela Merkel’in Trump’ın ilk döneminde söylediği sözleri hatırlatarak, “Merkel, ‘Trump seçildi, bu süreci en az hasarla atlatmayı umuyoruz’ demişti. Bugünkü tabloyu özetleyen ifade de tam olarak budur” diye konuştu.