Hüseyin ÖZTÜRK

Hüseyin ÖZTÜRK

Diğer Yazıları


Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı! 

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;

Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.

 

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?

Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!

Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, 29 Ekim 1923 günü bağımsızlığımızın ve yeni devletimizin bütün dünyaya ilanına giden yolda, Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı ve Cumhuriyetimizin Kurucu Meclisi olan Birinci Büyük Millet Meclisi’nde oybirliği ile kabul edilen İstiklal Marşı’nın şu iki kıtası bile bağımsızlığa olan inancımızı gösteriyor.

 

Bizi diğer milletlerden ayıran başlıca özelliğimiz; vatan edindiğimiz topraklarda, milli birlik ve beraberlik içerisinde vatanımızı, devletimizi, bayrağımızı koruma ve yaşatma inanç ve azmimizdir. Yine dünya toplumları içerisinde bizim gibi yediden yetmişe; vatanı, milleti, devleti, bayrağı ve inandığı değerler uğruna mücadele etmiş millet azdır.

 

Birinci Dünya Savaşı’ndan yokluk ve yoksulluklar içerisinde çıkan milletimiz, canını dişine takarak yeniden bir seferberliğe ve savaşa daha katlanacak durumda değildi. Batılı devletler böyle düşünüyor ve şehirlerimizde, köylerimizde yabancı asker çizmeleri, topraklarımızı ve kutsallarımızı çiğniyordu.

 

19 Mayıs 1919 tarihi, vatanımızın ve milletimizin bağımsızlığı için önemli bir gündü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’dan başlattığı bağımsızlık hareketi, dalga dalga bütün yurda yayılmaya ve yeniden derlenip toparlanılmaya başlanılmıştı.

Köylerimizden şehirlerimize kadar Milli Mücadele ruhu harekete geçmiş, yediden yetmişe kadınlarımızla, erkeklerimizle, çocuklarımızla kimin neye nasıl gücü yettiyse, herkes bir emir komuta içerisinde vatan mücadelesine katılmıştı.

 

Şimdi yeri gelmişken Cumhuriyet’e giden yolda çok önemli bir vefayı nakledelim:

 

*           *           *

 

Bugün 780 bin metrekare yüzölçümlü cennet vatanımızın üzerinde; 81 vilayetimiz, 934 ilçemiz ve binlerce köyümüz bulunuyor. Mezarlıklarımız vatan, bayrak, devlet şehitlerimizle doludur. İşte binlerce örnekten biri

 

Kastamonu vilayetimizin Küre ilçesinin, Ersizler isimli bir köyü vardır. Vatanımızın bağımsızlığı için köyün erkekleri yaş durumlarına göre; Birinci Dünya Savaşı, Balkanlar ve İstiklal Harbi’ne gider ve köyde sadece kadınlarla çocuklar kalır. Dolayısıyla cepheye gidenler şehit oldukları için dönemez ve bu sebeple köyün adı ‘Ersizler Köyü’dür.

 

Günümüzde halen şehit olanların isimleri, lakapları, baba adları, şehit oldukları cepheler, köyün duvarlarında liste halinde bulunuyor. Şimdi gelelim devlet kurucu bir millet oluşumuzun yaşanmış hakikatine.

 

Aynı köyden Balabanoğlu Ahmet Çavuş, cepheye gitmeden önce köye üç gözlü bir değirmen yaptırır. 

 

Annesi:

 

-“Oğul! Ortalık savaşta, bu koca değirmeni ne yapacaksın” der.

 

Ahmet Çavuş da:

 

-“Ana bu değirmen gün olur işe yarar, köyümüze, civar halkımıza hizmet eder” der.

 

Bir süre sonra Ahmet Çavuş cepheye çağrılır ve giderken anasına:

 

-“Ana! Bu üç gözlü değirmenin bir taşı cephedeki Mehmetçiklerimiz için dönsün ve ekmek yapılıp cepheye gönderilsin. 

Bir gözü, cephede şehit olan veya muharebeye devam eden askerlerimizin aileleri ve akrabaları için dönsün. Bir gözü de hem size hem köye yeter” der ve gider. Ahmet Çavuş da diğerleri gibi köye dönemez ve şehit olur.

 

Görgü şahitlerinin ifadesine göre değirmen, 1970 yılına kadar çalışmış, bilahare tamir edildikten sonra 1995 senesine kadar da faaliyetteymiş.

 

Evet, bu topraklar; şehitlerimizle, gazilerimizle vatan edilmiştir. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına böyle azimli ve gayretli bir milletle kavuştuk, nice yüzyıllara diyelim. 

30 Ekim 2023 Pazartesi